Yaşamın temel kaygısı: Anlama ve mücadele etme

Yaşamın temel kaygısı, hayatta karşımıza çıkan her türlü problemin ardındaki yegane gerçektir. Bu gerçekliği doğrudan görebilme ve beraberinde tanımlama şansını elde edemeyiz. Yaptıklarımıza takılı kalıp hareket ettikçe belirsizlik, kaygı, korku ve memnuniyetsizlik gibi birçok farklı duyguyla mücadele etmek zorunda kalırız. Şimdi soruyorum yaşamın temel kaygısını bilseydik durum değişir miydi?

Soruya verilebilecek onlarca cevap olabilir ama genelde takip ettiğimiz yol bellidir. Ortaya çıkan kaygılara, memnuniyetsizliklere ve belirsizliklere sağlıksız yollarla müdahale etmeye çalışırız. Kafa dağıtmak aklımıza ilk gelen, durmadan bir şeyler yiyerek kendimizi memnun etmek ise başvurduğumuz ikincil yöntemdir. Son olarak her şeyi ertelemeye çalışarak çaresizce çırpınmaya başlarız. Böyle bir durumdaysan hayatının kaygı ve mutsuzluk döngüsünde kaybolduğundan emin olabilirsin.

Yaşamın Temel Kaygısı: Onunla Mücadele Etme

Yaşamın temel kaygısını önce anlayıp sonra onunla mücadele etme yollarını keşfettiğimiz zaman karşımıza çıkan problemleri daha kolay bir biçimde ortadan kaldırmayı başarabilirsiniz. Her problemde daha az sorun yaşarız ve kendimize çizdiğimiz yolda daha az engelle karşılaşırız. Yaşamın temel kaygısını anlamak ve onunla mücadeleyi öğrenmek istiyorsan bu yazıyı okumaya devam edebilirsin.

İnsanların yaşantılarında karşılarına çıkan problemler birbirinden farklıdır. Birbirinden zorlu bu problemlerle mücadele etmek için herkes çok caba gösterir ama doğru anahtarı bulamadığı sürece insan kapıdan çıkıp kurtulmayı başaramayacak kadar güçsüz kalabilir. İnsanlarda var olan problemlerin merkezinde her zaman yaşamın temel kaygısı bulunur. Bu kaygı durumu farklı problemlerin ortaya çıkmasını sağlar ve ortaya aşağıdaki gibi bir manzara çıkar.

İnsan kendini nasıl değiştirir?

  • Dışlanma Korkusu: Bu korkuya her insan sahiptir. Genel olarak iletişim kuracak insan bulamama ve günlük yaşantıda insanlarla iletişim kuramama şeklinde kendini gösterir. Bu probleme sahip insanlar kaygıyı ve memnuniyetsizliği bir araya getirerek toplumdan dışlandıklarını düşünürler. Her ne kadar her şey normalmiş gibi gözükse bile dışlanma korkusunu ortaya çıkaran durum kaygıların ve memnuniyetsizliğin aynı kaba konup harmanlanmasıdır.
  • Memnuniyeti Bulma Arzusu: Bir işte çalışıyorsun ama bu iş seni memnun eden bir iş değil. Dolayısıyla sahip olduğun potansiyeli dışarıya çıkaramadığını düşünürsün. Buna sebebiyet veren durum ise memnuniyeti bulamamaktan ötürü yaşanan kaygılardır.
  • Ekonomik Kariyer Engelleri: Ekonomik olarak durumun çok iyi değilse ve gün geçtikçe kendi değerini düşürecek adımlar atıyorsan mücadele edilmesi zor bir durumla karşı karşıyasın demektir. Bu tür bir durumda her birimizin kaygılı olması normaldir ama sürekli eleştirmek, sürekli kararsızlığa kapılmak ve sonucunda imajımızı zedelemek yaptığımız en büyük yanlışlar arasında yer alır.
  • Büyük Değişim Endişesi: Kendimizi değiştirmeye çalışırken karşımıza çıkacak olan ilk his elbette belirsizliktir. Belirsiz kaldığımız süre boyunca endişeli ve kaygılı olmayı sürdürürüz. Buna engel olmak her zaman pek mümkün değildir.
  • Kişisel Gelişime Merak Sarma: Kişisel gelişime inanan ve inanmayan insanlar bulunmaktadır. Kişisel gelişim kitapları alıp kendini geliştirme konusunda belirli adımlar atmak isteyebilirsin. Fakat aldığın kitapları okumuyorsan fırsatları değerlendirememe hissine kapılıp endişelenme yoluna gidebilirsin. Bir itiraf gibi gelebilir ama bunu ben dahil birçoğumuz gerçekleştirmekteyiz.
  • Sosyal Medya Bağımlısı Olma: Buradaki genel problem sosyal medyanın aşırı dikkat dağıtıcı olmasıdır. Biz genelde dikkat dağıtıcı olmasıyla ilgilenmeyiz çünkü buralara bakmadığımız zaman eksik kalacağımızı düşünürüz. Anlık olarak gelişmeleri takip edemediğimiz zaman memnuniyetsizlik duyabilir ve sonucunda endişeye kapılabiliriz.
  • Politik Huzursuzluk: Mevcut siyasi durumdan etkilenerek huzursuz olan insan sayısı çok fazladır. Siyasi görüşün ne olursa olsun neler olacağını bilmemek ve kimin doğru söylediğinden emin olamamak endişeyi, sabırsızlığı ve öfkeyi beraberinde getirmektedir.
  • Çaresizliğe Kapılma: Başına gelip gelmediğini bilmiyorum ama bazen bilinmeyen bir nedenden ötürü çaresizliğe kapıldığını hissedebilirsin. Burada yaşamın temel kaygısı etkilidir çünkü belirsizlik veya endişe gibi durumun ortaya çıkmasına neden olan bir dış etken söz konusudur. Zamanı kaybettiğimizi, onun boşa aktığını hissederek yaşamaya başlarız.
  • Ayrılık Sonrası Dağılmak: Burada problem ortadadır. Bir ilişkinin son bulması durumunda baş ağrıları, memnuniyetsizlik ve endişe eksik olmaz. Öfke ve endişe her zaman yanımızdadır çünkü bitmesini istemediğimiz bir durum söz konusudur. Yalnız kalmayı istemeyiz ve karşıdaki kişinin davranışı karşısında kendimizi değersiz hissedebiliriz.

İnsan kendini nasıl geliştirir?

Açıklamış olduğum bu durumların arka planında her zaman endişe ve memnuniyetsiz yer almaktadır. Hayatta deneyim sahibi olurken karşımıza çıkacak olan bu tür durumlar karşısında ne yapmamız gerektiğini bilmeliyiz. Yaşamın temel kaygısı anlamına gelen daimi endişe ve memnuniyetsizlik sorununu ortadan kaldırabilmek elimizdedir. Bunu başarmak için neler yapabiliriz? Bu soruya cevap bulmaya çalışacağız.

Yaşamın Temel Kaygısı: Çıkış Noktası

Yaşantımızdaki temel kaygıyı tanıyarak ilk adımı atmak son derece önemlidir. En basit biçimde ifade etmek gerekirse yaşamın temel kaygısını sürekli olarak besleyen belirli kanallar bulunmaktadır. Bu kanallar onun her geçen gün daha güçlü hale gelmesini ve bizi etkileyerek çaresiz durumda kalmamızı sağlamaktadır.

  • Yaşantımızın mevcut durumu ve çevremizdeki insanlar hakkında duyduğumuz belirsizlik bu kanallardan ilkidir.
  • Yaşantımız dengede değilse ve belirsizlik hakimse ihtiyaç duyduğumuz kesinlik ve denge bu kanallardan ikincisidir.

Birkaç dakikalığına kendi halinizde kalmanız durumunda yaşamın temel kaygısını hissetmeniz olasıdır. Genel olarak kaygılara yaklaşımımız ondan uzaklaşmaya çalışmak ve olabildiğince kaçmak şeklindedir. Fakat bu sefer karşısında durup onunla yüzleşmeye ve yaşantımızı onunla birlikte sürdürmeye çalışacağız.

Yaşamın Temel Kaygısı: Mücadeleye Başlama

Endişeden kaçmak yerine bu sefer onunla yüzleşmeyi deneyeceğiz. Onunla mücadele ederken kafa dağıtıcı ögeleri kullanmak yerine cesareti toplayıp tam karşısında duracağız. Gülümseyerek kendisine “merhaba” demeyi ihmal etmeyeceğiz. Onunla mücadelemiz onu kabullenerek başlayacak ve sonunda kendimizi çok daha huzurlu bir durumda bulacağız.

  • Hissetmeye Başlama: Elimize bir kağıt ve kalem alıyoruz. Kafamızın içinde dolanan bize sürekli olarak endişe pompalayan hikayemizi en ince ayrıntısına kadar tamamen gerçeklere dayanacak bir biçimde yazıyoruz. Yazarken neler hissettiğimizi takip ediyoruz. Vücudumuzda sıcaklık artışı, terleme veya buna benzer değişimler olup olmadığını kontrol ediyoruz.
  • Hissetmeyi Sürdürme: Seni sıkıntıya sokacak olan bu endişe durumu mutlaka bir fiziksel his olarak kendisini dışarıya vuracaktır. Kaçmak, dikkatini dağıtmak veya onu unutmaya çalışmak yerine ona biraz daha merakla yaklaşmaya çalışmalısın. Kendini nasıl hissediyorsun? Bulduğun yeni hisler neler? Bir değişim söz konusu mu? Zihninde yer alan endişeler konusunda tüm bu tespitleri yapmalısın.
  • Gülümsemeye Başlama: Endişeyi her nasıl hissediyorsan gülümsemeyi denemelisin. Ona bir arkadaş gibi yaklaşmalısın, endişenin her zaman seninle birlikte olabileceğini kabul edip onunla arkadaş olmaya çalışmalısın. Onunla birlikte hareket ederek farklı şeyler yapıp yamayacağını düşünmeye başlamayı denemelisin. Bunu yapabilirsen en huzursuz durumlarda dahi huzuru yakalamayı başarabilirsin.
  • Yaşam Alanını Genişletme: Endişeyi her zaman reddetme yoluna gideriz ama bu bizim için uygun bir çözüm değildir. Bu davranışın sebebi ondan korkmamızdır. Bu sefer onu anlama, ona dokunma ve onu hissetme yoluna giderek ona yaşam alanımız içerisinde yer tanımaya çalıştık. Bunun için yaşam alanımızı daha genişletmeyi düşünebiliriz.

Yaşamın temel kaygısıyla mücadele etmek basit gibi görünse bile her zaman bu kadar kolay olmayabilir. Hissettiğimiz endişe ufak ise onu anlama ve inceleme konusunda daha kolay hareket edebiliriz. Fakat bazen yaşadığın endişe can acıtıcı ve hayal kırıklıklarıyla dolu olabilir. Bunu yapacak enerjiye sahip olmadığını düşünebilirsin. Bu gayet doğaldır ama adım adım ilerleyerek bu enerjiye sahip olmayı başarabilirsin.

Endişeye dokunmayı başardığın zaman sahip olduğun cesaretle onunla arkadaş olmayı dahi deneyebilirsin. Endişenin düşünüldüğü kadar kötü bir his olmadığını kabul edebilirsin. Bir şekilde hayatında yaşamış olduğun belirli olaylar sonrasında ortaya çıkan bu hissi alıp hayatını sürdürme şansına sahip olabilirsin. Ondan kaçmak yerine onunla kalarak, ona sevgiyle yaklaşarak ve belirsizlik olarak gördüğün alanda hareket etmeyi başararak sahip olduğun kaygılardan kurtulabilirsin.

Görsel Kaynağı: joanna.babinska



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir