Neden hep yanlış insanlara aşık oluruz?

N

Neden hep yanlış insanlara aşık oluruz? Bu bir türlü aklından çıkmayan bir soruysa sebebini ve problemi düzeltmek için neler yapabileceğini öğrenebilirsin.

Hak ettiğin aşka sahip olamamanın temel nedeni bir buluşmadaki davranış biçiminle ilgili değildir. Gerçek olan durum, buluşma esnasında seni terk edebilecek birini seçmiş olmandır. Karşındakiyle konuşmadan önce seçimini aslında bir gönül yarası üzerine kurmuş olman temel problemdir. Bu durumun üstesinden gelebilmek için aşk seçici kriterlerini değiştirmen gerekir.

1. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin

Yalnızlık gerçekten ürkütücü bir kelimedir. İnsanı boğar ve bir şekilde yanlış seçimlere yönlendirir. Fakat bunda en büyük suçlu yine insanın kendisidir. Yalnızlık kelimesini çok kötü bir kelime olarak gören insanın yanlış kişilerle arkadaşlık kurması ve aşk ilişkisi içerisine girmesi kaçınılmazdır. Buna neden olan en büyük sebep ise karşısına çıkan ilk fırsatı değerlendirmeden kabul etmesidir.

Özgür yaşamak, dolu dolu bir hayata sahip olmak ve kendi başının çaresine bakmak konusunda kendini geliştirmiş olan insanların aşk konusunda doğru seçim yapma olasılıkları çok daha yüksektir. Fakat yalnız kalma endişesine veya korkusuna sahip olduğun zaman genelde kendini unutmuş olursun. Bu durumda güçlü bir noktadan seçim yapmak yerine umutsuzluktan bir seçim yapmaya yönelirsin.

2. Kırmızı çizgilerini belirlememiş olabilirsin

Kırmızı çizgiler her ilişkide önemli bir yere sahiptirler. Bir ilişkinin başlangıcında tüm kırmızı çizgilerini belirlemiş olman gerekir. Ancak bunu ciddiye almazsan kendini yanlış bir ilişkinin içerisinde bulma olasılığın çok daha yüksek olur. Hangi karakter özelliklerinin sana ters geldiğini belirlemelisin ve onlara sahip olan kişilerden uzak durma donanımına veya kararlılığına sahip olmalısın.

Kırmızı çizgiler genelde bir ilişkiden çıkıp başka bir ilişkiye geçiş yapmaya hazırlananlar tarafından sıkça unutulan bir şeydir. Bunun bir sonucu olarak yanlış kişiye tekrar tekrar aşık olmak söz konusu olur. Kendi değerlerini düşünmelisin, partnerinde nelerin olması gerektiğini düşünmelisin ve en önemlisi kırmızı çizgilerini hesaba katarak ilerlemeye çalışmalısın.

3. Onu değiştirebileceğini düşünüyor olabilirsin

Kahramanlık peşinde koşmaman gerekir. Karşına çıkan her insanı düzeltemezsin. Bir ilişkiye bakış açısın bu şekilde ise mutlaka bu bakış açısını değiştirmelisin. Ne kadar denersen dene, ne kadar çabalarsan çabala karşındaki kişinin problemleriyle yaşamaya alışkanlık göstermediğin sürece ona aşık olmayı başaramazsın. Bu sadece kendine zarar vermen anlamına gelir.

Bir ilişkiye başlamadan önce karşındaki kişiyi değiştirebileceğini düşünüyorsan bunun ne anlama geldiğini iyi kavraman gerekir. Bu aslında basit bir biçimde kırmızı çizgilerini yok sayman anlamına gelir. Çünkü karşındaki kişi kendi istemediği sürece değişmeyecektir. Sen sadece kendi öz değerlerinden ödün vermiş olarak kalırsın. Sonunda ise kalp kırıklığı ile ortada kalman söz konusu olacaktır.

4. Hayattaki ihtiyaçlarını belirlememiş olabilirsin

Karşındaki insanı değiştiremeyecek olduğun bir gerçektir. Ancak kendi meselelerine odaklanmayı başarabilirsin. Eski ilişki kalıplarını kırarak ilk adımı başarılı bir şekilde atabilirsin. Britanny Wong‘un söylediği gibi bunu yapmadığın sürece eski ilişkilerin gölgesi seni takip edecek ve daha önce bahsettiğim gibi her zaman aynı hissi uyandıranlara yakın davranmaya devam edeceksin.

Defalarca aynı hatayı yapmanın temel sebebi bellidir. Ancak yılmadan aynı hatayı yapmanın ve her seferinde bundan ders çıkarmamanın bedelini çok farklı bir şekilde ödeyebilirsin. Bu nedenle hayattaki ihtiyaçlarını, önceliklerini ve değerlerini belirlemek zorundasın. Yoksa hayattaki ihtiyaçlarını yok sayabilecek biriyle karşılaşabilir ve ilişkinin bir kabusa çevrilmesine engel olamayabilirsin.

5. Birbirine benzer özelliklere sahip kişileri seçmiş olabilirsin

Tekrar aynı noktaya değinmiş olacak. Genellikle hep birbirine benzer özelliklere sahip kişilere aşık olursun. Burada anlaman gereken içindeki kral ve kraliçenin düşünüş biçimidir. İçindeki krala veya kraliçeye ayak uydurursan daima geçmişe dair izler taşıyan insanların yakınında olursun. Bu nedenle her seferinde aynı sonucu alman mümkün olabilir.

Şu şekilde düşünmek mümkündür. Her seferinde seni incitecek birini seçmek mantığa sığmayan bir şeydir. Bu nedenle hisler ve mantık arasında sıkışıp kalabilirsin. Daha önce değerlerini hiçe sayıp seni incitmiş birisi varsa ve yine aynı şeyleri yaşayacağını düşünüyorsan yanlış yoldan bir şekilde ayrılmaya çalışman gerekir. Daha önce başına gelen bir şeyi tekrar tekrar yaşamak kadar kötü bir şey yoktur.

6. Karşındaki kişiyle benzer sorunlara sahip olabilirsin

Bazı insanlar bunu göz ardı edebilirler ama bu durum göz önünde bulundurulması gereken önemli bir durumdur. Örneğin, bağlılık konusunda problemleri olan birisiyle ilişki yaşadıktan sonra tekrar tekrar benzer kişilerle ilişki yaşamayı kabullenmek sana yanlış gelmiyorsa asıl problem sende demektir. Bir başka ifadeyle, asıl bağlılık problemi olan kişi sensin demektir.

Bunun çok büyük problem olduğunu düşünmemelisin. Çünkü bağlılık gösterebileceğine inandığın zaman bu kalıbı paramparça edebilirsin. Bağlılık problemi çözülebilen bir problemdir. Sadece üzerine biraz düşmen ve kendi kendine verdiğin sözlere sadık kalman gerekir. Bunu başardığın zaman zaten uzun süreli bir ilişkinin kapısını aralamış olursun.

7. Daha iyisini hak ettiğini düşünmüyor olabilirsin

Açık konuşmak gerekirse ilişki içerisinde bulunduğun insanlar aslında kendine verdiğin değerin yansımasını gösterir. Ne istediğini sadece kendin bilebilirsin. İç dünyanda kendine ne kadar iyi bakarsan seçimlerin bir o kadar iyi olacaktır. Bir şekilde sürekli senin değerini düşüren veya sana saygı duymayan insanlarla ilişki kurmaya çalışıyorsan artık kendini sorgulaman gerekir.

Gerçekten neden böyle davranıyorsun? Kendini yeteri kadar iyi görmüyor musun? Daha fazlasını hak ettiğini düşünmüyor musun? Bu tür soruları gündeme getirmeli ve her birine uygun cevaplar bulmaya çalışmalısın. Sağlıklı bir ilişkinin peşinde koşmak istiyorsan bazı şeyleri değiştirmen gerektiğinin farkında olmalısın. Yoksa her zaman aynı yoldan tekrar tekrar geçmek zorunda kalırsın.

8. Kör noktaları fark etmiyor olabilirsin

Neden yanlış erkeği veya yanlış kadını seçtiğini anlamanın ilk yolu seni buraya yönlendiren motivasyonun seçimini nasıl etkilediğini öğrenmek olmalıdır. Sorunun tamamen bilinçaltının doğasında yer aldığını kabul etmek yeterli değildir. Neler olup bittiğini anlamak için dışarıdan destek almayı düşünmen gerekir. Lisa Marie Bobby‘nin belirttiği gibi bilinçli olarak kötü ilişkileri seçmiş olmazsın.

Seçmiş olduğun tek şey o an ne hissedeceğin şeylerdir. Her ne kadar iyi ilişkiler peşinde koşsan bile kötü deneyimler yaşamaya başladığında işin rengi değişir. Bu genel olarak geçmişte yaşadığın deneyimlere benzer deneyimlerin yaşanması anlamına gelir. Bu durumdan bir türlü kurtulamazsın ve sonunda söz konusu ilişkinin yanlış aşk olduğuna karar verirsin.

Sağlıksız ilişkinin ortaya çıkış sebebi pek çok farklı neden olabilir. Bazen geçmişten gelen eski veya tamamlanmamış duygusal bir durumdan kaynaklanabilir. Bazen kendine olan saygın veya kendinde bulduğun değer devreye girebilir. Bazen ise problemin kökü başkalarıyla iletişim kurma gibi çok başka noktalara ulaşabilir. Ne olursa olsun problemin kendine özgü olacak ve diğer insanlarınkine benzemeyecektir.

9. Sürekli aynı hatayı tekrarladığını fark etmiyor olabilirsin

Sürekli aynı hatayı yapıyor olmak aslında kendini fark etmediğin anlamına gelir. Belirli aşk ilişkileri içerisinde aslında birçoğumuz bu tür hatalar yapabiliriz. Bunları yapmamızın birden fazla sebebi vardır. Sürekli yanlış kadını seçmek, sürekli aynı kadının peşinden koşmak veya sürekli aynı erkeği seçmek, sürekli aynı erkeğin peşinden koşmak sana tanıdık geliyorsa aşağıdaki gerekçelere göz atmanı öneririm:

  1. Geçmiş: Tarihin tekerrür etme gibi bir huyu vardır. Aradığın türdeki insanı belirlemek için öncelikle daha önce aşk yaşadığın insanı değerlendirmen gerekir. Bu nedenle aynı tip insanla yeniden bir araya gelmen bir tesadüf değildir. Temel bir insan içgüdüsü olarak tanıdık olana doğru ilerleriz. Bu kaçınılmaz bir gerçektir.
  2. Cazibe: Güven verici bir şekilde romantizm açısından neyin sağlıklı olduğunu veya neyin sağlıksız olduğunu aslında fark ederiz. Ancak problem bir cazibenin bastırılmaması durumunda kendinden ortaya çıkar. Bir başka ifadeyle, çok daha derin düşünerek yapacağın bir seçim ile anlık yapacağın seçim arasında farklılık olacaktır. Bu nedenle anlık seçimlerde daima heyecan verici ve öngörülemeyen olana doğru ilerlememiz söz konusudur.
  3. Motivasyon: Bir kişinin potansiyel bir aşk olup olmadığını hissetmek tamamen kişinin motivasyonuna bağlıdır. Farklı motivasyonlar değerlendirme ölçütlerini etkilerler. Genelde iki farklı motivasyon arasında sıkışıp kalırız. İlk motivasyon durumu bir potansiyel aşkı değerlendirirken nesnel ve tarafsız kalmaya özen gösterirler, diğeri onun hakkında olumlu bir inanca sahip olmana neden olur.
  4. Önyargı: Genellikle romantik ilişkileri önyargıyla değerlendiririz. Bir ilişkiye girmeye karar verirken karşıdaki kişiyle ilgili olumlu hislere odaklanma eğiliminde oluruz. Bununla birlikte genellikle söz konusu ilişkinin kötü olacağına dair uyarı işaretlerini göz ardı eder veya kabul etmeyiz. Sonuç? Tahmin edebileceğin gibi.
  5. İyimserlik: İnsanların belirli bir eylem planına girmeye karar verdikten sonra planları konusunda aşırı iyimser davranmaları söz konusudur. Bu nedenle karşındaki kişiyi gereğinden fazla iyimserlikle değerlendiriyor olabilirsin. Bu kaçınılmaz olarak ilişkide senin üzülmene neden olabilecek bir durumdur.

İnsanların tahminlerini genel olarak umut ve özlemlere dayandırdığını bilmelisin. Başka bir ifadeyle, Kenzie Aryn’in dediği gibi bazen beynimiz, bir amaç belirledikten sonra kalbin sesine karşı koyamayabilir. Her seferinde sonuçların farklı olacağına inanırız. Ancak elde ettiğimiz sonuç hiçbir zaman değişmez. Çünkü aynı hatayı tekrarlayıp durmamız asıl problemdir. Peki bundan kurtulmanın bir yolu var mıdır?

10. Yanlış aşk seçiminden nasıl kurtuluruz?

Sorumuz aslında gayet basit. Neden yanlış insanı seçeriz? Bunun temel sebebi bilinçaltımızda bizi, tanıdık hisler uyandıran insanlara çeken bir bölümün olmasıdır. Bir başka ifadeyle içindeki kralın veya kraliçenin aşk oyununu kendi kuralına göre oynamak istemesidir. Örneğin, kibar erkeklerden hoşlanmayıp ilgisiz davranan erkeklerden hoşlanmanın altındaki en önemli neden kraliçenin tahtı ele geçirmesidir.

Çoğu insan iyi biriyle hiçbir zaman kimyasının uyuşmayacağını düşünür. Onlara göre asıl doğru olan durum kraliçenin sözünü dinlemektir. Bu bir seçim mekanizmasıdır. Bu mekanizmanın değişmemesi demek bilinçli olarak her seferinde “aynı kişiyi” veya “aynı kalbi” seçmen anlamına gelir. Peki, beklediğin sonuç nedir? Bu sefer ilişkinin farklı olmasıdır. Ancak sonuç olarak hiçbir şey değişmeyecektir.

Gerçek aşkı bulmanın püf noktası bilinçaltında yer alan seçim mekanizmasını değiştirmektir. İdeal aşkı bulabilmek için davranışlarını, kıyafetlerini, kilonu ve kişiliğini değiştirmek zorunda değilsin. Sadece bilinçaltındaki mekanizmayı değiştirmen yeterlidir. Bu sayede karşılaştığın kadın veya erkeklerin değişmeye başladığını görürsün. Artık kendin gibi bağlılık ve sevgi isteyen biriyle uyumlu bir kimyaya sahip olabilirsin.

  • Geçmiş ilişkilerindeki ortak noktaları tanımlayın ve kalıpların neler olduğunu bulmalısın. Bu sayede birine yaklaşma konusunda yaşadığın korkunun temelini bulabilirsin. Bu korkuyla yüzleşmeli ve kötü kalıbı ortadan kaldırmalısın.
  • Hayallerin, tatmin edici bir ilişki için yolculuğunda sana rehberlik edecektir. Hayaller seninle sembolik bir dilde konuşurlar. Onları takip edebilmek aradığın aşkı bulabilmek için oldukça önemlidir.
  • Aşk seçicisi olan bilinçaltı bölümünü görselleştirme yoluna giderek onunla yüzleşmelisin. Kendine sorular sormalı ve cevapları önemsemelisin.

Bilinçaltında biraz bile olsa değişiklik yaptığınız zaman sana çekici gelen kişilerin farklılaştığını göreceksin. Artık seni daha az hayal kırıklığına uğratacak insanlarla tanışmaya başlarsın. Yeni fırsatların gelişiyle birlikte kendini bambaşka bir durumda bulabilirsin. Tüm bunları yapabilmek için ihtiyacın olan ise Jeannie Assimos‘un dediği gibi bilinçaltında yer alan ve senin için aşkı seçen bölümle iletişime geçmektir.

Umarım bu yazı neden hep yanlış insanlar aşık oluruz sorusuna bir cevap bulma konusunda sana yardımcı olmuştur. Eklemek istediğin bir şeyler varsa hemen yorum yapabilir veya yazımı beğendiysen onu arkadaşlarınla paylaşabilirsin.

Yazar Hakkında

Kaan Karadeniz

İstanbul Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bölümünden mezunum. Yazı yazmayı ve araştırma yapmayı seviyorum. Psikolog, terapist veya yaşam koçu değilim. Hedefim insanların hayatlarına değer katabilecek bilgileri insanlarla buluşturmaktır.

Yorum yap

Yorum yapıp katkı sağla...