Japon satrancı Şogi: Tarihçesi ve faydaları

Japon satrancı/General satrancı olarak bilinen Şogi ilgimi çekti ve biraz üzerinde kafa yorarak iyi bir araştırma yapmak istedim. Araştırmanın sonucunda birbirinden ilginç bilgilerle karşılaştım. Özellikle oyunun oynanış biçiminde gerçek hayattan yansımaların bulunması beni epey şaşırttı.

Şogi adı verilen Japon satrancı hakkında bildiklerimi paylaşırken oyunun oynanışına veya taktiklerine çok fazla değinmeyeceğim. Bu yazının konusu Japon satrancının tarihçesi ve bununla birlikte oynayan kişilere sunduğu faydalar olacaktır. Klasik satrançtan çok daha karmaşık yapıya sahip olduğunu en başından ifade etmeliyim, Japonlar oyunu basitleştirmek yerine onun karmaşık kalmasını özel olarak istemişler sanki desem sanırım iftira atmış olmam.

Japon Satrancı Şogi

İlk olarak Şogi’nin yani Japon satrancının tarihçesi konusunda bilgiler paylaşacağım. İlk olarak nerede çıktı, bugün nasıl popüler oldu ve neden aynı zamanda general satrancı adını taşır sorularına cevaplar bulacağız. Tüm bu bilgilerden sonra yapılan araştırmalar sonucu Japon satrancının insana kazandırdığı nitelikler konusunda bilgi vermeye çalışacağım.

Japon satrancı nasıl bulundu?

Her şey Hindistan’da Çaturanga adı verilen oyunun bulunmasıyla başlamıştır. Bugün dünya üzerinde yer alan tüm satranç türlerinin atası kabul edilen bu oyun MS 7. yüzyıl dolaylarında Hintliler tarafından keşfedilmiştir. Zaman içerisinde muhtemelen ticari ve siyasi etkileşim sonucu hem batıya hem kuzeye ulaşmıştır. Batıda satranç adını almış, kuzeyde ise farklı isimlerle anılmıştır.

Çaturanga oyununun Japonya’ya nasıl geldiği ise gizemini korumaktadır. Ancak yazılı belgelerden yola çıkılırsa bugün Japon satrancı olarak bilinen oyunun ilk varyasyonlarının MS 11. yüzyıl dolaylarında oynandığı düşünülmektedir. Oyunun ilk versiyonlarında Çatarunga’da kullanılan “general, fil, at, iki tekerlekli araba ve asker” taşları aynen kullanılmıştır.

Japon satrancının ilk versiyonları “Heian shogi” ve “Heian dai shogi” isimlerini taşımışlardır. Bu iki versiyondan daha küçük olan Heian shogi bugün bilinen Japon satrancını temsil etmektedir. Çatarunga’dan gelen taşlara Budizm’de yer alan beş önemli nitelik “yeşim, altın, gümüş, Katsura ağacı ve tütsü” gibi ögeler eklenmiştir.

MS 13. yüzyıl dolaylarında ise yeni bir Japon satrancı varyasyonu geliştirilmiş ve yeni taşlar eklenmiştir. Geliştirilen bu satranç türünde kale, fil -bishop– ve sarhoş fil -drunken elephant- şeklinde üç yeni taş yer almaktadır. Tüm bu taşlar bir süre sonra Heian shogi varyasyonuna dahil edilmiştir. MS 15. yüzyıl dolaylarında ise oyunun kuralları biraz daha sadeleştirilmiş ve son olarak MS 16. yüzyıl dolaylarında sarhoş fil taşı oyundan çıkartılarak hemen hemen oyunun bugünkü varyasyonu elde edilmiştir.

Japon satrancında yer alan taşlar ve onların anlamları nelerdir?

İki kişilik bir oyun olan Japon satrancı, 9×9 ebadında dikdörtgen bir tahta üzerinde oynanır. Taşların renkleri her zaman aynıdır. Oyuncular hangi taşların kendisine ait olduğunu onların yönünden anlarlar. Taşların boyutları hiçbir zaman aynı olmaz; en önemli taşın boyutu büyüktür ve taşların boyutları önemleriyle doğru orantılı bir biçimde küçülür.

  • Kral General – Bu taş meydan okunan oyuncuda yer alır. Satrançta yer alan şah ile aynı öneme sahiptir ve “osho” adını taşır.
  • Mücevherli General – Bu taş meydan okuyan oyuncuda yer alır. Batı satrancında yer alan şah ile aynı öneme sahiptir ve “gyokusho” adını taşır.
  • Uçan Araba – Bu taştan her oyuncuda da 1 adet bulunur. Batı satrancında yer alan kale ile benzerdir ve “hisha” adını taşır.
  • Açılı Hareket Ettirici – Bu taştan her oyuncuda da 1 adet bulunur. Batı satrancında yer alan piskopos/fil ile benzerdir ve “kakugyo” adını taşır.
  • Altın General – Bu taştan her oyuncuda 2 adet bulunur. Batı satrancında karşılığı olmayan bir taştır ve “kinsho” adını taşır.
  • Gümüş General – Bu taştan her oyuncuda 2 adet bulunur. Batı satrancında karşılığı olmayan bir taştır ve “ginsho” adını taşır.
  • Cassia Atı – Bu taştan her oyuncuda 2 adet bulunur. Batı satrancında yer alan at ile benzerdir ve “keima” adını taşır.
  • Tütsü Arabası – Bu taştan her oyuncuda 2 adet bulunur. Batı satrancında karşılığı olmayan bir taştır ve “kyosha” adını taşır.
  • Piyade – Bu taştan her oyuncuda 9 adet bulunur. Batı satrancında yer alan piyon ile benzerdir ve “fuhyo” adını taşır.

Bunlar Japon satrancında yer alan taşlardır ve her oyuncu bu taşlara sahip olarak oyuna başlar. Fakat bazı taşlar isteğe bağlı olarak terfi ettirilirken bazı taşlar zorunlu olarak terfi ettirilmektedir. Her taşın terfi olasılığı bulunmamaktadır.

  • Ejder Kral – Bu taş, uçan araba olarak bilinen “hisha” taşının terfi ettirilmesiyle elde edilir. Normalde sağ, sol, ön ve arkaya giden uçan araba taşı, ejder kral olduktan sonra çapraz hareket edebilme şansına sahip olur.
  • Ejderha Atı – Bu taş, açılı hareket ettirici olarak bilinen “kakugyo” taşının terfi ettirilmesiyle elde edilir. Normalde çapraz giden açılı hareket ettirici taşı, ejderha atı olduktan sonra sağ, sol, ön ve arkaya hareket edebilme şansına sahip olur.
  • Terfi Edilmiş Gümüş – Bu taş, gümüş general olarak bilinen “ginsho” taşının terfi ettirilmesiyle elde edilir. Normalde öne, sağ çapraz geriye ve sol çapraz geriye doğru hareket edebilen gümüş general taşı, terfi edilmiş gümüş olduktan sonra altın general ile aynı özelliklere sahip olur.
  • Terfi Edilmiş Cassia – Bu taş, Cassia atı olarak bilinen “keima” taşının terfi ettirilmesiyle elde edilir. Normalde ileri doğru L şeklinde giden Cassia atı, terfi edilmiş Cassia olduktan sonra altın general ile aynı özelliklere sahip olur.
  • Terfi Edilmiş Tütsü – Bu taş, tütsü arabası olarak bilinen “kyosha” taşının terfi ettirilmesiyle elde edilir. Normalde iki kare ileri giden tütsü arabası, terfi edilmiş tütsü olduktan sonra altın general ile aynı özelliklere sahip olur.
  • Terfi Edilmiş Piyade – Bu taş, piyade olarak bilinen “fuhyo” taşının terfi ettirilmesiyle elde edilir. Normalde bir kare ileri giden piyade, terfi edilmiş piyade olduktan sonra altın general ile aynı özelliklere sahip olur.

Tahtaya ilk baktığın zaman karmaşık gelebilen taşların açıklamalarını okuduktan sonra ne işe yaradığını kolayca anlayabilirsin. Her taşın kendine özgü niteliklerinin olması ve stratejik öneme sahip olmaları nedeniyle geliştirilen taktiklerde her birisinin ayrı ayrı önemi bulunur. Japon satrancında taşların kapasitelerini en iyi şekilde hesaplayan oyuncu genelde oyunu kazanan taraf olur.

Japon satrancında yer alan etik kurallar nelerdir?

Japonlar işlerini şansa bırakmazlar ve gelenekleri gereği hayatın her alanında etik kurallara bağlı yaşarlar. Etik kurallar en az oyunun normal kuralları kadar önemlidir. Japonlar, geliştirmiş oldukları Japon satrancına aşağıdaki etik kuralları ekleyerek oyunun güzelleşmesine katkı sağlamışlardır.

  • Oyuncular oyuna başlamadan önce birbirini selamlamak ve birbirine başarı dilemek zorundadır.
  • Kazanan ve kaybeden taraf oyun bittikten sonra birbirini tebrik etmelidir.
  • Oyun öncesinde, oyun sırasında veya oyun sonrasında oyuncular oyunun bozulmasını sağlayacak herhangi bir harekette bulunamazlar.
  • Bir oyuncu tahta üzerinde herhangi bir hamle yapmışsa o hamle geçerli olur ve bir daha hamlesini değiştiremez.
  • Taşların etrafa saçılması veya öfkeyle tahtanın fırlatılması gibi eylemlerde bulunarak oyuncular hiçbir şekilde oyundan çekilemezler. Bu hiç kuşkusuz büyük saygısızlık olarak nitelendirilen durumlardan birisidir.
  • Oyunculardan herhangi birisi mağlubiyeti kabul etmek üzere oyundan çekilemez.

Bu etik kurallar aslında bir bakıma Japon kültürünün yansımasıdır. Samuray gelenekleriyle yaşamaya alışmış birçok insan için bu kurallar hayatın her alanında var olan kurallardan oluşur. Oyunun gerçek kurallarına ek olarak bu etik kurallar insanların her koşulda birbirine saygı duymasını sağlamaktadır.

Satranç mı yoksa Japon satrancı mı daha iyi?

Japon satrancı hakkında bilgi edindikten sonra aklına gelecek en önemli sorulardan birisi bu olabilir. Normal satranç ile Japon satrancı arasında oynanış farkı olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Bu iki satranç türünü strateji geliştirme açısından karşılaştıracak olursan normal satrancın bir adım önde olduğunu ama taktik geliştirme açısından Japon satrancının daha iyi olduğunu ifade edebilirim.

Japon satrancının yapısı çok daha karmaşıktır ve bununla birlikte taşlara yüklenen anlamlar çok daha fazladır. Satrançta stratejiler biraz daha kısa vadelidir ama Japon satrancında uzun vadeli strateji geliştirilmesi gerekir. Her koşulda her iki oyunun da insanın düşünce gücüne değer katacağı apaçık ortadadır.

Satranç ile Japon satrancı arasındaki farklılıklar nelerdir?

Sanırım bu soruyu cevaplamış olmalıyım. İki satranç türü arasında bariz oynanış farkı bulunmaktadır ama aslında en önemli fark bununla sınırlı değildir. Satrançta rakibin “taşını yediğiniz” zaman onu oyun dışı etmiş olursunuz ama Japon satrancında rakibin “taşını yeme” gibi bir durumdan ziyade “taşın safını değiştirme” gibi bir durum söz konusudur.

Bir şekilde köşeye sıkıştırmış olduğun rakip taşın düşmesini sağladıktan sonra o taşı tur sırası sende olduğunda kendi tarafında olmak kaydıyla “oyun tahtasına geri koyabilme” şansına sahip olursun. Bu daha çok, eski savaşlarda esir olarak ele geçirilen veya baskı altında tutulan tüccarların saf değiştirmesine benzetilen bir durumdur.

Japon satrancı ile ilgili bilinen ilginç gerçekler nelerdir?

Bir tanesini aslında bir önceki başlıkta paylaştım ama toparlayarak tekrardan ifade etmek gerektiğini düşünüyorum. Japon satrancı ile ilgili ilgi çekici birçok farklı gerçek bulunur. Eğer bu oyunu oynamayı biliyorsan Japonya sınırları içerisinde saygın bir yere sahip olabileceğini unutmamalısın.

  • Japon satrancında oyunun berabere bitme olasılığı yoktur. Rakibin taşlarını ele geçirme olasılığına sahip olduğun için matematiksel olarak bir süre sonra oyunu kazanan taraf olman neredeyse garanti gibidir. Bu oyunun berabere bitme olasılığının olmaması ilginç bir gerçektir.
  • Japon satrancında yer alan beş taş Budizm‘de değerli olan niteliklerin adını taşır. “Altın, gümüş, yeşim, Cassea ve tütsü” bu nitelikleri oluşturur. Japonlar bu oyunu başka bir kültürden elde etmelerine rağmen onu kendi kültürlerine uyarlama yoluna gitmişlerdir.
  • Japonya’da Şogi yani Japon satrancı oynamayı bilmek insana saygınlık kazandırır. Eğer bu oyunda gerçekten iyiysen yaşadığın eyaletin yönetimi tarafından desteklenme şansına sahip olabilirsin. Bu destek neticesinde kendini geliştirmen ve oynamayı sürdürmen için “düzenli gelir” elde edebilirsin.
  • Şogi standart bir oyun satranç değildir. Birbirinden farklı varyasyonları bulunur yani her oyun “9×9” ebatlarına sahip bir tahtada oynanmaz. Japon satrancının “36×36” ebadına kadar büyüklüğe sahip oyun tahtasında oynandığı dahi bilinmektedir.
  • 17 Kasım tarihi Japonya’da “Şogi Günü” olarak kutlanır. Japonlar özellikle bugünde çok özel turnuvalar düzenlerler. Ülkenin en büyük turnuvaları devlet yönetimi dahil olmak üzere çok büyük desteklere sahiptir. Yaklaşık olarak 20 milyon insanın düzenli olarak Japon satrancı oynadığı düşünülmektedir.

Japon satrancı oynamanın bireye katkıları nelerdir?

Bu konuda yegane bilgiyi hala araştırmalarını sürdüren RIKEN Brain Science Institue üzerinden elde edebiliriz. Enstitü hala araştırmalarını sürdürmekte ve deneylerine devam etmektedir. Fakat elde edilen verilere göre Japon satrancı oynamanın bireye katkıları az çok saptanmış durumdadır.

Japon satrancı oynayan bireyin sezgisel düşünme ve belirleme kabiliyetini geliştirdiği düşünülmektedir. Bunun sebebi oyun esnasında bireyin sürekli olarak bir sonraki hamleyi düşünmesidir. Oyunda hamle sırası kendisine geçen bireyin “hamleyi belirlemek”, “rakibin hamlesini düşünmek” ve her zaman “birkaç adım sonrasını düşünmek” gibi çeşitli sezgisel eylemlerde bulunması söz konusudur. Tüm bunlar bireyin sezgisel düşünme ve belirleme kabiliyetinin gelişmesini sağlamaktadır.

Şogi yani Japon satrancı hakkında bulduğun hemen hemen tüm bilgileri paylaştım. Bu güzel oyunun her yanıyla iyi düşünülmüş bir oyun olduğunu ifade etmek gerekir. Normal satrançla aynı kökene sahip olmasına rağmen kültürel olarak yontulup geliştirilmesi bana göre önemlidir. Mesela biz hiç böyle bir girişimde bulunmuş değiliz. En azından batı tarzı satrançta yer alan “taşların şekillerini değiştirip kültürümüze uyarlarsak” hiç fena bir iş yapmış olmazdık.

Görsel Kaynağı: chidorian



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir