Mandela etkisi: Bana beynimin bir oyunu bu

Mandela etkisi, blog adresimde bir konuyu tamamen buna ayırmak istedim çünkü epey ilgi çekici ve bir o kadar eğlendirici bir konu olduğunu söyleyebilirim. Mandela etkisi denildiğinde aklınıza yapış yapış bilimsel tanımlamalar, hukuk metinlerindeki kasıntılı ifadeler veya tıptaki Latince söylemler gelmesini istemem. Mandela etkisini doğru bilinen yanlışlar olarak kabul etmeniz yeterli olacaktır.

Mandela etkisi en basit haliyle doğru bilinen yanlışlar olarak ifade edilebilir çünkü en doğru tanımlama budur. Dünyada yaşayan birçok insanın herhangi bir olguyu aynı şekilde hatırlaması ama hatırlanılan unsurun gerçekle uyuşmamasını bu iki kelimeyle açıklama şansına sahip olabilirsin. Fakat insanlar yanlış hatırlamalarla yetinmeyip işi ileriye taşıyarak neredeyse çılgınca diyebileceğim zaman makinesinden yeniden dirilmeye kadar komplo teorisine girebilecek fikirler ortaya atmayı başarmış.

Mandela Etkisi: Bana Beynimin Bir Oyunu Mu Bu?

Bu meselenin ortaya nasıl çıktığıyla falan hiç ilgilenmeyeceğim. Belki örneklerle anlatmaya kalkarsam daha net anlama şansına sahip olabilirsin ama aslında her şey beynin kusursuzu yakalama arzusuyla ilgili bir durumdur. En azından yapılan sayısız açıklamalar arasında en mantıklısı bana kalırsa bu kusursuzluk durumudur.

Volkswagen Meselesi – Bir Alman otomobil markası olan Volkswagen’ın logosu Mandela etkisine konu olmuş bir ögedir. İnsanların büyük bir bölümü logoda yer alan V ve W harflerinin bitişik olduğunu iddia etmektedir. Fakat işin aslına bakılırsa logoda yer alan V ve W harfleri birbirinden ayrıdır.

Mickey Mouse Meselesi – Bir Walt Disney karakteri olan ve benimle yaşıt olan pek çok kişinin küçük yaşlarda izlemiş olduğu çizgi filmlerden birisi olan Mickey Mouse, Mandela etkisine kurban giden unsurlardan bir diğeridir. İnsanların büyük bir bölümü Mickey Mouse’un askılı bir pantolon giydiğini düşünmektedir. Ancak işin aslına bakılırsa Mickey Mouse askılı bir pantolonu yoktur.

Temel Reis Meselesi – Elzie Crisler Segar tarafından çizilip hayat bulmuş olan Temel Reis karakteri Mandela etkisinin görüldüğü karakterlerden birisidir. İnsanlar büyük bir bölümü Temel Reis’in tek bir kolunda dövme olduğunu düşünmektedir. Fakat işin aslına bakılırsa kahramanımızın her iki kolunda da dövme bulunmaktadır.

Monopoly Meselesi – Mandela etkisinde en kolay açıklanabilir olanlardan birisi budur. Monopoly’in simge karakteri olan zengin adamımız tekli gözlüğe sahip midir değil midir? Buna vereceğiniz cevap evet ise Mandela etkisine sahipsiniz demektir çünkü bu karakter tekli gözlük kullanmamaktadır. Reklamlarında tek gözün parlaması nedeniyle pek çok insan bu karakterin aslında tekli gözlük kullandığını düşünmektedir.

Pikachu Meselesi – Mandela etkisi konuşulduğu zaman en çok dile getirilen örneklerden birisi Pikachu isimli Pokemon karakteridir. Rakiplerini elektriğe boğan ve son derece sevimli gözükmesine rağmen agresif bir karakter olan Pikachu’nun kuyruğu siyah olarak hatırlanır. Fakat Pikachu’nun kuyruğu hiçbir zaman siyah olmamıştır. Beynin kusursuzu en basit yöntemle yakalama arzusu kuyruğu siyah olarak hatırlamamıza neden olmaktadır.

Mandela Etkisi Teorileri

Bu konuda sayısız örnek sunulabilir. Hepsinde ortak noktası ise doğru bilinen yanlışların bir bütünün parçasından çıkmasıdır. Bir şekilde görseller veya parçalarda eksiklik varsa dahi beynimiz onu tamamlamak için kendiliğinden yeni bir şeyler üretebilmektedir. Bunun her insanda aynı şekilde olmasını açıklamak elbette kolay değil ama genel kanıya göre kusursuzluk ilkesi en kabul edilebilir olandır. Peki her şey bundan ibaret mi? Elbette değil çünkü Mandela etkisi hakkında onlarca farklı teori bulunmaktadır.

Zaman Makinesi Teorisi

Teorinin birisine göre birisi çıkmış ve zaman makinesini icat etmiş. Bunu yapsaydı Albert Einstein yapardı diye düşünüyorum ama belki de yapmıştır. Hiç belli olmaz bu işler, neler bulunmuştur ama bizden gizli tutuluyordur kim bilir. Her neyse komplo teorimize devam edelim…

Dediğim gibi birisi ya da birileri zaman makinesini icat etmiş. Sonra o zaman makinesiyle tarihte yolculuklara çıkmış, bizi ileri veya geri götürmüş ama hafızalarımızın gücü bazı şeyleri hatırlamamıza yardımcı olduğu için değiştirilmiş detayları seçmeyi başarabiliyormuş. Teori bundan ibaret, o zaman makinesini kim icat etti bilmiyoruz, bilebileceğimizi de sanmıyorum.

Yeniden Doğma Teorisi

Zaman zaman televizyona birileri çıkar ve bunu dile getirir aslında… Biz öldükten sonra ruhumuz dünyaya başka bir bedende tekrardan geri gelir falan der. Hah işte öyle bir durumlar oluyormuş ve dünyaya yeniden gelen ruhlarımız aynı zamanda bazı hafıza kırıntılarını beraberinde taşıyormuş. Tamam buraya kadar eyvallah ama… Her insan aynı hafıza kırıntısını taşıması biraz garip değil mi?

Tabi bu işin bir dinsel boyutu var ama orada da kapı aynı yere çıkıyor. Hak din olarak belirtilen tüm dinlerde öğreti hemen hemen aynıdır. Biz daha önce tüm yaşadıklarımızı yaşadık, insan ile yaratıcı arasında yapılan itaat sorgulamasında hata yaptık ve hafızamız tamamen silinerek aynı yaşantıyı yaşayıp hatalarımızdan ders çıkartmamız için yeryüzüne gönderildik.

Yeryüzüne gönderilmiş insanlar olarak bazı durumlarda hafızamızdaki kırıntıları hatırlar gibi olabilmekteyiz. Zaten bu dini öğretiyle bağdaştırılan yaşanılan olayı daha önce yaşama hissine bilimsel anlamda deja vu adı verilir. Dinsel öğretilerin tamamen doğru olduğunu kabul etsem bile aynı soru karşımıza çıkmaktadır. Milyon hatta milyarlarca insanın hepsi mi söz konusu ögeleri aynı şekilde hatırlamaktadır?

Mandela etkisi sürekli olarak insanın kafasını kurcalamaya devam edecektir. Gelecekte birçok farklı durum daha ortaya atılacaktır. Mesela son dönemde 1989 yılında Tiananmen Meydanı’nda tankın önünde duran adam ile ilgili çeşitli fikirler ortaya atılmaktadır. Bazısı adamın öldürüldüğünü, bazısı protestocular tarafından sürüklenerek kurtarıldığını, bazısı yakalandığını, bazısı ise tankın önünde direnişini sürdürerek tanklara geçit vermediğini hatırladığını söylemektedir.

Mandela etkisine konu olan olaylardan veya olgulardan hangisinin doğru olduğunu söylemek çok kolay değildir. Ama işin sırrı insanın beyninde gizlidir. O en basit haliyle parçaları nasıl tamamlamak isterse o şekilde tamamlamaktadır ve işine gelmediği noktayı da kolay bir biçimde es geçmeyi başarabilmektedir.



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir