Osmanlı Devleti’nin çöküşünü geciktiren nedenler nelerdir?

Osmanlı Devleti’nin çöküşünü geciktiren nedenler, devletin çökmesine neden olan coğrafi keşifler gibi tarihi olaylarla bağlantılıdır. Osmanlılar, bir boy halinde yaşarken yetenekli ve kabiliyetli liderlerin elinde büyüyerek bir devlet haline dönüşmüştür. Anadolu topraklarında güçlenen devlet bir süre sonra Avrupa ve Asya gibi önemli noktalarda etkin rol oynamıştır. Devletin sahip olduğu çoklu etnik ve kültürel yapı, birçok farklı topluluğun Osmanlı Devleti’ne karşı tarafsız kalmasına neden olmuştur.

Avrupa’nın gözünü açması sonucunda ise Osmanlı Devleti bulunduğu topraklarda yavaş yavaş hakimiyetini yitirmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti, Avrupa’nın ticaret yolları üzerinde söz sahibi durumdayken yaşanan reformlara kayıtsız kalmış ve otoritesini kaybetmiştir.

Osmanlıların Batıya Gidişini Kolaylaştıran Nedenler

Osmanlı Devleti’nin çöküş nedenlerini anlamak için öncelikle bu devletin Avrupa’ya nasıl yayıldığını iyi idrak etmek gerekmektedir. Osmanlı Devleti uyguladığı politikaların bir sonucu olarak bu başarıyı elde etmiştir. Nitekim, Osmanlı Devleti’nin Avrupa topraklarında ilerlemesini kolaylaştıran bir takım önemli etkenler söz konusudur.

1. Bizans İmparatorluğu ve İstanbul

Osmanlı Devleti’ni Avrupa’ya ulaşmaktan koruyan unsur Bizans İmparatorluğu’dur. Bizanslılar, Osmanlıların kolayca Avrupa’ya geçiş yapmasına engel olabilecek konumda yer almıştır. İstanbul gibi stratejik bir öneme sahip olan noktayı kontrol altında tutmaları, Osmanlıların farklı yolları deneyerek Avrupa’ya geçiş yapmalarına neden olmuştur.

Nihayetinde Avrupa devletleri Bizans İmparatorluğu’nun altını oymaya başladıkça Osmanlı Devleti, Bizanslıların üzerine daha kolay gidebilmiştir. Sonuç olarak Sultan II. Mehmed’in üstün başarısı sayesinde İstanbul’u almayı başaran Osmanlı Devleti, tarihsel anlamda önemli bir eşiğe ulaşmıştır.

İstanbul’un alınması I. Konstantin ile tarih sahnesine çıkan Bizans İmparatorluğu’nun XI. Konsantin ile son bulmasına neden olmuştur. Bizanslıların tarih sahnesinden çekilmesiyle Avrupa’ya geçişi çok daha kolay hale gelen Osmanlı Devleti, sahip olduğu güç sayesinde Balkanlarda daha rahat hareket edebilmiş ve sınırlarını genişletmiştir.

2. Avrupa’daki Dini Çekişmeler

Osmanlı Devleti, Avrupa’nın kendi içerisinde yaşadığı çekişmeleri en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmıştır. Devletin güçlendiği dönem, Avrupa’nın kanayan yarası olan dini meselelerle aynı döneme denk gelmiştir. Bunun bir sonucu olarak Osmanlı Devleti, Avrupa’daki bazı devletlerden destek alabilmiştir.

Nitekim, destek almadığı diğer devletlerin bir kısmı Osmanlı Devleti’ne karşı tarafsız kalmayı tercih etmiştir. Özellikle Reform döneminde yaşanan karışıklıklar ve çekişmeler, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da ilerlemesini önemli ölçüde kolaylaştırmıştır.

3. Askeri Güç ve Savaş Taktikleri

Osmanlı Devleti, kuruluş ve yükselme dönemlerinde askeri anlamda oldukça başarılı olmuştur. Elinde bulundurduğu askeri gücü en iyi şekilde değerlendirmiştir. Uyguladığı iskan politikaları ve devletin uzun bir süre sürdürdüğü tımar sistemi sayesinde savaşa her daim hazır olan insanların bulunması söz konusu olmuştur.

Osmanlı Devleti’nin savaş taktikleri ise Balkanlarda ve diğer noktalarda savaştıkları devletlere karşı üstünlük sağlamalarını sağlamıştır. Türklerin geçmişlerinde kullandıkları savaş taktiklerini geliştirerek muharebe alanında kullanmayı tercih etmeleri, İstanbul’un Fethi sırasında gemilerin karadan yürütülmesi gibi önemli kararların alınabilmesi savaş taktiklerinin önemini ve değerini ortaya koyacaktır.

Belirtmiş olduğum bu üç neden Osmanlı Devleti’nin Balkanlar ve kısmen Avrupa’da kolayca varlık göstermesini sağlayan etkenlerdir. Ancak, devletin ekonomik ve askeri olarak gerilemesinin bir sonucu olarak Osmanlı Devleti kendisini çöküş döneminin içerisinde bulmuştur. Bunda devlete liderlik eden kişilerin nitelikleri ve kabiliyetleri de etkili olmuştur. Osmanlı Devleti’nin çöküş nedenleri konusunda bilgi vermeden önce bu çöküşü geciktiren etkenlere değinilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Osmanlı Devleti’nin Çöküşünü Geciktiren Nedenler

Osmanlı Devleti tam anlamıyla çöküşü yaşamadan önce ciddi travmalar, karışıklıklar, isyanlar ve savaşlar yaşamıştır. Belirli bir dönemden sonra savaşların büyük bir kısmını kaybetmiştir. İç isyanlarla sürekli olarak uğraşmak zorunda kalmıştır. Padişahların sürekli olarak tahttan inmesi ve tahta çıkması gibi travmalarla boğuşmuştur. Tüm bunlara rağmen Osmanlı Devleti’nin çöküşü uzun sürmüştür.

1. Avrupalı Devletlerin Güç Oyunları

II. Viyana Kuşatması olarak bilinen ve Osmanlı Devleti’nin en başarısız askeri harekatlarından birisi olan savaş neticesinde Osmanlı Devleti’nin çöküş dönemine girdiği birçok otorite tarafından kabul edilmektedir. Bu savaş Avrupalı devletlerin Osmanlıları bir tehdit olarak görmeyi bırakmasına neden olmuştur.

Osmanlı Devleti, bu savaş sonucunda ciddi kayıplar vermiştir. Fakat en büyük kaybı itibar yönünden olmuştur. Avrupalılar, Osmanlı Devleti’ni “yenilmez” olarak görmeyi bırakmışlardır. Bir dönem sonra ise Osmanlıları güç oyunlarının dışında tutmayı tercih etmişlerdir.

Avrupalı devletler, Osmanlı Devleti’nin Avusturya ile yaşadığı husumetleri kullanmışlardır. Güçlenen Rusya’ya karşı yine Osmanlı Devleti’ni kullanmışlar ve kendi güç oyunlarının içerisinde Osmanlı Devleti’ni oradan oraya sürüklemişlerdir. Osmanlı Devleti’nde yaşanan isyanları destekleyerek devletin nefes almasını zorlaştırmışlardır.

Osmanlı Devleti’nin geçmişte uyguladığı iskan politikaları devletin bir süre daha ayakta kalmasını sağlamıştır. Fakat, Avrupalı devletlerin Avusturya ve Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’ni kullanmak istemesi devletin çöküşünü yavaşlatmıştır.

2. Reform Hareketleri

Avrupalıların Reform Hareketleri ile uğraşıyor olması Osmanlı Devleti’nin ayakta kalmasını sağlamıştır. Bunun sebebi, dini karışıklıkların yeni bir Haçlı Seferi düzenlenmesine imkan tanımamasıdır. Hıristiyanların kendi içlerinde ayrılığa düşmesi nedeniyle bu imkansız hale gelmiştir.

Reform Hareketleri, Osmanlı Devleti’nin işini kolaylaştırsa bile, İnebahtı Savaşı ve II. Viyana Kuşatması sırasında Osmanlı Devleti’ne karşı kutsal ittifaklar oluşturulmuştur. Bu ittifaklar zayıf olsa bile Osmanlı Devleti’ne karşı ittifakların zaferiyle sonuçlanmıştır.

3. Ortodoks Kilisesi

Osmanlı Devleti, Ortodoks Kilisesi’ne tolerans tanıyarak Ortodoksların kendisine bağlı kalmasını sağlamıştır. Avrupalı devletlerle çekişmeler yaşadıkları sırada Ortodoks Kilisesi’nin onlarla aynı doğrultuda ilerlemesine engel olmayı başaran Osmanlı Devleti, bu başarısını Rusya’nın Ortodokslarla bağlantıya geçmesine kadar sürdürmüştür.

4. Avrupalı Devletlerin İsyanlardan Çekinmesi

Avrupalı devletler, Osmanlı Devleti gibi monarşik bir yapıda olduğu için ulusal bağımsızlıklara karşı mesafeli davranmışlardır. Aydınlanma Çağı döneminde Avrupalı devletler Osmanlı Devleti’nin içerisinde yaşanan isyanlara ve karışıklıklara karşı kısmen tarafsız yaklaşmışlardır.

Bu tarafsızlığın temel edeni ise ulusal bağımsızlık anlayışının kendi topraklarında yaşayan diğer halklara sıçramasından çekinmeleridir. Ancak güç mücadeleleri sırasında rakip devletlerin içerisinde yaşanan isyanlara kısmen destek olmuşlardır.

5. Coğrafi Keşifler

Coğrafi keşiflerin Osmanlı Devleti’nin ekonomisine ağır bir darbe vurmuştur. Fakat aynı zamanda kolonicilik ve sömürgecilik ile uğraşan devletlerin Osmanlı Devleti üzerinde baskısının azalmasına neden olmuştur. Sömürgecilik açısından değerli olan noktalar Osmanlı Devleti’nin topraklarından bağımsız yerler olmuştur. Bu nedenle Osmanlı Devleti bir süre daha ayakta kalmayı başarmıştır.

6. Türk-Moğol Çekişmesinin Son Bulması

Moğollar hem Osmanlı Devleti hem de diğer devletler için bir tehdit olmuştur. Osmanlı Devleti’nin Ankara Savaşı’ndan sonra Moğollarla yaptığı antlaşma sonucunda ise bu tehdit ortadan kalkmıştır. Osmanlılar ve Moğollar, Ruslara karşı birlikte hareket etmişlerdir.

Türk-Moğol çekişmesinin erken son bulması neticesinde Osmanlı Devleti’ni doğuda tehdit edecek tek unsur Safeviler olmuştur. I. Selim döneminde Safevi Devleti’ne karşı üstünlük sağlaması doğuda oluşabilecek en önemli tehdidin önüne geçilmiştir. Böylece Osmanlı Devleti batıdan parçalanırken, doğudaki topraklarında ciddi çözülmeler yaşanmamıştır.

7. İstanbul’un Stratejik Konumu

İstanbul dönemin şartlarında ulaşılması zor bir konumda yer almaktaydı. Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul’a ulaşılamaması (daha sonra antlaşma koşulları gereği geçilmiştir) bu stratejik önemi ortaya koymaktadır.

İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkentidir. Askeri harekatlarla başkente ulaşmanın güç olması nedeniyle Osmanlı Devleti’nin bir süre daha ayakta kaldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Çanakkale Savaşı, İstanbul’a ulaşmak isteyen devletlerle Osmanlı Devleti arasında yaşanmıştır. Boğazı geçmek isteyen devletlerin başarısız olması İstanbul’un stratejik açıdan neden önemli olduğunu göstermektedir.

8. Lale Devri

Lale Devri, başlangıcı ve sonu çok da iyi olmayan olaylardan oluşmaktadır. Pasarofça Anlatşaması’nın imzalanmasından Patrona Halil İsyanı’na kadar geçen dönem Lale Devri olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde Osmanlı Devleti’nde barış hakim olmuştur.

III. Ahmed’in emriyle hazırlanan kanunların uygulanması sonucunda Osmanlı Devleti kendisini yenilemeye başlamıştır. Yapılan reformlar sonucunda devlet biraz daha güçlenmiştir. Ancak, padişah ve ailesinin aşırı zenginlik içerisinde yaşamasından rahatsızlık duyanlar isyan ederek bu devrin son bulmasına neden olmuştur.

Lale Devri, Osmanlı Devleti’nin bir süre daha ayakta kalmasını sağlamıştır. Yapılan yenilikler etkisini göstermiştir. Devlet eski gücüne kavuşamasa bile Lale Devri, Osmanlı Devleti’nin çöküşünü geciktirmiştir.

Osmanlı Devleti, tarih sahnesine çıkmaya başladığında fırsatları değerlendirerek büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Dönemin teknolojilerini kullanmayı başarmıştır. Devletin bir süre sonra ekonomik ve askeri anlamda gerilemeye başlaması çöküşü beraberinde getirmiştir.

Osmanlı Devleti, çöküş dönemine girdikten yıllar sonra tamamen son bulmuştur ve bunda yukarıda sayılan nedenlerin yanında sayısız birçok neden etkili olmuştur.



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir