Kişisel Gelişim

Doğayı korumak için yapılabilecek 9 şey

Doğayı korumak için her zaman büyük adımların çözüm getireceğini düşünmemiz bizi yanıltabilir. Çünkü basit yöntemlerle bile doğayı korumayı başarabiliriz. Kaliteli bir hayatın olmazsa olmazı temiz bir çevre ve nefes alınabilecek bir ortamdır. Bunun için yaşadığımız doğaya saygı göstermeliyiz.

Korumaya çalıştığımız doğanın yoğun sanayi bombardımanı altında olduğunu düşünürsek işimizin çok da kolay olmadığını söyleyebilirim. Ama pes etmenin yersiz olduğunu düşünüyorum. Tek başıma neler yapabilirim diye dert yanmaya hiç gerek yok. Doğa için mücadelemizi her türlü gerçekleştirebiliriz.

Toplu taşımayı kullanmak

Hususi araçlarımızın olması bizi zengin bir insan olarak gösterir mi? Bilmiyorum ama etkisi olabilir. Peki, hususi araçlarımızın olması toplum içerisinde statümüzü yükseltir mi? Evet, benim arabam var dememizi sağlar. Altımızda otomobil olduğunda her yere gidebilir miyiz? Evet.

Bir otomobilinin olması seni çok mutlu edebilir ama çevresel açıdan değil. Gaz emisyonu dediğimiz ve içerisine girersem çıkamayacağımız bir tür problemimiz var. Otomobillerin egzozlarından çıkan dumanların havaya karışması, atmosfere zarar vermesi şeklinde devam eden bir dizi detaylı durum söz konusu.

Yaşadığımız ortamda her bireyin arabaya sahip olması demek atmosfere salınan zararlı gazların artması demektir. Ulaşım konusunda tüm araçları ortadan kaldıralım diye bir tür kampanya başlatabilmemiz mümkün değil ancak kullanılan araç sayısını azaltabilmemiz mümkün.

Bunun için ihtiyacımız olan tek şey biraz anlayış ve düşüncedir. Yaşadığımız şehir çok büyükse belediyeler vasıtasıyla belirli noktalara ulaşım sağlanıyor demektir. Bu ulaşım toplu taşıma araçlarıyla sağlanır. Her geçen gün ülkemizin bu yöndeki gelişimi artış gösterir.

Kendi elimizle doğaya verdiğimiz zararı araçlarımızdan kurtularak azaltabiliriz. Bunun için elbette bulunduğun mevki ve işin ile aranızdaki mesafe, ulaşım yeterliliği ve ulaşım kolaylığı gibi unsurların gözetilmesi gerekir. Fakat bugünün rahatlığı için yarını riske atacak kadar fevri davranmaktan kaçınmak önemlidir.

Elektronikte tasarruf etmek

Teknoloji artık hızla gelişiyor. Çok eskilerden kalma elektronik eşyalarımız ise çağın gereksinimlerine ayak uyduramayacak derecede teknolojik açıdan düşük seviyelerde kalabiliyorlar. Ancak her şey sunulan teknolojiyle ilgili değil. Maalesef güç tüketimi unsurunu da hesaba katmamız gerekiyor.

Çünkü bölgemizdeki santraller elektrik yükü ne kadar fazlaysa çevremize o kadar fazla zarar verebilme potansiyeline sahipler. Kullandığımız ampulleri düşünelim. Hepsi enerji tasarruflu ampul mü? Yoksa eski usul sarı lambaları mı kullanıyoruz? Cevabınız birincisi ise doğru olanı yapıyorsunuz demektir.

Tasarruflu ve doğa dostu ampulleri birçok yerde bulabilirsin. Önemli olan güç tüketimini azaltacak çözümlere yönelmektir. Elbette bu sadece ampullerle sınırlı bir durum değil. Televizyonlar, bilgisayarlar, beyaz eşyalar ve diğer elektrikle çalışan aletlerde de bunu düşünmemiz gerekir.

Plastik torbaları kullanmamak

Plastik torbalar üretilirken doğaya verilen zararlar konusunda başta ikna olamadım ama gerçekten zararlarının olduğu bilincine ulaşmayı başardım. Bakkallarda, marketlerde, pazarlarda veya diğer dükkanlarda bulunan plastik poşetlerin her zamanki gibi tek kullanımlık olduğunu dile getirmeliyim.

Aynı poşeti tekrar tekrar kullanırım diye düşünmeyin çünkü bu sefer sağlığını riske etmiş olursun. Fakat, plastik torbayı çöpe yolladığın zaman onun yok olmasını sağlayamıyorsun. Çünkü bu torbaların yok olma süreleri epey uzun oluyor. Doğaya sundukları bu kalıcılık sayesinde ona zarar vermeyi sürdürüyorlar.

Plastik torbaların alternatifi olarak bez torbalar veya sepetler kullanmayı düşünmelisin. Bez torbalar katlanabilir ve cebinize dahi sığabilir. Markete alışverişe gidiyorsan torbanı yanında götürebilirsin. Böylelikle doğaya verilecek zararı kendi çabanla azaltmış olursun.

Faturalardan kurtulmak

Ben bu noktaya takığım. O fatura benim elime ulaşacak yoksa takip edemiyorum diyenlerden değilim ama o faturayı ben göreceğim diyenlerdenim. En azından şimdilik böyle çünkü durmadan arayan müşteri temsilcilerinin “faturaları e-postanıza yollayalım” şeklindeki taleplerinden bıktım.

İşin aslı kağıdın tüketimiyle alakalı. Ne kadar fazla kağıt tüketirsek o kadar fazla ağaç kesildiğini artık hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla ağaçların kesilmesini azaltmak için kağıt tüketimini de azaltmamız gerekiyor. Çok anlamlı ve ideal çözüm ise bankaların otomatik ödeme talimatı hizmetinden faydalanmaktır.

Bir bankada hesabın veya kredi kartın varsa üzerine veya ailene ait faturaları otomatik ödeme talimatıyla doğrudan hesaptan ödeyebilirsin. Hatta bankalar bunun için çeşitli kampanyalar bile düzenliyorlar. Otomatik ödeme talimatını verdiğin zaman artık faturalarla boğuşmak zorunda kalmıyorsun.

Su kullanımına dikkat etmek

Doğayı korumak istiyorsak su kullanımına dikkat etmemiz gerekir. Bol su kaynaklarına sahip olduğumuzu düşünebiliriz ama bunun bir sonunun olduğunu bilmemiz gerekir. Ne kadar çok doğal kaynağa sahip olursak olalım su tüketimi konusunda cömert davranan ülkelerden biriyiz.

Su kullanımında büyük pay duş alırken kullandığımız sudadır. Bu süreyi olabildiğince düşük tutmamız gerekir. Aksi durumda boşa akan suyu öylece izlemek durumunda kalırız. En basitinden dişlerimizi fırçalarken veya ellerimizi sabunlarken suyu açık bırakmayarak kolayca kendi önlemimizi alabiliriz.

Doldurulabilir şişe kullanmak

Pet şişelerden vazgeçmemiz gerekir. Suyu içtikten sonra kabını bir tarafa fırlattığımız şişelerden bahsediyorum. Bir litre şişe suyu doldurabilmek için yaklaşık 2-3 litre su harcanır. Bu nedenle kendimiz doldurulabilir şişeler kullanmalıyız. Bu konuda cam şişeleri veya çeşitli metal şişeleri kullanabiliriz.

Kendi metal veya cam şişeni kullandığın zaman kimseye zarar vermiş olmazsın. Basit bir biçimde kullanman gerektiğinde onu tekrar doldurursun ve yola çıkarsın. Su şişeni her zaman yanında taşırsın. Böylece pet şişeleri kullanmayarak gereksiz su kullanımına engel olmuş olursun.

Kağıt kullanımını azaltmak

Okul yıllarımda sık sık kağıtlarla uğraşmak durumunda kaldım. Haftaya okunacak makale, ödev olarak çözülecek sorular ve yapılacak pratik egzersizler derken bolca kağıt parçası kullandığımı söyleyebilirim. Bunlar her ne kadar gerekli gibi gözükse bile çok fazla kağıt kullanımının çevreye zarar verdiğini bilmek gerek.

Bu konuda ne yapabilirsin? E-kitap okuyucu kullanabilirsin. Böylece verilecek okumaları e-kitap okuyucusu üzerinden okuma fırsatı elde edersin. Alternatif olarak tek tarafı dolu olan sayfanın arka yüzünü de kullanmayı düşünebilirsin. Böylece bir nebze olsun doğayı korumuş olursun.

Yeniden kullanımı düşünmek

Doğayı korumak istiyorsan yeniden kullanım hayatında olması gereken kavramlardan biridir. Bir eşyayı çöpe atmak yerine onun nasıl yeniden kullanılabilir olduğunu düşünmelisin. Örneğin, artık giymek istemediğin bir paltoya sahipsen onu ihtiyaç sahibi birine verebilirsin.

Bir şey satın almadan önce mutlaka eskisinin tamir edilemeyecek durumda olduğundan emin olmalısın. Böylece hem gereksiz harcama yapmaktan kurtulmuş olursun hem de doğayı korumuş olursun. Bu nedenle bir şeyin yeniden kullanılabilirliği her zaman aklında olması gereken bir şeydir.

Sebze ve meyve tüketmek

En eğlenceli kısmı sona sakladım. Sebze ve meyve tüketerek doğaya yardımcı olabileceğini biliyor muydun? Artık öğrendin. Et ürünleri veya yumurta gibi günlük ürünlerle sebzeler arasında tercih yapman gerektiğinde mutlaka sebzeleri tercih etmelisin.

Bunun başlıca sebebi günlük ürünleri üretmek için hayvanların çok daha hızlı bir biçimde büyütülmesidir. Bu büyüme ise daha fazla yakıt, daha fazla yem ve daha fazla enerji kullanımı anlamına gelir. Sonuç olarak hepsi doğa açısından zarar verici sonuçlara sahiptir.

Fakat yıl içerisinde kaybettiğimiz verimli tarım topraklarını düşünürsek sebzelere ve meyvelere neden daha sıcak yaklaşmamız gerektiğini anlarız. Toprakların işlenmesini sürdürdüğümüz sürece verimlerini korumayı başarabiliriz. Dolayısıyla sebzeleri tükettikçe yerine yeni sebzeler gelmesini sağlarız.

Umarım bu yazı doğayı korumak için yapabileceklerini fark etme konusunda sana yardımcı olmuştur. Eklemek veya sormak istediğin bir şeyler varsa hemen yorum yapabilirsin. Ayrıca, yazımı beğendiysen onu arkadaşlarınla paylaşabilir misin?

Kaan Karadeniz

İstanbul Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bölümünden mezunum. Yazı yazmayı ve araştırma yapmayı seviyorum. Psikolog, terapist veya yaşam koçu değilim. Hedefim insanların hayatlarına değer katabilecek bilgileri insanlarla buluşturmaktır.

İlgili Makaleler

Yorum yapıp katkı sağla...

Başa dön tuşu