Kinizm: Erdemle gelen mutluluk öğretisi

Kinizm en basit ifadeyle sade yaşam tarzını benimseyen bir felsefi öğretidir. Bu öğretinin temelinde insanların temel gereksinimlerini karşılamak için doğa ile uyumlu şekilde erdemli yaşamak bulunur. Kinizme göre insanların mutluluğu elde edebilmek için para pul, güç, ve ünden uzaklaşarak titiz bir biçimde kendini eğitmesi gerekir.

Dün farklı konuları araştırmak isterken Sinoplu Diyojen‘in hikayesine rast geldim. Hikaye epey ilgimi çekti ve en kısa sürede kinizm konusunda bilgi edinmeyi kafaya taktım. Merakıma çabuk yenildim ve ilk fırsatta kinizmi araştırmak için yola koyuldum. Araştırmalar sonucunda elde ettiğim bilgileri seninle paylaşmak istedim ve ortaya bu yazı çıktı.

Kinizm: Sadelik, Mutluluk ve Erdem Bir Arada

Kinizmin tarihsel gelişimine birazdan değineceğim ama öncelikle bu öğretinin öncülerinden söz etmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Sokrates‘in öğrencisi olan Antisthenes tarafından ilk kez ortaya çıkarılan bu görüş, onu takip eden Sinoplu Diyojen tarafından sürdürülmüştür. Kinizm, Sinoplu Diyojen tarafından en ince ayrıntısına kadar yaşanmış ve yaşatılmış bir öğretidir. Yazının sonuna doğru okuyacağın Sinoplu Diyojen’in hikayeleriyle kinizmin zirvede yaşanmış halini rahatlıkla görebilirsin.

Kinizmin Tarihçesi

Kısa bir süre önce belirttiğim gibi kinizm Antisthenes tarafından ilk kez ortaya atılmıştır ve Sinoplu Diyojen bu öğretinin yaygınlaşmasını sağlamıştır. Kinizm öğretisine göre mutluluğa ulaşmak için gerekli olan tek şey erdemdir. Kinizm öğretisinin peşinden giden kişiler sözde toplumu, parayı ve hatta aileyi reddetmiş kişiler olarak görülmüşlerdir. Zaten kinizmin kelime kökenine bakıldığında kelimenin Yunanca “köpek” anlamına gelen bir kelimeden türetildiği görülebilmektedir.

Kinizm öğretisini takip eden kişiler belirlenmiş olan toplumsal düzenden kendilerini soyutlarlar ve kendi kendilerine yetmeye çalışarak doğa ile uyumlu bir biçime yaşamaya çalışırlar. Toplumun dayattığı mutluluk için gerekli olan para, güç ve ün gibi hemen hemen tüm ihtiyaçlar kinizm öğretisinin takipçileri tarafından reddedilmiştir. Bununla birlikte açgözlülük ve hırs gibi değerlere şiddetle karşı çıkılmıştır.

Kinizme Etki Edenler

Bu felsefi öğretinin Antisthenes tarafından ilk kez ortaya atıldığı bir gerçektir ancak tüm öğretinin birden bire ortaya çıktığını söylemek doğru olmayacaktır. Bizlere çok da yabancı olmayan bir isim olan Pisagor, “sade yaşamı” destekleyen ilk düşünürlerden birisi olmuş ve kinizm öğretisini sürdürecek olan kişileri etkilemiştir. Ancak buna rağmen kinizme etki eden en önemli kişinin Sokrates olduğunu söylemek gerekir. Zenginliğe karşı kayıtsız olan Sokrates, öğrencisi Antisthenes’i etkileyerek kinizmin oluşmasında önemli bir paya sahiptir.

Antisthenes ve Kinizm

Kinizm, Antisthenes ile başlangıç gösterir. Antisthenes, Sokrates’in en önemli öğrencilerden birisi olarak bilinir. Kendisi kinizmin kurucusu olarak görülse bile fikirleri kinizm öğretisinde olduğu kadar basit değil, biraz daha karmaşıktır. Buna rağmen kinizm okulunun ve felsefesinin kurucusu olan Atnisthenes, gerçek erdemin kişinin tutkularından ve öbür insanlara olan bağımlılıklarından kurtulmasına bağlayarak bu öğretiye öncülük etmiştir.

Atnisthenes için felsefeyle ilgilenen geniş kapsamlı kaynaklarda daha fazla bilgi bulabilmen mümkündür. Bilinen bir diğer gerçek ise Atnisthenes’in Sinoplu Diyojen’den hoşlanmadığıdır. Ayrıca Atnisthenes’in içinde yer aldığı en ilgi çekici hikayelerden birisi -mavimor’dan alıntı- politika üzerinedir ve bu hikaye toplumsal düzenden soyutlanmış olduğunu bizlere gösterir.

Günün birinde Atina’da gerçekleştirilen politik etkinliklere katılan Atnisthenes halka hitap etmeye başlar, “Ey Atinalılar! Hiç vakit kaybetmeden bütün eşeklerin at olduğunu ilan edelim.” der. Kalabalık hayret ve merakla karışık bir biçimde Atnisthenes’e “Ne yararı olacak bunun?” sorusunu yöneltir. Atnisthenes her ne kadar biraz hakaret içerse bile kendisine yöneltilen soruya, “En azından eşekler tarafından yönetiliyor olma utancından kurtulmuş oluruz.” cevabını vermiştir.

Sinoplu Diyojen ve Kinizm

Sinoplu Diyojen, kinizm öğretisinin dominosu olarak gösterilebilir. Her ne kadar bu okulun kurucusu ve öncüsü Atnisthenes olsa bile boynuz kulağı geçmiş ve Sinoplu Diyojen, kinizm öğretisinin yayılmasını sağlamıştır. Fakat bu öğretiyi aşırı uçlarda yaşadığı için Atnisthenes’in ondan çok hoşlanmadığı ifade edilmiştir. Sinoplu Diyojen, insanın mutlu olabilmesi için yine erdemi ön plana atsa bile aslında kendisini diğer tüm insanlardan soyutlamıştır.

Sinoplu Diyojen, yaşadığı şehri babasının sahte para basarken yakalanmasından ötürü terk etmiş ve Atina’ya göç etmiştir. Atina’ya geldikten sonra Atnisthenes’in öğrencisi olmuştur ama bazı kaynaklara göre bu ikili hiç karşılaşmamıştır. Sinoplu Diyojen şehrin ortasında bir fıçının içerisinde yaşamıştır ve elindeki asa ile su kabının dışında hiçbir mal varlığı olmamıştır. Bazı görüşlere göre kinizmi düşünce öğretisinden çıkartıp uygulamaya koymuştur ama her şeyde aşırıya kaçması tepki çekmesine neden olmuştur.

Babası II. Filip‘in ölümünün ardından Makedonya Kralı olarak tahta geçen Büyük İskender‘i tüm önemli filozoflar ve düşünürler tahta çıktıktan sonra ziyaret etmişlerdir ama Sinoplu Diyojen teşrif etmemiştir. Bunun üzerine yanına muhafızlarını alan Büyük İskender, Sinoplu Diyojen’in yanına gitmeye karar verir. Sinoplu Diyojen’i fıçısında güneşlenirken bulan Büyük İskender, Sinoplu Diyojen’e herhangi bir isteğinin olup olmadığını sorar. Sinoplu Diyojen, “Gölge etme başka ihsan istemem” diyerek tarihe geçecek sözü söylemiş olur. Yaşanan bu olaydan sonra Büyük İskender’in “Eğer Büyük İskender olmasaydım, Sinoplu Diyojen olmak isterdim” demiştir.

Krates ve Kinizm

Tebaili Krates, kinizm konusunda öne çıkan bir diğer isimdir. Bazı kaynaklar onun Sinoplu Diyojen’in öğrencisi olduğunu belirtse bile bu kanıtlanmış bir şey değildir. Hipparkhia‘ya aşık olarak onunla evlenir ve kendisi gibi filozof olan eşiyle birlikte kinizm öğretisine uygun bir biçimde Atina sokaklarında yaşamıştır. Krates’in bu öğreti açısından önemli bir şahsiyet olması Stoa okulunun kurucusu Kıbrıslı Zenon‘a öğretmenlik yapmış olmasından kaynaklanır.

Antik Yunan’dan Roma İmparatorluğu‘na geçiş sonrasında ise kinizm kendisini muhafaza edemeyerek başka öğretilerin içerisinde dahil olmuş veya çok cılız bir biçimde yaşamayı sürdürmüştür. Özellikle Hıristiyanlık inancının ilk dönemlerinde etkinliğini korumuştur. Sade yaşam tarzını desteklemesi, maddiyatçılıktan uzak olması, kurulu toplumsal düzeni reddetmesi modern düşüncelerin pek çoğunda görülen bir durum olsa bile kinizmin temelinde erdemin en büyük mutluluk kaynağı olduğu unutulmamalıdır.

Photo by Matt Neale



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir