Middlesex (Jeffrey Eugenides)

Middlesex, çift cinsiyetli doğan bir kişinin hikayesini konu alan, Jeffrey Eugenides tarafından kaleme alınmış Pulitzer Ödüllü bir romandır. Jeffrey Eugenides, Amerikalı bir yazardır. Roman, deneme ve kısa hikaye gibi çeşitli edebi ürünlere imza atmıştır. Çok çeşitli kısa hikayeler yazmış olmasına rağmen kaleme aldığı üç roman bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Middlesex adını taşıyan Pulitzer Ödüllü romanıdır.

Middlesex, hormonsal açıdan erkek olmasına rağmen bir kız olarak yetiştirilen Calliope Stephanides’in hayat hikayesini anlatmaktadır. Kitap aynı zamanda Amerika’ya göç etmiş olan Yunanlıların kültürel değişim karşısında neler yaşadığına değinmektedir. Kitabın dilimizde yayını Domingo Yayınevi tarafından gerçekleştirilirken, çevirisi Solmaz Kamuran tarafından yapılmıştır.

Bu yazıda neler var?

Middlesex

Roman hikayenin kahramanı Calliope Stephanides’in nasıl kadınsı karakteristik özelliklere sahip olarak doğduğunu anlatmasıyla başlamaktadır. Cal’ın ailesi hakkında bilgiler verilmekte, yaşadıkları ev ve çevre tanımlanmaktadır. Geçmişe yönelik bu bilgiler Cal’in gençlik yıllarını anlatmaktadır. Bu yıllar aynı zamanda onun çift cinsiyetli olduğunu anladığı yıllara denk gelmektedir.

Cal’in çift cinsiyetli olduğunu keşfetmesi bir kaza sonucu gerçekleşir. Bir traktör kazası sonucunda hastaneye kaldırılan Cal, burada tedavi görürken, çift cinsiyetli olduğu ortaya çıkmıştır. Bunu ortaya çıkaran kişi onu tedavi eden doktordur. Cal bu durumu öğrenir öğrenmez ortadan kaybolur. Yaşamakta olduğu Middlesex’ten ayrılarak San Francisco’ya gider.

Cal yeni gelmiş olduğu bu şehirde bir iş bulur ama iş yerinde yaşanan isyan neticesinde polis tarafından gözaltına alınır. Cal, gözaltındayken babasının öldüğünü öğrenir. Middlesex’e geri dönen Cal burada büyükannesi Desdemona ile büyükbabası Lefty’nin kardeş olduğunu öğrenir. Bu gerçeği öğrendikten sonra birçok olay yaşanır ve yıllar sonra Cal, Berlin’de bir diplomat olur. Burada Japonya’dan Amerika’ya göçmüş olan Julie Kukichi ile tanışır ve bu tanışma bir süre sonra ilişkiye dönüşür.

Yeniden Doğuş

Middlesex, yazıp yazmamak konusunda ciddi anlamda kararsız kaldığım bir kitap tavsiyesi oldu. Birçok sebebi bulunuyor ve bunlardan bahsetmeye çalışacağım.

Öncelikle kitap çok uzun. Epey uzun. Oku oku bitmez denecek cinsten ve ilk bakışta gözünüzü korkutabilir. Hiç birbirimizi kandırmayalım, zaten az kitap okuyan bir milletiz. Uzun kitaplar ilgimizi azıcık çekecek olsa bile bu düşük bir ihtimaldir.

Kitaptan bahsederken biraz zorlandım. Bu diğer bir kısım. Olabildiğince detaydan kaçınmak isterken yukarıda hiçbir şey anlatmamış olma ihtimalim bulunuyor. Aslında genel itibariyle romanda neler anlatıldığını bilmeniz sizin için yeterli. Genetik olarak çift cinsiyetli olan bir kişinin hikayesi anlatılıyor desem herhalde Middlesex ile ilgili yeteri kadar bilgi vermiş olurum.

Bir diğer konu ise kültürel anlamlandırma meselesi. Hikayenin kahramanı genetik bir durumdan ötürü çift cinsiyetli olan bir kişi. Amerika’ya göçmüş Yunanlı bir aileden geliyor. Ailenin akraba evlilikleriyle dolu bir geçmişi bulunuyor. Her birinin detayı kitapta yer alıyor. Bunlar sizi biraz olsun sıkabilir ama sonuç olarak okuduğunuzda farklı bir hayatı öğrenmiş oluyorsunuz.

Ayrıca kitabın içerisinde birçok farklı tarihi olaydan bahsediliyor. Bunlara olabildiğince tarafsız bir biçimde yaklaşıldığını söylemek mümkün. Türk-Yunan Savaşı, Balkan Savaşları, Watergate Skandalı ve İslam Milleti gibi tarihi olaylar bunlardan bazılarıdır.

Kitabı neden okumalısınız? Bu soruya şimdiye kadar çoktan cevap vermiş olmam gerekiyor. Pulitzer Ödülü’ne sahip olması okunması için iyi bir neden ama sırf bir ödül aldı diye kitabı okunur olarak nitelendirmek bana pek doğru gelmiyor. Bana kalırsa bu kitabı okumanızın en büyük nedeni genetik olarak çift cinsiyetli doğan bir kişinin hayatında neler yaşayabileceğini merak etmenizdir.

Bu roman size yeniden doğuşu anlatabilir. Romanın kahramanı çift cinsiyetli olduğunu öğrenmeden önce kız olarak doğmuş ve o şekilde yaşayan birisidir. Çift cinsiyetli olduktan sonra ise erkek olarak yeniden doğduğunu ifade etmektedir.

Roman aynı zamanda Amerikan Hayali adı verilen yaşayış tarzına ait izler bırakmaktadır. Bu erişilmesi zor bir hayal değildir ancak Amerika’ya göçenlerin bir numaraları nedenlerinden ve hayallerinden birisidir. Romanın kahramanının ailesi de benzer hayalle Amerika’ya gelip yerleşmiştir.

Romanın içerisinde daha birçok farklı izlere rastlayabilirsiniz. Yunan mitolojisinden esintiler, Amerika’da yaşanan kültür problemleri, etnik durumlar, akraba evliliğinin sonuçları ve daha birçok farklı iz romandan yapılacak çıkarımlardır. Dolu bir roman olduğuna şüphe yok ama Middlesex’i okumak için sabırlı olmanız gerekir. Uzun bir kitap olması sizi korkutmamalıdır.

Hepinize keyifli okumalar.

Yorum yapıp katkı sağla...

Reklamlar engelli...

Bu blog yayın hayatını rahatsız edici konumlarda olmayan reklamlar sayesinde sürdürmektedir. Lütfen destek olmak adına bu blog için reklamlara izin vermeyi düşünün.

Refresh