Üçüncü Dünya Savaşı çıkarsa en güvenli yer neresi olur?

Üçüncü Dünya Savaşı çıkarsa en güvenli yer neresi olur? Gerçekten mükemmel bir soru, özellikle savaş kapıda diye düşünenlerin aklını sürekli kurcaladığı neredeyse kesin diyebilirim. Bugün takip ettiğim birkaç konu hakkında yeni bilgi edinmek istedim ve son derece güldüğüm bir hikayeyle karşılaştım. Ardından bu hikayeyi seninle paylaşmak istedim.

Birçok kişinin aklında olan bu soruya net bir cevap verebilmek mümkün olmayabilir. Fakat biraz tarih bilgisi ve birazcık stratejik önem yoluyla Türkiye’nin bu yerlerden birisi olmadığı apaçık bir biçimde ortadadır. Sebeplerini açıklayacağım ama öncelikle şu güvenli bölge konusuna basit bir giriş yapalım istiyorum. Sence savaştan uzak kalabileceğin bir yer var mıdır?

3. Dünya Savaşı çıkarsa en güvenli yer neresi olur?

Her ne olursa olsun böyle bir savaşın yaşanmamasını temenni ederim. Oluşabilecek yıkımı rakamlarla söyleyebilmek mümkün değil. Bugüne kadar dünyanın kaydetmiş olduğu ilerlemeyi çöpe atmak söz konusu olacağından bu savaşın öyle kolay kolay ortaya çıkabileceğini düşünmüyorum. Hayatta her şey mümkün ama içimden “dünya savaşı” gibi bir durumla karşılaşmanın mümkün olduğuna inanmamak geliyor.

Stratejik Önemden Uzak Bölge

Böyle bir savaş olması durumunda bir kaçış planınız varsa mutlaka ilk olarak stratejik önemi göz önünde bulundur. Kaçağın yerin hiçbir şekilde jeopolitik öneminin olmaması lazım. Nükleerler, atomlar, kimyasallar ve daha büyük yıkıcı savaş makineleri konuşuluyorken bu tür önemli yerlerin ilk vurulacak yerler olduğunu geçmişteki savaşlar açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Uzun lafın kısası bu savaşın çıkması durumunda taraf olmasak dahi Türkiye güvenli bölge falan olmayacaktır.

Çok karamsar olduğumu düşünmeyin maalesef gerçek olan bu. Kaçma planının bir parçası olacak yer ilkel olmak zorunda diyebilirim. Yani elinde bir oltayla balık tutabileceğin, tekerleğin icat edilip edilmediği belli olmayan ama ateşin kesinlikle bulunduğu bir yer kaçış planı için en önemli yerlerden birisidir. Dünya haritasını incelemeye şimdiden başlayabilirsin.

Savaşın Daha Güvenli Olması

Şimdi bir de ters açıdan bakalım. Şehir hayatına alışmış bir canlı olarak ilkel şartlarda hayatta kalma olasılığının ne olduğunu bana söyleyebilir misin? Sorunun gerçekten büyük olduğunu vereceğin cevap ortaya çıkaracaktır. Belki savaştan kaçabilirsin ama bu kaçış umduğun gibi bir kaçış olmayabilir. Bu sefer doğa ile verdiğin mücadeleden tek başına çıkmaya çalışırken yenik düşebilirsin.

Kaçış planının bir parçası olacak olan bölgede ne kadar insanın yaşadığını veya hangi canlıların olduğunu bilmiyor olmak “yağmurdan kaçarken doluya tutulmak” gibi bir şeye benzeyebilir. İletişimin zayıf olduğu, açlıkla imtihan edileceğin, belki vahşi hayvanlara karşı bir başına kalabileceğin bir yere kaçmak hiç akıllıca bir fikir değil sanki. Bunun yerine savaşın yaşandığı bir bölgede kalıp yaşam mücadelesi vermeye çalışmak bazılarına çok daha mantıklı gelebilecektir.

Güvenli Bölge Yalanı

Kafanı biraz daha karıştırmak istiyorum. Savaştan kaçmak için bir “güvenli bölge” bulmaya çalışmak koca bir yalanın peşinden gitmek demektir. Bunu ben söylemiyorum, belirli sorulara cevap verdiğin zaman bu sonucu sende hemen ortaya çıkarabilirsin. Geçmişte yaşanmış olan büyük savaşlar bu konuda insana belirli fikirler sunmaktadır. Aşağıdaki sorulara kendince cevaplar vermeyi dener misin?

  • Askeri saldırılardan tamamen uzak bir bölge bulunabilir mi? Dünya üzerinde “askeri üs” bulunmayan bölgeleri araştırmaya başlayabilirsin.
  • Nükleer saldırılardan tamamen uzak bir bölge bulunabilir mi? Dünya üzerinde “büyük şehirlere” ve “ulaşım merkezlerine” sahip olmayan yerleri araştırmaya başlayabilirsin.
  • Savaştan kaçan insanların izdiham yaratmayacağı bir bölge bulunabilir mi? Dünya üzerinde üçüncü sınıf veya daha kaliteli “kara yolu” bulunmayan yerleri araştırmaya başlayabilirsin.
  • Kıtlıkla mücadele etmek zorunda kalınmayacak bir bölge bulunabilir mi? Dünya üzerinde “yiyecek ve içecek” açısından seni en az “2 yıl” hayatta tutmayı başarabilecek yerleri araştırmaya başlayabilirsin.

Bana bu soruların tamamını cevaplayarak bir yer bulursan haber vermeni öneririm. İşin özü ise maalesef belli, dünya savaşı gibi büyük bir kitlesel savaştan kaçılabilecek bir yer bulunmamaktadır. Yapabileceğin tek şey hayatta kalma şansını yükseltmekten başka bir şey değildir.

Medyanın Seçtikleri

Tahmin edebileceğin gibi herhangi bir ülkenin nükleer silah denemesi veya ikili diyalog esnasında savaş şartlarına gelinmiş olması durumunda güçlü medya organları savaş konusunu gündeme alarak bu konuda ilgi çekebilecek içerikler yayınlarlar. Bunların bir kaçını inceleyerek güvenli olarak belirlenen yerleri paylaşmak istedim.

CNN Türk, savaştan kaçmak isteyenlerin koşması gereken toplam 14 tane yer belirlemiş. İçeriğin başlığı gayet net Üçüncü dünya savaşı çıkarsa kaçabileceğiniz 14 yer! ifadelerini içermektedir. Benzer içerik Milliyet‘in sayfalarını biraz eksik bile olsa 3. Dünya savaşı çıkarsa kaçabileceğiniz 10 yer başlığıyla okuyuculara sunulmuş. Bu yerleri kişisel fikirlerimle aşağıda paylaştım ama daha farklı bilgi arıyorsan ilgili yazılara bakabilirsin.

  • İzlanda – Yaklaşık 300.000 nüfusuyla dikkat çeker, yanardağ patlamalarıyla ürkütür ve aynı zamanda bir NATO ülkesidir. Hiçbir askeri gücü yoktur ama NATO’da yer almaktadır. Hey dostum ne işler çeviriyorsunuz siz?
  • Tristan da Cunha“Tanrı kraliçeyi korusun!” der Birleşik Krallık’a bağlı bu adanın sakinleri. 300 kişilik nüfusa sahiptir, balıkçılık kabiliyeti gerektirir ve tek ulaşım yolu en yakın limandan deniz yoluyladır.
  • Guam – Yaklaşık 160.000 nüfüsa sahip bir adadır. Amerika Birleşik Devletleri’ne olan bağlılıklarını sorgulamaya gerek yoktur. Olası savaş senaryolarından birisi Pasifik Okyanusunu işaret ediyorken çok da güvenli olmayabilir.
  • Chiang Mai – Yaklaşık 150.000 nüfüsuyla Güney Asya’da ideal kaçış noktası olarak ifade edilir. Tayland’a bağlı olan bu yer yüksek olduğundan sessiz sakin bir yerdir. “Yeni Şehir” anlamına gelir ve hakikaten her zaman yeni gibidir.
  • Denver – Yaklaşık 600.000 nüfus, Colorado eyaleti üzerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlılık. Gelişmiş bir yaşam bölgesi, sanki her şey çok iyi olabilir gibi… Lakin burası neredeyse koca ülkenin benzin deposu olduğundan bana çok güvenilirmiş gibi gelmedi.
  • Antarktika – Kutup ayılarına, penguenlere ve foklara selam gönderiyorum. Ömrünüz uzun olsun dostlarım. Kutupları rahat bırakın!
  • Puncak Jaya – Kayalıklar arasında yaklaşık 2 yıl sana yetebilecek bir gıda deposuyla yaşayabileceğini düşünüyorsan şimdi yola çıkabilirsin. Hemen uyarayım sorun gitmek değil, sorun ihtiyaç duyacağın gıda malzemelerini depolamak.
  • Cape Town – Güney Afrika’nın parlayan yıldızı yaklaşık 450.000 nüfusa sahiptir. Gelişmiş bir yerdir, savaş görmüş geçirmiş ve hayatta kalmış bir şehirdir. Ben dokunulmayacak bir bölge olduğuna inanmıyorum.
  • Bern – Yaklaşık 150.000 nüfusu olan bu şehir İsviçre’ye bağlıdır. Dünya savaşlarının dokunulmayan ülkelerinden birisidir İsviçre. Bence “bir deli” çıkmadığı sürece savaşlarda buraya dokunulmaz çünkü paralar orada azizim, dünyanın tüm paraları burada.
  • Necker Adası – Transit geçiyorum, özel mülk ve dünyanın en zengin iş adamlarından birisine ait. Sen buraya fotoğraf çektirmeye bile gidemezsin.
  • Tierra del Feugo – Nüfusunu falan bilmem ama adı “Ateş Toprakları” olan bu adalar Arjantin’e bağlıdır. Sanırım turizm epey aktifmiş. Petrol var diyorlar ama bilemedim… Çok zorda kalırlarsa her an birileri “demokrasi getirmeye” çalışabilir.
  • Yukon – Kanada’nın bir ucu, 45.000 nüfusu falan olan bir yer. Dondurucu soğuklara ev sahipliği yaptığından yerlisi olunmadığı sürece yaşaması zor gibi. Ben daha Eskişehir’in soğuğuna dayanamıyorum…
  • Kansas – Nüfus 3.000.000, Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı bir eyalet. En dikkat çekici yanı ise tarımsal bölge olması ve ülkenin tam göbeğinde yer alması. Savaş çıksa kimsenin umurunda olmaz ama eyaletler birbiriyle savaşırsa sıkıntı çok büyük.
  • Lewis – Yaklaşık 20.000 nüfusu bulunan bu yer İskoçya’ya bağlıdır. İskoç efsanelerinde, hikayelerinde ve kültüründe yer alan pek çok unsurun çıkış noktası burasıdır. Tarihsel değeri çok büyük olmasına rağmen kültürel yıkım hedef olmadığı sürece güvenli bir yer diyebilirim.

Hikaye: Dünya Savaşından Kaçan Amerikalı

Gelelim bu yazının motivasyon kaynağı olan hikayeye. Bu hikayenin baş kahramanı 1970 yıllarında yaşayan Amerikalı bir adamdır. Adamın takıntısı her gün, kısa bir süre sonra Üçüncü Dünya Savaşı çıkacak diye düşünmesidir. Sırf bunun için yaşadığı topraklardan başka bir yere gitmek istemektedir.

Adam her gün bu konuyu düşünmekte ve çeşitli araştırmalar yapmaktadır. “Üçüncü Dünya Savaşı çıkarsa en güvenli bölge neresi olur?” sorusuna cevap bulmaya çalışır ama belirli kriterleri vardır. Bu kriterleri karşılayan bir yere anında ailesiyle birlikte taşınmayı göze almıştır.

Gideceği yerin İngilizce konuşması önemlidir çünkü ailesinin yabancılık çekmemesini istemektedir. Merkezi yönetimin olduğu ve insan haklarının korunduğu bir yer aramaktadır. Dış dünyaya olabildiğince kapalı ve ulaşımı zor bir yer aramaktadır çünkü savaş esirlerinin problem olmasını istememektedir. Aynı zamanda bu bölgenin enerji kaynakları ve su açısından problem yaşamayacak bir yer olması gerekmektedir. Son olarak beklentisi gideceği bu yerde kendi başına tarımsal faaliyet yapıp ailesiyle birlikte hayatta kalmayı ummaktadır.

Adam uzun araştırmalar sonucunda istediği tarzda bir yer bulur. Amerika’da neyi var neyi yok satar. Vatandaşlığını bu bölgeye taşır ve savaştan kaçmış olmanın keyfini yaşamaya başlar. Gittiği yer bugün Falkland Adaları adıyla bilinen bölgedir. Her şey adamın istediği gibidir ama…

Bu mutluluk yalnızca bir yıl sürer… Arjantin cuntasının başındaki isim Leopoldo Galtieri liderliğindeki Arjantin ordusu, Amiral Jorge Anaya önderliğinde adaya çıkartma yapar. Margaret Thatcher‘ın başbakanlığını yaptığı İngiltere en kısa sürede bu çıkartmaya cevap verir. Amiral John Fieldhouse önderliğindeki İngiliz askerleri Arjantinlilerle savaşmak için adaya doğru hareket edip adayı tekrardan ele geçirirler.

Üçüncü Dünya Savaşı çıkarsa kendini güvende hissetmek için gecelerini gündüzlerine katan hikayenin kahramanı ailesiyle birlikte tam 2 ay boyunca savaşın göbeğinde yer alır. Yaşam mücadelesini savaş koşullarında vermek zorunda kalır. Sanırım yaşanmış olan bu hikaye dünya üzerinde savaştan kaçılabilecek bir yerin olmadığının iyi bir göstergesidir.

Bir de kapanış yapmam gerekiyor sanırım. Bir dünya savaşı çıkacak olursa en güvenli bölge diye bir şey olacağına inanmıyorum. Yapabileceğin en ihtimalle yaşama şansını yükseltmek olur ve fazlasını yapamazsın. Geriye tek seçenek kalmaktadır, her ne olursa olsun bu denli büyük bir savaşa engel olabilmek. Peki bu mümkün mü? Bilmek isterdim ama maalesef bilmiyorum.

Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini "Bilgi ve Belge Yönetimi" bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

5 Cevaplar

  1. yusufask dedi ki:

    Harika. Marvel A.A. den sonra bu siteye pek giremedim ki oyunumuz geçen yıl kapandı. Sonsuza denk. 🙂 Güzel yazı.

    • Kaan Karadeniz dedi ki:

      Eskilerden birilerini görmek güzel. Maalesef artık oyun yazılarını buralardan uzak tutmaya çalışıyorum, aslında doğru düzgün oyun da oynamıyorum. Hep araştırma, hep kovalamaca…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir