İstanbul Vedalaşmayı Bilmez (Şule Tankurt Jobert)

2007 yılında yayınlanmış bir kitaptan söz edeceğim. Bu kitap birkaç öykünün bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir kitaptır. Zannedersem yayıncısı Donkişot Yayınları, Bordo Siyah Klasik Yayınları olarak yoluna devam etmekte. Bu nedenle kitabı okumak istiyorsanız kitabı bulma konusunda ciddi sıkıntı yaşayabilirsiniz. Çeşitli kütüphanelere uğrayarak kitaba erişim sağlayabilirsiniz.

Bu kütüphaneler dışında kitabı maalesef bulabilmeniz pek mümkün değil. Belki sahaflara uğrayarak ikinci el olarak kitabı bulabilirsiniz. Gelelim kitabımıza. İstanbul Vedalaşmayı Bilmez kitabını ilk gördüğümde İstanbul ile ilgili bir öykü içereceğini düşünmüştüm. Özlem ve hasretin içerisinde yer aldığı bu öykü ile kitabın bir bütün olacağını beklemekteydim. Fakat beklentim doğru çıkmadı. Aslında beklenti demek doğru değil, tahminim doğru çıkmadı demek daha doğru olacaktır.

İstanbul Vedalaşmayı Bilmez

Şule Tankut Jobert akademisyen kökenli bir yazardır. Bir dönem Galatasaray Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak görev yapmıştır. Yazarlığa yöneldikten sonra ise özellikle gençlik edebiyatı ve çocuk edebiyatı alanında kitaplar yazmıştır.

İstanbul Vedalaşmayı Bilmez, Şule Tankut Jobert tarafından kaleme alınmış 19 farklı öyküyü içermektedir. Bunlardan bazıları özlem, bazıları aşk, bazıları dostluk, bazıları ise hayat ile ilgilidir. Kitapta yer alan öykülerden birkaç cümle ile bahsetmeyi uygun görüyorum. Çünkü sıkı bir öykü takipçisiyseniz bu kitabı okumak isteyebileceğinizi düşünüyorum.

  1. Sıla: Sıla adını taşıyan ilk öykü kitabın hakkını veren öyküdür. Bu öykü, İstanbul ve İstanbul özlemini konu almaktadır.
  2. Hayal Meyal: Birbirini seven ama hayatın sürüklemesiyle farklı kişilerle evlenmek durumunda kalan iki kişinin öyküsünü anlatmaktadır. Verilmek istenen mesaj açıktır, hayatın bir anda değişebileceği ifade edilmektedir.
  3. Partena Kirva: Memleket özlemi çeken bir adamın Trabzon’a gitmesi ve bu özlemini gidermesini anlatmaktadır. Trabzon’da onu çok iyi misafir etmiş olmalarına rağmen adam pek memnun olmamıştır çünkü her şey değişmiştir.
  4. Dedeme: Adından anlaşılacağı gibi bir kişinin dedesine olan sevgisi anlatılmaktadır.
  5. Bir Düzine Çilekli: Küçüklüğünde asi ve paylaşım sevmeyen bir kişinin hikayesini anlatmaktadır. Bu kişi küçükken arkadaşıyla paylaşmadığı çilekli şekerler nedeniyle pişmanlık duyar. Bu pişmanlık ise arkadaşı hayata veda ettiğinde ortaya çıkar.
  6. Emincan’ın Büyüdüğü Gün: Kuaförde çalışan bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Bu çocuk günün birinde bir kıza aşık oluyor ve bu kız kuaföre saçlarını kestirmeye geliyor. Kız uzun olan saçlarının kısaltılmasını istiyor. Saçları kesildikten sonra ise cebinden çıkardığı bozuklukları çocuğun önüne atıyor ve onu küçük görerek dükkanı terk ediyor. Hikayemizin kahramanı ise kızın kesilen saçlarını ve önüne attığı bozuklukları ömür boyu saklıyor.
  7. Mayıs Dönemeci: Bir kadın babasıyla geçmişte yaşadıklarını anımsıyor. Anıların oluşturduğu psikolojik durumun etkisinde kalarak kendisini dışarı atıyor ve arabayla gezinmeye başlıyor. Trafik kazası geçiriyor ve son duyduğu bir çocuğun sesi oluyor.
  8. O Pembe Mumda Yanan Kalbiniz Mi?: Hiç uydurmaya çalışmayacağım çünkü anlamlandıramadığım bir hikayeyi içeriyor.
  9. Belki Bir Daha: İki kişi tesadüfen Kadıköy otobüsünde karşılaşırlar. Bir etkilenme söz konusudur ama ilk adım bir türlü atılamaz. Tesadüfi gerçekleşen bir aşk hikayesini konu almaktadır.
  10. Koyu Mavi Bir Kaşkol: Yıllarca babasını görmeyen bir kızın hikayesi anlatılıyor. Sonunda bir yerde buluşuyorlar ama babası kızla pek ilgilenmiyor çünkü kendi hayatının düzenini bozmak istemiyor. Ona koyu mavi bir kaşkol hediye ediyor.
  11. Kürdilihicazkar Saz Semaisi: Bir kız ile bir erkek birbirlerini seviyorlar ancak hayat onları farklı yöne doğru sürüklüyor. Erkek Fransa’ya gidiyor. Kız başkasıyla evleniyor. Ama ikisi de ilk aşklarını unutamamalarına rağmen gerçeklerle yüzleşmenin doğru olacağını düşünüyorlar.
  12. Turuncu Desenli Karikatür: Bir karikatürcünün hikayesi anlatılıyor. Karikatürcünün herkesle alay ettiğinden bahsediliyor. Biraz iğnelemelerin olduğu bir hikaye olduğunu söyleyebilirim.
  13. Aşkın Karanlık Yüzü: Bir kadının aşkının peşinden gitmesi konu ediliyor. Kadın bir adama sırılsıklam aşık oluyor ama adam benzer karşılığı vermiyor. Evleniyorlar ancak kadın bir türlü adamı mutlu edemediğini düşünüyor. Hikayenin sonunda ise hazırladığı yemeklere fare zehri katıyor.
  14. Ufukta Umut Pırıltıları: Döneminin en bilinen şairi günün birinde şiir yazmayı bırakmayı düşünüyor ama arkadaşı ona engel olmak istiyor. Arkadaşı kimsenin bu kadar iyi yazamayacağını düşünüyor ama şairi ikna edemiyor. Bir gün şair, arkadaşının kendisi gibi başarılı bir şair olduğunu öğreniyor.
  15. Yanılgı: Genç bir kızın hikayesi anlatılıyor. Kendisine yardım eden bir kadına sığınıyor ama daha sonra o kadının kocasını ayartıyor.
  16. Yara İzi: Memleketinden uzak kalmış birinin hikayesi anlatılıyor. Yengesi ve amcasıyla arası iyi olan birinin yurt dışına gitmesi ve orada yaşamaya başlaması konu ediniliyor.
  17. Çocukluğum: Bir kız çocuğunun annesinin mücevher kutusunu karıştırma isteği anlatılıyor. Kız günün birinde bu amacına ulaşıyor ve kutunun içinde yer alan mektupları okuyor. Anne ve babasının çok mutlu olduğunu düşünürken ayrılmama sebeplerinin çocukları olduğunu öğreniyor.
  18. Yirmi Yıl Sonra: Babasından şiddet gören bir kızın hikayesi anlatılıyor. Kız sevdiği kişi ile kaçıp başka yerde yaşamaya başlıyor. Her şeyi sevgilisinin hediye ettiğini ayıcığa anlatılıyor ve günün birinde ayıcığı bir başkasına veriyor.
  19. Büyüme Sancısı: Tam olarak anlamlandırmayı başaramasam bile kitabın son hikayesi yine İstanbul’dan bahsediyor.

İstanbul Vedalaşmayı Bilmez kitabında yer alan öyküleri bu şekilde özetleyebilirim. Şule Tankut Jobert’in yazım dili konusuna değinecek olursam bir hüzün hakim. Kesinlikle en uygun tanımın bu olacağını düşünüyorum. Anlatım sakin ve hüzünlü bir biçimde ilerliyor.

Kurguları güçlü öyküler

Kitabın anlatıcısı öyküden öyküye değişiyor. Bazen birincil şahıs anlatıcı kullanılıyor, bazen ise ikinci şahıs anlatıcıya yer veriliyor. Birkaç öyküde ise neredeyse temel tüm anlatıcıları görebilmeniz mümkün. Bu nedenle farklı anlatıcılara alışkın olmanızı tavsiye etmekteyim. Aslında öykü olduğu için bunu pek fazla yadırgamamak lazım. Çünkü öykülerde farklı şahısların yer alması ve her birine ses verilmeye çalışılması bu anlatıcı çokluğunu ortaya çıkarmış diyebilirim.

Hikayelerin her birinin kendine özgü yeri ve zamanı bulunuyor. Bu nedenle tıpkı anlatıcılar konusunda belirtildiği gibi sabit bir mekan ve zaman olgusundan söz edebilmek mümkün değil. Her bir hikayenin geçtiği yerler iyi bir biçimde betimlenmiş. Bununla birlikte yer yer detaylara yer verilerek betimleme güçlendirilmiş.

Öykü ve hikayelerle aktarılmak istenen mesaj ise üç farklı başlıkta ele alınabilir. Zaman içerisinde her şeyin değişebileceği verilmek istenen mesajlardan birisidir. Eskilerin unutulmayacağı, hatırlanacağı ve kimi zaman özleneceği ise bir diğer mesajdır. Son olarak ise hayatın bizlere ne getireceğinin bilinmemesi ve buna göre hareket edilmesi aktarılan son mesajdır.

Bunun dışında kitapla ilgili daha ne söyleyebilirim bilmiyorum. Öykü okumayı seviyorsanız, farklı bir lezzet sizi bekliyor demektir. En başta belirttiğim gibi kitabı kütüphanelerde ve şansınız varsa sahaflarda bulabilirsiniz. Satış yapan büyük kitapçılarda maalesef bulunmuyor.

Yukarıdaki notun ardından kişisel düşünceme gelecek olursak bu kitabın öykülerden hoşlananlar tarafından okunmasını öneririm. Çünkü öyküler verilmek istenen mesajlar doğrultusunda iyi kurgulanmış durumdalar ve herkesin bu deneyimini yaşamasını isterim. Diğer taraftan yazarın aynı kategoride diğer kitaplarının okumanızı tavsiye etmek isterdim ama yazılmış bir kitap bulunmuyor. Yazarın özellikle anlatımının iyi olması ve olayları olduğu gibi aktarması ilgi çekici bir durum. Tüm bunları düşünerek kitabı okuyup okumamanız gerektiğine kendiniz karar verebilirsiniz.



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir