Kütüphaneci ne iş yapar?

Kütüphaneci ne iş yapar? Soru gayet basit gibi görünüyor ama bana kalırsa insanın bu soruyu sorma şekli önemlidir. Meraktan soruyorsa gayet kolay cevap verilebilir. Peki birisi küçümseyici tavırla bu soruyu soruyorsa düşüncelerin değişir mi? Kendisi her gün evinde atomu parçalamakla meşgulken…

Kafama esti bu konuyu ele alayım dedim. Kütüphaneci ne iş yapar, ne iş yapmalıdır, ondan neler beklenmelidir, neler beklenmemelidir gibi sorulara cevap vermeye çalışacağım. Kütüphaneci olmayı başaramamış bir insan olarak potansiyel mesleğimin bendeki karşılığını öğrenmek istiyorsan devam edebilirsin. Yok ben almayayım diyorsan yapman gerekeni de biliyor olmalısın.

Kütüphaneci Ne İş Yapar?

Hemen ufak girişimi yapayım. Kütüphaneci denildiğinde aklına gerçekten neler geliyor? Bir halk kütüphanesinde masasında oturan ve sen istediğinde kitap veren, sen getirdiğinde kitabı alıp rafa veya depoya götüren kişi canlanıyor olmalı. Sana kötü bir haberim var, maalesef masanın başında gördüğün kişi bir kütüphaneci olmayabilir.

Bu en basit tanım olabilir ama herhangi bir kütüphanede masanın başında duran kişinin kütüphaneci olduğunu düşünmeni istemem. Yıl bazlı atamalara, kurumlar arası geçişlere, açılan ve kapatılan kütüphane sayısına bakarsan bunu rahatlıkla anlayabilirsin. İşin garip yani yığınla atama olsa bile masanın başında oturan kişinin kütüphaneci olmama olasılığı bulunmaktadır.

Şimdi birlikte mekan değiştirelim ve halk kütüphanesinden daha farklı bir kütüphaneye geçelim. Büyük bir akademik kütüphanede olsak akademik kütüphaneci, kataloglama ve/veya dizin işiyle uğraşan kütüphaneci, arşiv işleriyle uğraşan kütüphaneci, tüm bunların yönetiminden sorumlu kütüphaneci ve teknik detaylarla ilgilenen kütüphaneci gibi farklı alanlarda uzmanlaşmış kütüphanecilerle karşılaşmamız gerekir. Bir akademik kütüphaneden farklı niteliklere sahip en az -rakamla- toplam “6” kütüphaneci çıkartabiliriz.

Bir kez daha devam edelim ve bu sefer özel kurumlardaki kütüphanecilere göz atalım. Bilimsel araştırmalarda aktif rol alan bir kütüphaneci, hastanede görev alan bir kütüphaneci, avukatlık bürosunda görev alan bir kütüphaneci ve medya kuruluşunda görev alan bir kütüphaneci ile karşılaşabiliriz. Yine birbirinden farklı niteliklere sahip olan kuruluşlarda çalışabilecek, kendi aralarında farklı yetkinliklere sahip en az -rakamla- toplam “4” kütüphaneci çıkartabiliriz. Tüm bu kütüphanecileri bir potada eritmek istersem hepsinin “bilgiyi toplamak, bilgiyi analiz etmek ve bilgiyi yaymak” ile görevli olduğunu söyleyebilirim. Kulağa hoş geliyor öyle değil mi?

Kütüphanecinin Asıl Görevleri

Sana kütüphaneciyi tanıtmak için elimde üç önemli sözcük öbeği bulunmaktadır. Bizdeki karşılığı genellikle ilk ikiyle hatta bazen sadece birinciyle sınırlıdır. Bir kütüphanecinin temel görevlerini “kullanıcılara yardım etmeli”, “koleksiyonu yönetmeli” ve “gelecek için plan yapmalı” şeklinde ifade edebilirim. Fakat her şey bu kadar basit değildir çünkü fazlası bulunmaktadır.

  • Bir kütüphanecinin ne iş yapacağı görev alacağı kütüphanenin boyutuna, konumuna ve hitap ettiği kullanıcıya göre değişecektir. Büyük bir kütüphanede görev alan bir kütüphaneci, ufak bir kütüphanede yer alan bir kütüphaneciden her zaman daha az çalışır. Bunun sebebi iki kütüphane arasında yer alan personel sayısı -istisnalar dolu- farkıdır.
  • Bizdeki tanıma göre çoğumuz detaylı bir biçimde “referans kütüphanecisi” olma eğitimi alırız. Genel olarak sonradan sahip olduğumuz yeteneklerimizi bu şekilde kullanılırız. Kullanıcıya görev aldığımız kurum içerisinde veya dışarısında yer alan bir bilgi kaynağını tespit etmesi konusunda yardımcı oluruz.
  • Temel görevleri bir kenara bırakacak olursak kütüphaneciler koleksiyon için doğru kaynakları seçmeli ve bu kaynakları doğru bir biçimde yerleştirmelidir. Nadir eser olarak görülebilecek kitapları yönetebilmek farklı bir kabiliyet gerektirmektedir. Bunun dışında veritabanı lisansları -benim için anlamsız, yaşasın açık erişim!- konusunda bilgi sahibi olmalıdır.
  • Kütüphanecinin zaman zaman sunum yapması gerekir. Bizim halk kütüphanelerinde nadiren bunlarla karşılaşırız ama kitap söyleşileri ve okuma alışkanlığına yönelik seminerleri düzenlemek normalde kütüphanecinin işidir. Kütüphaneci kullanıcıyı ayağına beklemez, kullanıcının ayağına gider ama maalesef buna pek alışabilmiş değiliz, henüz bu teknoloji bize aşılanmış değil.
  • Bir kütüphaneci gerektiğinde öğretmen olabilmek durumundadır. Kütüphaneye gelen kullanıcıya bilgisayar kullanımını öğretmelidir, araştırma yapmayı öğretmelidir, veritabanlarında araştırma yapmayı öğretmelidir, katalogların taranmasını öğretmelidir. Liste uzar gider ama bir kütüphaneyi kullanırken ne gerekliyse her birini kullanıcıya öğretmen kütüphanecinin işidir.
  • Bir kütüphaneci yazma kabiliyetine sahip olmalıdır. “Çüşşş!” demeden önce okumaya devam etmelisin. Bizim için iletişim önemlidir ve artık iletişim sadece konuşarak gerçekleştirilen bir şey değildir. Bir kütüphaneci e-posta yazabilmelidir, mini rehberler hazırlayabilmelidir. Kısacası bir kütüphaneci hedef kitlenin ihtiyaç duyacağı her türlü bilgiyi yazarak anlatabilme becerisine sahip olmalıdır.
  • Kütüphaneci esnek olmak zorundadır. Bugün elimizin altında bulunan materyalin gelecekte olmama olasılığını görmek zorundayız. Doğru anladın, teknoloji hızla geliştikçe bize düşen teknolojiye karşı durmak değil teknolojiye ayak uydurmak olmalıdır. Gelecekte neler olabileceği konusunda tahmin üretmek zorundayız ve bunun için sürekli araştırma yapmalıyız. Hiç durmadan, yılmadan, usanmadan okumalıyız.

Yanlış Düşünce: Kitap Al-Kitap Ver

Görevimizin ne olduğunu veya ne olması gerektiğini anlattıktan sonra gelelim mevcut durumumuza. Bu yazıyı anonim birisi olarak yazmıyorum ama doğru bildiğimi söylemekten geri durmayacağım. Geçtiğimiz yıl Kültür Bakanlığı bir ilan açarak 200 adet sözleşmeli kütüphaneci alacağını duyurdu. Başvuranlar arasında ben de vardım ama bir sürü belirsizlik olduğundan mülakata gitmedim. 2016 yılının Temmuz ayında yayınlanmış olan alım ilanının üzerinden aylar geçmesine bu alım bugüne kadar sonuçlandırılmamıştır.

Eleştirdiğim kısmın bu olacağını düşünüyorsan yanılıyorsun. Devlet mekanizmasının işleyişinin en yavaş olduğu dönemlerden birisine denk gelmesi sebebiyle ben bu gecikmeyi çok absürt bulmuyorum. Sürecin bu kadar uzaması konusunda canı sıkılan herkesi de anlıyorum. Buraya kadar her şey normal ama normal olmayan birçok kişinin yapacağı veya yapabileceği işi en baştaki tanıma indirgemesidir.

Evet, kütüphaneci olmak isteyen bir bireyin mesleğini tanımlama biçimi “kitap al-ver, raf diz-düzenle” döngüsünden ibaret diyebilirim. Bu yanlışın tek sorumlusu mesleğin icrası veya mesleğin yapılış biçimi değil. Sorun eğitim aşamasından, adaptasyon aşamasına kadar her alanda mevcut. Kütüphaneci olmak isteyen bir isim hiçbir şekilde araştırma-geliştirme yönünü düşünmüyorsa bana kalırsa bu kişi “kitap al-ver, raf diz-düzenle” tabanında mesleğe başlayıp bitirmeye mahkumdur.

Gereklilik: Bilgi Uzmanı

Olur ya bu yazıyı okurlarsa deneyimli kütüphanecilerden ve sevgili hocalarımdan cevap bekliyorum. Aşağıda yer alan kütüphaneci türlerine bir itirazınız olur muydu? Kara bulutlar arasında beyaz bulutu aramanızı önermem. Sadece bunlardan herhangi birisine itirazınız olup olmayacağını bilmek istiyorum.

  • Akademik Kütüphaneci
  • Hukuk Kütüphanecisi
  • Medya Kütüphanecisi
  • Referans Kütüphanecisi
  • İdari Kütüphaneci
  • Çocuk Kütüphanecisi
  • Okul Kütüphanecisi

Muhakkak ve büyük olasılıkla birisi çıkıp medya kuruluşunda “kütüphanecinin işi ne?” veya “hukuk bürosunda kütüphanecinin işi ne?” gibi bir soruyla bana cevap verebilecektir. Konuyu daha fazla dağıtmayacağım. Bilgi ve Belge Yönetimi okuyan bir öğrencinin eğitim serüveni boyunca “kitap al-ver, raf diz-düzenle” döngüsünden kopartılıp “bilgi bul, bilgi incele ve bilgi paylaş” döngüsüne sokulması gerektiğini düşünüyorum. İster şok etkisi yaratacak bir reform ile ister başka yöntemlerle artık kütüphanecinin “bilgi uzmanı” olmasını sağlamak gerekmektedir.

Doğru Adım: Seç-Beğen-Ol

Yukarıdaki kütüphaneci türleriyle karşılaşmamız mümkündür. Birisi halk kütüphanelerinden vermiş olduğum örneği birebir yaptığı için referans kütüphanecisi olarak nitelendirilir. Diğerinin uzmanlık alanı çocuklarla ilgili olmalıdır, onların gelişimini olumlu yönde destekleyecek programların oluşturulmasını ve uygun kütüphanelerde bunların uygulanmasına kafa patlatmak durumundadır. Bir diğeri ise uzmanlık alanını okullarla sınırlandırarak yola çıkmalıdır.

Üzülerek söylüyorum, yıllık taş çatlasa 100-200 kişilik merkezi atamayla, 50 kişilik özel kütüphane alımıyla yoluna devam eden bir bölüm hakkında konuşuyorum. Öğrencilere, eğitim süresi içerisinde ne olmak istediğini belirleme fırsatı sunulmaması durumunda herkesin beklentisi “İsviçre çakısı” olacaktır. Bu mümkün değil, eğer böyle bir eğitim görecekse öğrenciler, kurumlar hiç istifini bozmadan klasik davranışlarını sürdüreceklerdir:

  • “Hukuk kütüphanecisi” yerine “büro yöneticisi” alımı
  • “Çocuk kütüphanecisi” yerine “pedagog/psikolog” alımı
  • “Okul kütüphanecisi” yerine “öğretmen/memur” alımı
  • “Referans kütüphanecisi” yerine “memur” alımı

Artık bitirme vaktinin geldiğini düşünüyorum. Fikirlerime katılan ve katılmayan herkese bu yazıyı okudukları için teşekkür ediyorum. Goodreads üzerinde gördüğüm aşağıdaki özlü sözü tüm kütüphanecilere armağan ediyorum.

Doğru zamanda doğru ellerde olan doğru kitap dünyayı değiştirebilir.

Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini "Bilgi ve Belge Yönetimi" bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

4 Cevaplar

  1. Kübra cinsoy dedi ki:

    Bütün yazılarınızı okuyorum hepsi çok güzel

    • Kaan Karadeniz dedi ki:

      Merhaba Kübra Hanım,

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Aynı yorumu iki kez göndermişsiniz, buna gerek yok. Bir kez yorum yaptığınız zaman o yorum otomatik olarak bana iletilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir