Kahvenin tarihçesi: Doğu Afrika’dan tüm dünyaya

Kahve birçoğumuz için favori içeceklerden birisidir. Bu favori içeceğin tarihçesini merak etmek en doğal haklarımızdan birisidir. Kahvenin tarihçesi hakkında bilgi edinirken aslında dünyanın farklı bölgelerine göz atmak gerekmektedir.

Kahvenin tarihçesi bilinmeyen bir durumla başlangıç gösterir. Kahveyi ilk kez kimin nerede bulduğu tam olarak bilinmemektedir. Bilinen en eski hikaye Etiyopyalı bir çobana aittir. Bu hikayeyi seninle paylaşarak kahvenin bilinen tarihiyle ilgili bilgi edinmeni sağlamaya çalışacağım.

Kahvenin Tarihçesi: Etiyopya’dan Tüm Dünyaya

Kısa bir süre önce belirtmiş olduğum gibi kahvenin kim tarafından bulunduğu tam olarak bilinmemektedir. Ortada çeşitli efsaneler mevcuttur ve bu efsaneler arasından Etiyopyalı Kaldi’ye ait olan, kahvenin geçmişini anlatan en önemli hikayelerden biri olarak kabul edilir. Bu efsane kahvenin bilinen geçmişiyle örtüşen ifadelerden oluşmaktadır. Dolayısıyla birçok otorite bu efsaneleri doğru olarak kabul etmektedir.

Bir Etiyopya Efsanesi

Dünyanın en çok tüketilen içeceklerinden birisi olan kahvenin geçmişi hakkında bilinen en önemli hikaye bizleri Etiyopya‘ya götürmektedir. Antik çağlarda Etiyopya’nın kahve ormanlarında geçen hikayeye göre kahve tanelerini ilk keşfeden kişi bir çoban olan Kaldi’dir.

Kaldi keçilerini otlatırken onların bazı ağaçlarda yer alan yaprakları tükettikten sonra daha enerjik olduklarını fark eder. Enerji dolu olan keçiler geceleri uyumamaya başlar ve bu Kaldi’nin dikkatini çeken bir değişiklik olur. Kaldi tüm bildiklerini manastırın baş rahibi ile paylaşır. Baş rahip bu ağaçlarda yer alan yaprakların taneciklerinden bir içecek üretir. Baş rahip, bu içecek sayesinde manastırda daha uzun süre ibadet yapabildiğini fark eder. Baş rahip bu buluşunu manastırda yer alan diğer rahiplerle paylaşır ve böylece kahve yavaş yavaş yayılmaya başlayan bir içecek olur.

Doğu Afrika bölgesinden çıkan kahve zaman içerisinde Arabistan‘a ulaşır ve bu ulaşım durumu kahve için dönüm noktası anlamına gelir. Dünyaya yayılmaya başlayan kahve ulaştığı her noktada insanları etkilemeyi başarır. Her ne kadar çıkış noktası Etiyopya olsa bile kahve Arabistan’a ulaşmayı başararak çok daha yaygın bir içecek haline dönüşür.

Arabistan’da Kahve

Etiyopya’dan çıkıp Yemen‘e ulaşan kahve ilk kez bir ticaret ürünü olarak kullanılır. Yemen’in Moka limanına gelen kahve, bu limandan tüm Arabistan kara parçasına yayılır. Bir süre sonra kahve Yemen’de yetiştirilmeye başlanır. Bu başlangıç Yemen’in iyi bir kahve şehri olarak anılmasını sağlar. Araplarla etkileşim halinde bulunan İranlılar, Suriyeliler, Mısırlılar ve Türkler zaman içerisinde kahveyle tanışır.

Özellikle Osmanlı Devleti döneminde Yavuz Sultan Selim‘in Yemen’e sefer düzenleyip buraya ele geçirmesiyle birlikte üretilen kahvenin büyük bir kısmı Anadolu’ya hatta İstanbul gibi büyük şehirlere getirilir. İstanbul‘da açılan ve her sosyal sınıftan insanın bulunduğu, hemen hemen her türlü konunun tartışıldığı kahvehaneler yaygınlaşmaya başlar. Osmanlı Devleti sınırları içerisinde kahve çok önemli bir tüketim ürünü haline dönüşür.

İnsanların hac ibadetini yerine getirmek için Mekke‘ye gitmesi sonucunda dünyanın dört bir yanından gelen insanlar Arabistan’ın bu özel içeceği ile tanışma fırsatını elde eder. Kahvenin Yemen’in Moka limanından başlayan serüveni artık Arabistan’a sığmamaya başlar ve kahve Avrupa‘ya ulaşır.

Avrupa’da Kahve

Avrupalı seyyahlar sayesinde Avrupa’ya gelen kahve ilk günlerinde bu kara parçasında çok hoş karşılanmaz. Avrupalılar kahveye “şeytanın acı icadı” adını verir. Venedik‘e ulaşan kahve merkezi otorite tarafından sorgulanan bir içecek olur. Başlangıçta yasaklanma girişimleri olur ama Papa VIII. Clement kahveyi tattıktan sonra karar vermek istediğini belirtir. Papa’nın kahveyi tadıp tadını beğenmesiyle kahvenin Avrupa topraklarında huzur dolu serüveni başlamış olur.

Papa’dan çıkan izinden sonra kahve hızlı bir biçimde Avrupa’da yayılmaya başlar. Tıpkı Doğu medeniyetlerinde olduğu gibi Batı medeniyetlerinde de kahve tüketimi için özel alanlar açılır. Birçok sosyal faaliyetin merkezi haline gelen kahve dükkanları özellikle insanların uğrak yerleri olmaya başlar. Bir kuruş karşılığında alınan bir içecek olması ve anında sosyallik kazandırması sayesinde kahve popüler bir içecek haline dönüşür.

Sabah kahvaltılarında alkollü içecek tüketmeye alışkın olan Avrupalılar kahveye bir şans vermeyi denerler. Zaman içerisinde kahve, sabah kahvaltısının vazgeçilmesi haline dönüşür çünkü insanların güne daha enerji dolu başlamasına ve gün içerisinde daha verimli olmalarına yardımcı olur.

Amerika’da Kahve

Kahvenin Amerika’ya gidişi ve yaygın hale dönüşmesi ise insanların yaşadığı diğer toprak parçalarına göre biraz daha farklı olur. Kahve Amerika’ya ilk kez ayak bastığında buranın popüler içeceği çaydır. Favori içecek olan çay tüketimi bir süre sonra ağır vergi yüküyle karşı karşıya kalınca “ekmek yoksa pasta yesinler” çıkışının bir benzeri gecikmeden gelir. “Çay yoksa kahve içilir” hareketiyle yola çıkan Amerikalılar böylece kahvenin Amerika topraklarında yaygınlaşmasına yardımcı olurlar.

Amerika toprak parçasının güney kısmında ise Brezilya 1700 yıllarında kahveyle tanışır. İlk etapta kahve çok önemli bir yere sahip olmasa bile 1822 yılında özgürlük mücadelesinin sonuçlanmasının ardından kahve üretiminde deyim yerindeyse patlama olur. Brezilya’daki yağmur ormanlarının bir kısmı kahve ekimi için ortadan kaldırılır. 1852 yılından itibaren Brezilya dünyanın kahve üretim lideri olmayı başarır.

Asya’da Kahve

Asyalılar kahve ile yine seyyahlar aracılığıyla tanışırlar. Asya’da kahveyle ilk tanışan Hindular olurlar. Sufi Baba Budan, 1670 gibi bir tarihte Yemen’den elde ettiği kahve bitkisini Hindistan’a ulaştırarak burada kahve bitkisinin yetiştirilmesini sağlar. Bir başka Asya ülkesi olan Japonya ise Hollandalı tüccarlar sayesinde 1800 yıllarında kahve ile tanışırlar. Başlangıçta kahve için belirli sınırlamalar olsa bile bu sınırlamaların ortadan kalkmasıyla kahve Japonya’da epey popüler hale dönüşür.

Güney Kore, diğer Asya ülkelerine nazaran kahve ile biraz daha geç tanışır. Fakat imparatorların ziyafetlerden sonra kahve tüketmeye başlamasıyla kahve ülkede önemli bir içecek haline dönüşür. 1980 yılının ardından Güney Kore’de batı tarzı modern kahve dükkanları yaygınlaşmaya başlar.

Endonezya‘nın kahve ile tanışması yine Hollandalı tüccarlar sayesinde olur. 17. yüzyıl dolaylarında kolonicilik faaliyetlerine hız kazandıran Hollandalılar kahveyi Endonezya topraklarına getirirler. Yıllar sonra dünyanın en önemli kahve üreticilerinden birisi olacak olan Endonezya kahveyle tanışmış olur.

Filipinler kahveyle tanışan ilk Asya ülkelerinin başında gelir. Filipinler sahip olduğu iklim koşulları nedeniyle her türden kahvenin yetiştirilebildiği ender yerlerden birisidir. 1740 yılında İspanyol bir rahip tarafından getirilen kahve bitkisiyle Filipinler kahveyle tanışır. Filipinler başlangıçta dünyanın en önemli kahve üretim yerlerinden birisi olur ve Brezilya ile yarışır. Ancak 1889 yılında bitkilerin enfeksiyon nedeniyle zarar görmeye başlamasıyla Filipinler’de yer alan hemen hemen tüm kahve bitkileri zarar görür.



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir