Halk kütüphanelerine ihtiyaç var mı?

Halk kütüphanelerine ihtiyaç var mı? Yazıyı okumadan bu sorunun cevabını bir kenara not edersen sevinirim. Çok fazla vaktini almayacağım. Halk kütüphanelerine neden ihtiyacımız olduğundan birazcık söz edeceğim. Sıkılmadan okumalısın, usanmadan var olan bir problemin çözüm yollarıyla tanışmalısın.

Halk kütüphaneleri hakkında yazma konusunda motivasyon kaynağım Hakan Yücel oldu. Bisikletine binerek tekrar yollara düşmüş kendisi. Şu sıralar pedalları halk kütüphanelerinin hatırlanması ve daha fazla görülmesi için çevirmekte. Cesaret isteyen bir işin arkasında onun olması beni şaşırtmadı. Daha önce yaptıkları ile zaten bunları yapabileceğini gösteren birisiydi.

Halk kütüphanelerine ihtiyaç var mı?

Gelelim malum konuya… Birisi bisikletine binmiş dağ-bayır geze geze bisikletinin arkasında kitap taşımakla meşgul. Sakın benzetme falan sanmayın. Ciddi ciddi ben bu yazıyı yazarken Hakan Yücel, Bitlis-Edremit-Ercis-Ahlat güzergahında bisikletiyle yolculuk yapmakta. Nedenini söyledim, halk kütüphanelerinin görünmesini ve onların sorunlarına çözüm bulunmasını istemekte.

Sorunlar var, çözümler var. Bir sorun varsa elbet bir çözümü vardır düşüncesiyle hareket edebildiğimiz müddetçe çok daha rahat hareket ederiz. Ben bir binayı bir başka binaya taşımayı sorun çözümü olarak görmüyorum. Son dönemin en iyi adımlarından birisi olarak görülmesine rağmen binayı binaya taşımak ile zihinleri binaya taşımak arasında fark olduğuna inanıyorum. Hakan Yücel zihinleri binalara taşımak için çabalarken, benim gözümde “modernizasyon” çalışmaları kapsamında ise yapılan binayı binaya taşımaktan başka bir şey değil.

Teknoloji nedir bilir misin?

Her şeyi en başından anlatmaya başlayabilirim. Bir halk kütüphanesi uzmanı değilim. Bildiğim tek şey sahip olduğu bazı dinamikler ve ülkelerin gelişimleriyle doğru orantılı olarak gerçekleştirdikleri değişimlerdir. Kütüphaneler her zaman hizmet ettikleri milletlerin merkezinde olmuşlardır. Erişebilirlik en büyük nitelikleri durumundadır çünkü onların görevi bilgiye erişim konusunda topluma yardımcı olmaktır.

Dünya üzerinde hangi gelişmiş ülkeye veya hangi gelişmekte olan ülkeye gidersen git göreceğin en önemli şeylerden birisi kütüphanelerin toplum içerisindeki rolü olacaktır. Bir mekanizmayı çalıştıran dişli görevinin benzerini halk kütüphaneleri hizmet ettiği toplum için gösterir. Hedef eğitimli ve okur yazar bir toplum oluşturmak için aktif kalmaktır.

Geçmişten günümüze kadar gelişim süreci böyle olmuştur. Ancak bazı şeyler artık hızlıca değişmektedir. Halk kütüphaneleri dönüşümün eşiğindedir. Dönüşmeyi tercih edenlerin yaşayacağı, dönüşmeyi reddedenlerin ömrünü tamamlayacağı bir değişim süreci söz konusudur. Yenilikçi olup hem fiziksel hem sanal olarak var olmayı başarabilecek kütüphaneler hayatta kalacaklardır. Binayı binaya taşımak çözüm değil demiştim hatırladın mı?

Halk kütüphaneleri kitaplardan daha fazlasını sunamaz mı?

Bu konuda çok farklı durumların olduğunu söylemek mümkün. Bir kütüphane ziyaretçisi, düzenli olarak gittiği kütüphaneden her zaman alabildiği hizmeti almak ister. Halk kütüphaneleri açısından belirgin kitaplar ve sakin okuma alanları en büyük beklentiler arasında yer alır. Bu geçmişten bugüne böyle gelmiş olsa bile artık daha fazlası gereklidir.

Trend olan yaklaşım bellidir. İnsanlar artık bulundukları konumdan pek çok şeye erişmek isterler. İşte bu erişimi “sunmayacağım, sunamam veya sunmama gerek yok” diye düşünen her halk kütüphanesi yok olmaya mahkumdur. Kapısına kilidi vurduğun zaman tekrar açmak için çok çabalasan bile açamazsın. Çünkü o çoktan pes etmiştir.

Halk kütüphaneleri için bu her yerden erişim meselesi büyük bir sorundur. Fakat karamsar olmayı gerektirecek bir durum yoktur. Sadece doğru adım tamamen fiziksel veya tamamen sanal olarak atmak yerine melez bir yapılanma kabul edilmelidir. Gerektiğinde ziyaretçisine fiziksel alan sunan, gerektiğinde sanal ortamda ona istediği hizmetleri öneren bir yapıyla geleceği kurtarabilmek mümkün olabilir.

Gelişmekte olan ülkelere güvenilir bilgi gerekmez mi?

Belki biraz politika sosu ile bu meşhur konuyu alıp farklı noktalara götürmek mümkün. Ülkemiz bazında konuşacak olursak hala gelişmekte olan ülke statüsünde olduğumuz unutulmamalıdır. Bunun anlamı, hala ülke genelinde cahil kalmış veya bilgisiz kalmış bir kesimin varlığının sürmesidir. Bu açığı yeniden eğitimle kapatmak epey lüks bir düşünce olabilir ama halk kütüphanelerinden yardım alarak bu açığı daha makul yatırımlarla kapatmak mümkündür.

Türkiye’de güvenilir bilgiye ihtiyaç çok fazladır. Sadece insanın temel ihtiyaçlarını ilgilendiren noktalarda değil aynı zamanda edebi kültürün gelişmesi, bireylerin yeni beceriler kazanması ve toplumsal eğitimin yükselmesi gibi niteliklerin aktif olabilmesi için güvenilir bilgiyi sunacak yerlere ihtiyacımız vardır. Halk kütüphaneleri bunun için yaşamak zorundadır çünkü bu ihtiyacı karşılayabilecek en doğru yerler buralardır.

Yeniden soruyorum, halk kütüphaneleri daha fazlasını sunamaz mı?

Klasik halk kütüphanelerini artık herkesin unutması gerek. Bu tür bir çağda klasik kalmak için direnecek kütüphanelerin karşısına çıkacak su akıntısına karşı hiçbir fikirleri yok demektir. Yerle bir olmak çok uzun sürmeyecektir. Yaşamak için tek bir soruyu sormak gerekmektedir. Halk kütüphaneleri daha fazla ne sunabilir?

Cevabın basit olduğunu sanmıyorum çünkü inanın iç dinamikler hakkında çok fazla bilgim yok. Klasik kitap ve okuma ortamı sunma hizmeti kaldığı yerden devam etmelidir. Buna ek olarak artık elektronik kaynaklara uzaktan erişim imkanı sunulmalıdır ve tabi bunun için elektronik yayın koleksiyonu genişletilmelidir. Halk kütüphaneleri artık aynı zamanda insanların sosyal anlamda buluşma noktaları olmalıdır. Kitap tanıtım sohbetleri, halkın ilgi duyacağı konularda verilecek konferanslar, tiyatro veya sinema gösterisi gibi daha ilgi çekici olabilecek pek çok etkinliğin halk kütüphanelerine taşınması düşünülebilir.

Bu tür sorunların çözümüne dikkat çekmek, halk kütüphanelerinin fark edilmesini sağlamak ve belki arzu edilen dönüşümün gerçekleştirilmesi gerekliliğini göstermek için bugün bir arkadaşımız bisikletiyle pedal çevirmekte. Umarım beklentilerini karşılayacak şekilde sesini duyurmayı başarıp halk kütüphanelerinin hak ettiği değere sahip olması için dikkat çekebilir.

Halk kütüphanelerine ihtiyaç var mı? Şimdi düşünme sırası ve Hakan Yücel’e destek olma sırası sende. Twitter’da #halkkütüphanemiçinpedallıyorum hashtag’ine bir mesaj bırakarak dahi ona destek olabilirsin. Yolun açık, enerjin bol olsun Hakan Yücel…

Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini "Bilgi ve Belge Yönetimi" bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

2 Cevaplar

  1. Işıl İlknur Sert dedi ki:

    Sevgili Kaan, yine çok güzel bir yazıyla bizleri farklı bir şekilde düşündürmeye çalışmışsın. Teşekkür ederiz. Sevgili Hakan Yücel’in çabasını destekleyen, bu önemli etkinliğin
    altını çizen ve onun bisikletine binerek anlatmaya çalıştıklarını güzel cümlelerle bize sunan ellerin dert görmesin. Sizin gibi mezunlarımız sayesinde kütüphaneciliğe bakış açısı değişiyor. Buna yürekten inanıyorum. Size güveniyorum. Sevgiyle…

    • Kaan Karadeniz dedi ki:

      Rica ederim sevgili hocam. Destek olabildiysem ve katkı sağlamayı başarabilmişsem gerisi pek mühim değil. Umarım etkinlik istenilen noktaya gelir ve başarılı bir biçimde tamamlanabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir