Reddedilmekle baş etmenin 10 yolu

R

Reddedilmek, insanın yaşayabileceği en acı verici deneyimlerden biridir. Reddedilme ile nasıl başa çıkılacağını öğrenerek her şeye hazırlıklı olabilirsin.

Reddedilmek, insan olmanın neredeyse kaçınılmaz taraflarından biridir. Hiç kimse reddedilmeden aşka doğru ilk adımı atabilmiş değildir. Hepimiz bunu deneyimleriz ve o zamanlarda kendimizi genellikle yalnız, dışlanmış ve istenmeyen birisi gibi hissederiz. Gerçekte, katlandığımız acı ve mücadelenin çoğu bizi yıpratır. Sonucunda ise geleceğe dair umutsuz düşüncelere kapılır gideriz.

1. Bakış açını değiştirmelisin

Olayları değişken olarak görme yeteneğimiz reddedilme ile nasıl başa çıkacağımız üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Kişiliği daha sert ve katı olan insanlarda bir reddedilme deneyiminin sonucu kendilerini suçlamakla sonuçlanabilir. Genelde kendilerini eleştirme eğiliminde bulunan bu insanlar gelecekteki ilişkilerde daha az umut görürler.

Diğer taraftan, bakış açısı büyüme ve deneyimleme odaklı olan kişiler, reddedilme deneyimini kişiliklerini değiştirebilecek veya geliştirebilecek bir şey olarak görürler. Reddedilmeye bir fırsat olarak bakan bu insanlar, romantik geleceklerinin gelişeceğine ve ilişkilerinin daha iyi olacağına inanırlar. Büyüme odaklı olan insanlar duygusal yaralanmalarda çok daha hızlı bir biçimde iyileşirler.

2. İç sesine dikkat etmelisin

İnsanlar sadece başlarına gelenlerden değil aynı zamanda başına gelebilecek olanlardan etkilenirler. Her insanın iç dünyasında bir eleştirel iç ses vardır. Bu eleştirel iç ses daha çok bizi eleştirmek, baltalamak ve sabote etmek için tasarlanmıştır. Olumlu ve besleyici olan deneyimlerle sağlıklı bir benlik duygusu oluşturmayı başarabiliriz.

Eleştirel olan iç sesimiz ise genellikle biz kötü veya yanlış olmanın temel duygusunu veren olumsuz erken yaşam deneyimlerinden oluşur. Yaşamımız boyunca kendimize karşı olan bu ses, bizi yaşamda ve ilişkilerde sık sık inciten, en savunmasız olduğumuzda bize saldıran yıkıcı bir düşünce sürecini temsil eder. Bir reddedilme ile uğraşırken yerini alır ve telkinlerini hiç geciktirmeden sıralamaya başlar.

Bir reddedilme olayı sonrasında “Gördün mü?”, “İşe yaramayacağı belliydi.”, “Kimse senden hoşlanmaz.” veya “Asla istediğini bulamayacaksın.” gibi kulağında çınlayan seslerin kaynağı bu eleştirel iç sestir. Bir daha kimseye güvenmemek konusunda sana telkinlerde bulunan yine aynı sestir. Bu noktadan sonra her adımında sadece incineceğini düşünerek hareket etmek zorunda kalırsın.

Hepimiz insanız ve hepimizin belli başlı kusurları vardır. Büyük olasılıkla düzeltmemiz gereken birçok şeye sahibiz. Ancak bu ses bizim için asla bir arkadaş değildir. Gerçek değişime ve gerçek gelişime elverişli bir şey değildir. Bazen kendi kendini sınırlar ve kendini yıkıcı bir düşünce döngüsünün içerisine hapseder. Bir reddedilme ile uğraşman gerektiğinde aynı zamanda söz konusu iş ses ile mücadele etmek zorunda kalırız.

3. Geriye bakmamalısın

Reddedilme duygusuyla karşı karşıya kaldığımız zaman genelde kendimizi bizi reddeden kişiye daha yakın hissetmeye başlarız. Bir kez buluşmadan sonra karşındaki kişi seni tekrardan aramazsa o kişi sana daha çekici görünebilir. Sert bir mizacı olan veya seni perişan edebilecek olan ilişkiler sona erdiğinde kendini çok mutlu hissetmeye başlayabilirsin.

Reddedilme ile başa çıkmak gerçekten hatırlamadığımız bir yoldan geçmeye çalıştığımızda çok daha zordur. Genellikle bir arada olmak için mücadele eden çiftler bir ilişki içinde olma biçimine razı olurlar. Oysa ilk başta onları bir araya getiren gerçek saygıyı, sıcaklığı ve çekiciliği kaçırırlar. Sonunda bir ilişkiyi sona erdirmek istediklerinde aradaki bağın kopmasından epey bir endişe duymaya başlarlar.

Reddedildiğini hissettiğimiz zaman veya diğer kişiden öfke duyduğumuz zaman kendimizi ayrı tutmaya çalışırız. Kişiyi veya ilişkiyi idealleştirme yoluna gideriz ve bunun için uzun süre bekleriz. Aynı zamanda daha değersiz olduğumuz fikrini aynı anda pekiştirmeye çalışırız. Fark etmemiz gereken şey bu değersizlik duygusunun genellikle daha derin bir geçmişe sahip olabileceğidir.

4. Kendine merhamet etmelisin

Reddedilme ile karşılaşmış ancak yüksek düzeyde kendine merhamet göstermiş kişiler olumsuz düşüncelerle daha az karşılaşırlar. Bu tür insanların gördüğü kabus şeklindeki rüyalar çok daha azdır. Caroly Joyce‘un dediği gibi insanların reddedilme duygusuyla tanışmalarının ardından kendilerine merhamet etmeleri demek tüm değişken seçenekler arasından kendilerine en geçerli yolu bulmuş olmaları demektir.

  • Kendine nezaket gösterme: Eleştirel iç sesiyle boğulmuş olan bir bireysen ve artık bakış açını renklendirme yoluna gitmeye karar verdiysen kendine nezaket göstermeye çalışmalısın. Temel olarak kendine bir arkadaş gibi davranmalısın. Kendi mücadelen karşısında daha duyarlı olmaya çalışmalısın. Bu kendimiz için üzülmek veya hatalarımızı reddetmekle ilgili değildir. Sadece kendine karşı daha az yargılayıcı olmanla ilgilidir.
  • İzolasyondan uzak durma: Reddedildikten sonraki mücadelende sürekli kendini yalnız hissedersin. Ancak böylesi bir mücadele kimse yalnız değildir. Birçok insan reddedilmiştir ve birçok insan bunun acısını yaşamıştır. Bu durumu hatırlamak bir şekilde farklı olduğumuzu veya dünyadan izole edildiğimizi düşünmemize neden olabilir. Bu bakış açısını tercih etmek yerine geleceğe yönelik daha umutlu hissetmeye çalışmalıyız.
  • Farkındalığa karşı duyarlı olma: Farkındalık, şu andaki durumumuza odaklanma, yargılamadan bir düşünce veya deneyimle mücadele etmemeyi öğrenme uygulamasıdır. Neredeyse sayısız zihinsel ve fiziksel sağlık yararına sahip olmanın yanında, farkındalık, ortaya çıkan acı verici düşünce ve duygularla fazla özdeşleşmekten kaçınma konusunda sana yardımcı olur. Farkındalık sayesinde sonu bir felakete çıkacak olan eleştirel iç sesler trenine binmekten kaçmayı başarabilirsin.

5. Acıyı yaşamalısın

Her ne kadar kendimizden nefret etmek zaman kaybı olsa bile duygularımızı görmezden gelmek veya onların üzerini örtmek genellikle hayatımızda acı dolu bir olay yaşadığımız zaman bize pek yardımcı olmaz. Reddedildiğimiz zaman içimizdeki öfkeyi ve üzüntüyü hissetmemiz gerekir. Bu duyguların bazıları derinleşebilir çünkü eski temel duyguları tetiklemesi söz konusudur.

Zaman zaman duygularımızı hissetmekten korkuyor olabiliriz. Bu nedenle bizi reddeden birine karşı çok daha agresif davranmaya yönelebiliriz. Ancak nasıl davranacağımız her zaman bizim elimizde olan bir şeydir. Duygularımızın davranışlarımızı ele geçirmelerine izin vermemeliyiz ama onları tamamen susturmaya çalışmamalıyız.

Eğer çok fazla acı çekiyorsan veya duygudan dolayı kendimizi bunalmış hissediyorsan, yardım istemek her zaman doğru ve akıllıca bir fikirdir. Sık sık, üzüntüyü hissettiğimiz zaman kendimizi çok daha rahatlamış hissederiz. Bu nedenle durumu zorlaştırmak yerine onu kolaylaştırmak için üzüntüyü hissetmeyi denememiz gerekir.

6. Kendini mağdur hissetmemelisin

Gerçek duygularımızı kabul etmek veya hissetmek çok önemlidir. Ancak bunu yaparken asla acılarımızla aydınlanmaya veya mevcut durumumuzla kendimizi mağdur hissetmemize gerek yoktur. Bir reddedilmeden sonra öfkenin yardımıyla aşırı derecede şımarabilir ve olup olmadık şartlara tahammül etmek zorunda kalabiliriz.

Fakat bu durum acılarımıza sıkışıp kaldığımız ve özellikle de fazla gücümüz olduğunu hissetmediğimiz bir mağdur olmuş zihniyete yol açabilir. Mağdur olduğumuz duygularımızla kendimizi suçlamaya başlayıp kendimizi moralsiz hissetsek bile bu tutum sağlıklı bir şekilde devam etmek için pek uyumlu bir çözüm sayılmaz.

Daha çok yaralı ve savunmasız olduğumuzu hissetsek bile eylemlerimizde bir bütünlük duygusu olması önemlidir. Kendimize şefkat etmeyi bir alışkanlık haline getirmemiz gerekirse bile bunu kendimizi mağdur hissetmekten farklı bir davranış olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu nedenle harekete geçerken ikisi arasındaki farkı anlamak önemlidir.

6. Hayatında olanlara odaklanmalısın

İyimser olmak, bu konuda şartları zorlamak veya duygusal bir kargaşa içerisindeyken ilerlemeye çalışmak genellikle işe yaramayan yöntemlerdir. Bu yüzden ilk yapman gerek reddedildiğinde ortaya çıkan düşünce ve duyguları işlemeye zaman ayırmaktır. İlk başta bu muhtemelen canını biraz acıtacaktır. Bu iyi bir durumdur. Onları uzaklaştırmak yerine onlarla birlikte hareket etmeye çalışmalısın.

Bunu yaptığın zaman onların içeri girmesine izin vermiş olursun. Onları kabul ettiğin zaman hayatından daha hızlı çıkmalarını sağlamış olursun. Bu sayede onlarla uzun vadede başa çıkmak çok daha az acı verecektir. Öte yandan, canını acıtacak duyguları uzaklaştırmaya çalışırsan, o zaman bu duyguların beklenmedik zamanlarda ortaya çıkmalarıyla uğraşmak zorunda kalırsın.

Ortaya çıkan düşünceler için kendine biraz zaman ayırmalısın. Ama bunu yaparken kendini şüphe ve olumsuzluk okyanusuna sürüklemek gibi bir hata yapmamalısın. Bunun yerine gerçekte hayatında olanlara odaklanmaya çalışmalısın. İnsanlar, tutkular veya hobiler gibi çok farklı değerlere odaklanmayı düşünebilirsin. Bunlar için şükretmeli ve bakış açını değiştirmeye çalışmalısın.

7. Arkadaşlarınla paylaşmalısın

Reddedilme duygusuyla başa çıkmaya çalışırken durumun olması gerekenden çok daha kötü bir şekilde görünmesiyle karşı karşıya kalabilirsin. Arkadaşınla veya aile üyelerinden biriyle konuşman durumunda bastırılmış duyguların dışarı çıkmasını sağlamış olursun. Böylece durumu daha açık ve daha ayık gözlerle görme şansı elde edebilirsin.

Olan biteni arkadaşlarına anlatırken ne olduğunu ve bu noktadan sonra devam etmek için neler yapabileceğini daha net anlayabilirsin. Eğer istersen, arkadaşın kendi hayatından sana tavsiyeler verebilir ve hayatında ilerleme kaydedebilmek için ondan çeşitli öneriler alabilirsin. Reddedilme duygusuyla başa çıkmak her zaman kolay gözükmese bile bu adım işini kolaylaştıracak bir adımdır.

8. Her şeyin senden kaynaklandığını düşünmemelisin

Bir kez reddedildikten sonra bir daha hiçbir teklifinin kabul edilmemesi seni bu düşünceye itebilir. Hiçbir şekilde her şeyin senden kaynaklandığını düşünmemen gerekir. Her şey seninle ilgili değildir. Diğer kişinin kendine özgü şüpheleri olabilir. Henüz geçmişinden kurtulmayı başarmış olmayabilir. En basiti senin gibi birini değil başka tarzda birini arıyor olabilir.

Hayat böyledir. Bu durumdan bir şeyler öğrenip öğrenemeyeceğini düşünmen gerekir. Tüm sorumluluğu kendine yüklemeye çalışmamalısın. Bu hem doğru değildir hem de üzerindeki baskıyı yükseltecek bir hamledir. Bunun yerine reddedilmenin hayatın bir parçası olduğunu kabul etmelisin. Ancak aynı zamanda başarı şansını artırmak ve gelecekte reddedilme riskini azaltmak için kendine karşı dürüst olmalısın.

Belki birisiyle ilk görüşmeye gidecekken iyi bir izlenim yaratma konusunda problemlerin olabilir. Konuşma becerilerin randevunda rahat veya olumlu kalabilmek için sana yeteri kadar destek olmuyor olabilir. Bu gibi durumları göz önünde bulundurman gerekir. “Bu durumdan öğrenebileceğim neler var?” veya “Bir sonraki denemede daha farklı neler yapabilirim?” gibi sorulara cevaplar bulmaya çalışmalısın.

9. Üzüntünün kalıcı olmadığını bilmelisin

Reddedildiğin zaman bunun kalıcı olduğunu düşünmeye başlayabilirsin. Acı her zaman orada olacağını ve her zaman yaşam alanında başarısız olacağını düşünebilirsin. Böyle yıkıcı bir düşünce ve potansiyel olarak kendi kendine kahinlik oynama gibi fikirler üzerinde fazla vakit kaybetmemelisin. Çünkü yaşadığın üzüntü kalıcı değil, geçici bir durumdur.

Hedrik Edberg’in belirttiği gibi öz güven konusunda kendini geliştirecek alışkanlıklar ve stratejiler doğrultusunda kendini diğer olumsuz düşüncelere karşı yenilmez hale getirebilirsin. Böylece çok daha güçlü olursun. En önemlisi başkaları hakkında ne düşündüğünü veya ne söyleyebileceğini daha az düşünür hale gelirsin.

Kendine olan güvenin yüksek olursa reddedilme duygusunun ağırlığıyla başa çıkma konusunda çok daha dirayetli olabilirsin. Yapıcı olmak ve gelecekte kullanabileceğin bir şeyler öğrenmek ve ilerlemeye devam etmek daha kolay hale gelir. Örneğin günler boyunca kendini suçlamış durumdaysan ve karamsar bir gelecek düşlemiş durumdaysan içinden çıkılması zor bir fırtınaya yakalanmış olabilirsin.

10. Zihinsel olarak güçlü olmalısın

Daha önce belirttiğim gibi hemen hemen herkes reddedilme problemiyle karşı karşıya kalabilir. Fakat zihinsel olarak güçlü olan insanlar bu acıyı güçlenmek ve daha iyi olmak için kullanırlar. Bir reddedilişin ardından ona cevap verme şeklin geleceğine yönelik gidişatı belirleyebilecek bir detaydır. Amy Morin‘in dediği gibi Zihinsel yönden güçlü olan insanlar bu problemi aşmak için farklı yolları deneyebilirler.

  1. Duygularını kabul ederler: Acıyı bastırmak, görmezden gelmek veya inkar etmek yerine zihinsel olarak güçlü insanlar duygularını kabul ederler. Utandıkları zaman, üzüldükleri zaman veya hayal kırıklığına uğradıkları zaman cesaretlerinin kırıldığını kabul ederler. Rahatsızlıklarının sağlıklı bir şekilde üstesinden gelmek için rahatsız edici duygularla başa çıkma yeteneklerine güvenilirler.
  2. Sınırları zorlarlar: Zihinsel olarak güçlü insanlar, reddedilmenin hayatları boyunca karşılarına çıkabilecek bir durum olduğunu bilirler. Bazen reddedilmeyi beklerler yani uzun bir süreç olacağını bilmelerine rağmen bunun için hareket etmekten pek korkmazlar.
  3. Kendilerine şefkatle yaklaşırlar: Zihinsel olarak güçlü insanlar kendilerine merhamet etmeyi bilirler. Çünkü bunun reddedilme duygusuyla başa çıkmak için önemli bir yol olduğunu bilirler. Olumsuz bir biçimde kendi kendilerine konuşmaya devam etmek yerine daha kibar ve daha olumlu olmaya çalışırlar.
  4. Reddedilmeyi reddederler: Zihinsel olarak güçlü insanlar reddedildikleri zaman kapsamlı genellemeler yapmazlar. Bir kez reddedildikleri zaman kendilerini beceriksiz ilan etmezler. Bir kez reddedildikleri zaman sevilemez biri olduklarını düşünmezler. Reddetmeyi uygun bir bakış açısıyla analiz etmeye çalışırlar.
  5. Ders çıkarırlar: Reddedilme bir deneyimdir. Zihinsel açıdan güçlü olan insanlar reddedilme karşısında ne kazandıklarını düşünmeye çalışırlar. Acıya tahammül etmek yerine kendilerini gelişim için bir fırsata dönüştürürler. Her reddedilme onlar için güçlenme anlamına gelir. Bu sayede yaşamındaki iyileştirilmesi gereken alanlar hakkında daha fazla bilgi edinmeyi başarabilirler.

Umarım bu yazı reddedilmekle başa etmek konusunda sana yardımcı olmuştur. Eklemek istediğin bir şeyler varsa hemen yorum yapabilir veya yazımı beğendiysen onu arkadaşlarınla paylaşabilirsin.

Yazar Hakkında

Kaan Karadeniz

İstanbul Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bölümünden mezunum. Yazı yazmayı ve araştırma yapmayı seviyorum. Psikolog, terapist veya yaşam koçu değilim. Hedefim insanların hayatlarına değer katabilecek bilgileri insanlarla buluşturmaktır.

Yorum yap

Yorum yapıp katkı sağla...