Siberpunk: Bilim kurgunun marjinal hali

Siberpunk veya Cyberpunk, bilim kurgunun alt dallarından birisidir. Kurgunun bu türünde “yüksek teknoloji, düşük yaşam” ilkesi yer alır. Oluşturulan dünyaya yüksek teknoloji ve son derece gelişmiş bilimsel başarımlar hakimdir. Bu kurgu türünün yaşatıldığı dünyalar genellikle “yüksek teknoloji, düşük yaşam kalitesi” ilkesinden ötürü birer distopya olarak nitelendirilirler.

Siberpunk için yapılabilecek en basit tanımlamalardan birisi budur. Bu yazıda enine boyuna “siberpunk” konusunu ele alacağım ve tarihsel gelişimine değineceğim. Bununla birlikte yazının sonlarına doğru bu türe ait en iyi kitaplara ve filmlere değinmeye çalışacağım.

Bilim Kurgunun Marjinal Hali Siberpunk

Belki son derece iddialı bir başlık olabilir ama tarihsel gelişimden ziyade karakteristik açıdan bu tür, marjinal bir yapıdadır. Teknolojinin anarşizm ile ilişkilendirildiği noktaya dokunması hemen hemen her kurgunun içerisinde olan bir şeydir. İlk defa kimin hakkını vererek bu tarzda bir kurgu ortaya çıkardığı sürekli tartışılır ama hiç kuşkusuz William Gibson bu alanda öncü isimlerden birisidir.

Siberpunk türünde geliştirilmiş olan her kurgunun vermek istediği bir mesaj vardır. Bu mesaj, teknolojinin hızlı ilerlemesinin insanlığa verebileceği zarar üzerinedir ama nedense oluşturulan kurgularda ortaya çıkan çatışma anlarında kurtulma çözümlerinin içerisinde yine teknoloji yer alır. Bu kurgu türünde oluşturulan olay yerlerinin sürekli karışık olmasının temel nedeni teknoloji ve insan arasında yaşanan anlaşmazlıklardır.

Bu temayı merkeze alıp kurgulanan birçok farklı hikayede olay yerleri gerçek dünya değil sanal dünyadır. Sanal gerçeklik olarak ifade edilebilecek bu alanlarda bilgisayar sistemleri ile insan beyninin bir etkileşimi söz konusu olur. Bu kurgu türünde her zaman çatışmaları ve anlaşmazlıkları ön plana çıkarsa dahi bunu yaşanan bağlantı problemleri veya sistemsel bozulmalar yardımıyla gerçekleştirir. Buna ek olarak, kurgularda ekonomik, askeri ve siyasi güçler devletler değil büyük teknolojik şirketlerden meydana gelir.

Edebiyatta Siberpunk

Edebiyat alanında “cyberpunk” terimi ilk kez 1983 yılında Bruce Berthke tarafından kullanılır. Bruce Berthke, yazmış olduğu bilim kurgusal hikayeye “Cyberpunk” adını verir. Daha sonra ise bu isim William Gibson, Bruce Sterling ve Pat Cadigan gibi isimlerin çalışmalarını kapsayan bir alt tür haline dönüşmüştür. Bruce Sterling bu alt türün gelişmesinde öne çıkan isimlerden birisi olsa bile William Gibson kurgu türünün popülerleşmesinde önemli bir yere sahip olmuştur.

1984 yılında yayınlanan ve orijinal dilinde adı Neuromancer olan kitap William Gibson’ın ilk romanı olmakla beraber en popüler siberpunk çalışmalarından birisi olarak dikkat çekmektedir. Ortaya koyduğu çalışmalar sayesinde Hugo Ödülleri ve Nebula Ödülleri gibi prestijli ödüllere sahip olmayı başaran William Gibson, bu kurgu türünde önemli bir isim olduğunu ispatlamıştır.

SPRAWL Üçlemesi Türkçeye çevrilerek Altıkırkbeş Yayınları tarafından yayınlanmıştır. Ayrıca Daniel Suarez tarafından yazılan Hayalet Program Daemon Türkçeye çevrilen bir diğer siberpunk temalı eserdir. Siberpunk temalı kitapları okumak istiyorsan bunlarla başlangıç yapman doğru olacaktır.

Filmlerde Siberpunk

Filmlerde siberpunk ise ilk kez orijinal adı Blade Runner olan Bıçak Sırtı isimli filmle görülmüştür. Filmde köle gibi çalıştırılmaktan bıkan yapay zekaların isyanını bastırmak için görevlendirilmiş özel bir polis ekibinin başından geçenler anlatılır. Film epey ses getirir ve bu kurgu türünün film dünyasında yeşermesine yardımcı olur. Daha sonraki yıllarda ise son dönemlerin en iyi bilinen filmlerinden birisi olan Matrix gibi yapımlar ortaya çıkmıştır ama bir şekilde bu yapımlar dahi Bıçak Sırtı filminin tonundan bir şeyler taşımışlardır.

2015 yapımı Ex Machina, 2014 yapımı Evrim, 2009 yapımı Suretler, 2008 yapımı Babil M.S., 2006 yapımı Karanlığı Taramak, 1999 yapımı Matrix ve aynı serinin diğer filmleri, RoboCop ve Bıçak Sırtı gibi yapıtlar siberpunk temalı önemli filmlerden bazılarıdır.

Anime ve Çizgi Romanlarda Siberpunk

Siberpunk türünün etkin biçimde kullanıldığı alanlar Japonların ve bilhassa dünyanın takip ettiği anime ve çizgi roman -manga- gibi kurgusal çalışmalardır. Birçok bilindik ve popüler anime bu kurgu türünün izlerini taşımaktadır. Akira, Ghost in the Shell, Ergo Proxy ve Psycho-Pass gibi yapıtlar bu kurgu türüne ait çalışmalardır. Bu kurgu türünün Japonya’da önemli bir yere sahip olmasının yanında William Gibson, Japonya’yı bir siberpunk diyarı olarak nitelendirmiştir.

Oyunlarda Siberpunk

Oyun oynamaktan keyif alan birisi olarak siberpunk denildiğinde aklıma hemen birkaç yapıt gelmektedir. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz bir Hideo Kojima eseri olan Metal Gear Solid serisidir. Onu Deus Ex serisi, Megami Tensei serisi ve Syndicate serisi takip etmektedir. Bu oyunların her birisi bu türün temel niteliklerini barındırır ve oyun dünyasında bu türün en iyi temsilcileri arasında yer almaktadır.

Elimden geldiğince bilim kurgunun alt dallarından birisi olan siberpunk konusunda bilgi vermeye çalıştım. Genelde bir yapıtta yapay zekayla oluşturulmuş robotların veya makinelerin insanlara baş kaldırışı söz konusuysa o yapıt bu kategoride değerlendirilir. Bunun yanlış bir genelleme olduğunu söyleyen kişiler bulunsa bile bu değerlendirme sık sık yapılmaktadır. Ek olarak bu kategoriye ait kurgularında anlatılanların veya benzerlerinin gelecekte yaşanacağını düşünen çok sayıda insanın -bunlardan birisi benim- olduğu unutulmamalıdır.

Görsel Kaynağı: adactio



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir