Antik filozoflardan seni daha mutlu edebilecek 4 öneri

antik filozoflardan mutluluk önerileri

Antik filozofların mutluluk önerileri daha mutlu olmanı sağlayabilir. Büyük düşünürlerin önerilerine göz atmak ister misin?

Antik çağlarda ortaya çıkmış belirli felsefi akımların merkezinde mutluluk vardır. Bunlardan en önemlisi ise Stoacılık adı verilen akımdır. Stoacı akıma ayak uydurmuş olan filozoflar için hayatı güzelleştirmek temel prensiptir.

Özet: Antik filozoflardan mutluluk önerileri

Dürüst olayım, birçok kişinin antik filozoflar ve mutluluk ilgili bu yazıyı baştan sona okumak yerine başlıklara bakıp yazıyı kapatma eğiliminde olacağını düşünüyorum. Bir kolaylık yapıp özet kısmını sunmak istedim. Artık detayları öğrenip öğrenmemek senin elinde diyebilirim.

Antik filozofların mutluluk önerileri hayatı daha iyi yaşamanı sağlayabilir. Bu önerileri öğrenmek için aşağıdakilerden faydalanabilirsin:

  • “Olabilecek en kötü şey nedir?” düşüncesine sahip olmalısın.
  • “Sanki?” mutluluk için iyi bir yaklaşım olabilir.
  • “İradeni güçlendirmek” mutluluk için sana yardımcı olabilir.
  • “Tökezlemek ve kendini affetmek” düşüncesi mutluluğa açılan kapıdır.

Mutluluk insanın kendisine bağlıdır. Etrafında olan bitenden bağımsız davranman mümkün olmayabilir ama onları hesaba katarak kendi kendini mutlu edebilirsin. Özet yeterli gelmediyse okumaya devam edebilirsin.

1. En kötü şeyi düşün

“Olabilecek en kötü şey nedir?” bu soruyu bugüne kadar hiç düşündün mü bilmiyorum ama bu soru antik filozofların felsefi düşüncelerinin merkezinde yer alır. Bu soru düşünce geliştirebilmek için bir araçtır.

Bir şeylerin tamamen ters gideceğini düşünmek aslında yaşanacak durumların pek kötü olamayabileceği fikrinin zihninde yeşermesini sağlar. Bu bir tür ironi yaratma durumudur ve bunu kabullenmek çok zor olmaz.

Antik çağda yaşamış filozoflar sürekli bir şeylerin nasıl kötü olabileceğini düşünmüşlerdir. Böylece huzurlu bir zihne sahip olmuşlardır. Eğer benzer düşünceyi uygulamaya çalışırsan, zaman içerisinde endişe ve korkularının birer abartıdan ibaret olduğunu keşfedebilirsin.

Birkaç saniyeliğine hayatta senin için önemli olan şeyleri kaybettiğini düşünmeni istiyorum. Ailen, arkadaşların, mal varlığın artık bu her neyse. Epey ürkütücü öyle değil mi?

Birbirimizi kandırmayalım. Epey korkutucu olduğu kesin. Bu durumu düşünürken aslında onların varlığından duyduğun memnuniyet içine işlemiş olur. Var oldukları için şanslı birisindir. İşte bu memnuniyet durumu sayesinde mutlu olabilirsin.

Tıpkı mutlu düşünceler ve mutluluk alışkanlıkları yazılarımda bahsettiğim gibi memnuniyet mutluluğun en temel kaynağıdır. Kasıtlı bir biçimde bir şeyleri kaybettiğini düşünmek sıkıntılı olsa bile motive edici duyguları yansıttığı için mutluluk için faydalı bir öneridir.

2. Olmuş gibi davran

Bu zor bir adımdır çünkü herkese uygun olması pek mümkün değildir. Antik filozoflar mutluluk önerilerinde belirli bir prensibe bağlıdırlar. Bu prensip “Bir şey olana kadar sanki olmuş gibi” davranmaktır.

Lucius Annaeus Seneca öfkeli olunduğunda tüm belirtilerin zıt olana doğru yönlendirilmesi gerektiğini söyler. Ona göre öfkeli olunca “Yüzümüzü rahatlatmalı, sesimizi yumuşatmalı ve adımlarımızı yavaş atmaya başlamalı” ve böylece iç dünyamızın kendine gelmesini sağlamalıyız.

Peki bu işe yarayan bir durum mudur? Fazlasıyla. Hatta basit bir gülümseme dahi yeterli olabilecektir. Sadece basit bir gülümseme dahi seni mutlu etmeye yetecektir.

Gülümsemek için ortada bir sebep yoksa? Sanki varmış gibi davranmalı ve gülümsemeye çalışmalısın. Kısa sürede mutlu olabilir ve bir anda ruh halinin değişmesini sağlayabilirsin.

3. İradeni zorla

Bir öncekini düşünürsek bu çok daha zor diyebilirim. İnsan her zaman her şeyi isteme güdüsüne sahiptir. Üstelik istediği şeyin hemen ertesi günü olmasını beklemek en yaygın davranıştır.

Stoacı antik filozoflar bunu engellemek için çok zorlayıcı bir yol izlemişlerdir. Buz gibi soğuk bir havada palto olmadan dışarı çıkmışlardır. Aç olduklarını hissetmek için öğün atlamayı tercih etmişlerdir.

Antik filozoflar neden bu davranışlarda bulunmuşlardır? Çünkü sahip oldukları şeylerden mutlu olmak istemişlerdir. Üstelik bunu destekleyebilecek pek çok farklı çalışma söz konusudur.

Eric Barker‘ın Michael Norton‘dan aktardığı feragat durumu “Eğer her gün aynı kahveyi içiyorsanız birkaç gün ara verin. Onu tekrar içtiğiniz zaman her zamankinden çok daha lezzetli tada sahip olacağını göreceksiniz.” bunu çok iyi açıklar. Denemeye değer değil mi?

Sahip olduğun her şeyi bir tedavi aracına dönüştürebilirsin. Soğuk havada mont olmadan dışarı çıkmak üşümeni sağlar ama iradeni güçlendirir. İrade tıpkı kaslar gibidir. Ne kadar fazla egzersiz yaparsan bir o kadar güçlü olur.

Kendini kontrol edebildiğin sürece her şeyden çok daha fazla keyif almayı başarabilirsin. Her gün dinlediğin şarkıya bir hafta ara verebilirsin. Bir hafta o şarkıyı dinlediğinde büyük bir keyif alacağından emin olabilirsin.

4. Kendini affet

Kabul ediyorum bu düşüncelerin hepsini bir araya getirmek gerçekten çok zor. Bir şeylerin en kötüsünü düşünmek ürkütücü. Her gün mükemmel keyif aldığımız çayı içmemek şaşırtıcı. Olmamışken olmuş gibi davranmak neredeyse hayalcilik.

Epiktetos bunların hepsini düşünmüş. Bu antik filozof başarısız olduğun zaman veya tökezlediğin an yapman gerekeni yıllar önce söylemiştir. Kendini affetmeye çalışmalısın.

Kontrolünü kaybettiğinde veya sürekli bir şeyleri erteleme yoluna gittiğinde kendini bağışlamalı ve yoluna devam etmelisin. Çünkü bu hayatta mutlu olabilmek için başka çaren yok.

Sürekli kendini eleştiren biriysen motivasyonun çok düşük demektir. Motivasyonun düşük olması depresyona açılan ilk kapıdır. Depresyon ise yapma ve isteme duygularını dibe çeken bir tür huzursuzluk durumudur.

Kendini bu girdabın içerisine çekersen mutlu olma şansın neredeyse yoktur. Mutlu olmak istiyorsan kendini desteklemelisin. Stresi ortadan yok edebilmek için motivasyon konusunda eksikliklerini tamamlamalı ve mutluluğa merhaba demelisin.

Umarım antik filozofların mutluluk önerileri mutlu olma konusunda sana yardımcı olmuştur. Senin eklemek istediğin bir şeyler var mı? Yazımı beğendiysen arkadaşlarınla paylaşabilir ve yazılarımdan haberdar olmak için aşağıdan ücretsiz abonelik gerçekleştirebilirsin.

Kaan Karadeniz

28 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini "Bilgi ve Belge Yönetimi" bölümünde sürdürmekteyim. Psikolog veya terapist değil, araştırmacıyım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanlardanım.

You may also like...

Yorum yapıp katkı sağla...