Eski kitaplar neden önemlidir?

İnsanlar her zaman yeniye meraklıdır. Bu bir sır olmadığı gibi yansıması her daim hoşnutsuzluk ve memnuniyetsizliktir. Bunu anlayan pazarlamacılar “yeni” ibaresini daima ürünlerinde kullanma yönüne giderler. Hani o ürün yeni olmasa bile yeniymiş gibi yansıtılarak tüketici kandırılır. Kitaplar açısından bu biraz farklı olsa bile yeniye olan ilgili eskiye göre çok daha fazladır. Fakat kitaplar söz konusu olduğunda yeninin eskiden daha iyi olduğunun bir garantisi yoktur.

Ben dahil herkesin birbirine benzer düşünceleri vardır. Yeninin eskiden daha değerli olduğunu düşündüğümüz anlar olur. Kısmen doğru olsa bile bunu büyük bir genelleme haline dönüştürmemek gerekir. Yeninin eskiden daha uygun veya amaca yönelik olduğunu düşünebiliriz. Hatta çoğu zaman yeninin eskiden daha doğru olduğunu düşünebiliriz. Hangi açıdan bakarsanız bakın, bunların hepsi kısmen geçerli ve doğru düşüncelerdir.

Eski Kitaplar ve Yeniler Karşısında Nitelikleri

Kitap dünyasında bu düşüncelerin doğruluk oranı çok daha yüksektir. Çok satılan kitaplar listesine bir göz atın. Listenin büyük bir kısmının yeni kitaplardan oluştuğunu görebilirsiniz. Kitap satıcıları da bu döngüye alışmışlardır. Yayınlanmış kitaplar raflarda belirli süre kaldıktan sonra elde bulunan kitap kopyalarının bir kısmı yayıncıya geri gönderilir. Böylece raflara yeni kitaplar koyabilmek için yer açılır veya depoda yeni kitaplar için daha fazla yer açılır.

Yeni kitapların son kullanıcı için daha uygun olduğunu düşünmek gibi bir alışkanlığa sahibiz. Güya eski kitapların sadece eğitim-öğretim ile uğraşanlara özgü olduğunu düşünüp dururuz. Etliye sütlüye karışmayan bir okuyucu yani son kullanıcı olarak yeniyi okumanın daha faydalı olacağına inanırız.

Eski kitaplar yeni kitapların oluşması için bir basamaktır. Sadelik açısından eski kitap yeniye göre daha doğaldır. Felsefe kitabı okuduğunuzu düşünün, kitabın yazarı sürekli sağdan soldan topladığı fikirleri önünüze getirirken bir süre sonra kafanız karışmaya başlar. Bir bilgenin felsefi düşüncesinden bahsederken alıntı yapsa bile o bilgenin felsefe düşüncesini tam olarak yansıtmayı “asla” başaramaz. Bilgenin felsefi düşüncesini içeren eski bir kitap ise ilgili düşüncenin anlaşılmasını daha etkili kılar.

Özellikle düşünce tabanlı eserlerde eski kitaplar ile yeni kitaplar arasındaki çatışma daha yoğundur. Tamam, kurgusal olan kitaplarda yani hikaye, öykü, roman gibi kitap türlerinde yeniyi farklı görebiliriz. Söz konusu durum düşüncelerin yoğunlaştığı eserlerde ise manzara değişir çünkü eski kitaplar tozlarını üzerinden atarak öne doğru çıkmaya başlarlar.

1. Güvenilir Bilgi

Bu söyleyeceğime karşı çıkacağınızı düşünmüyorum. Yeni bir kitabın içerisinde yer alan bilgilerin kanıtlanması veya kabul edilmesi için zaman gerekecektir. Eski kitaplarda ise bu eşik çoktan aşılmıştır. Zamana karşı tutunmayı başarmış ve içlerindeki bilgilerle insanlığa faydalı olmuş kitaplar okunmaya devam etmektedir.

Her çalışma alanında bu tür kitaplar bulunur. Bunlara temel eser vaya kılavuz yakıştırması yapılır. Bu tür eski kitaplar genellikle yeniden basılarak raflardaki yerlerini alırlar. Yeniden basılmayan eski kitaplar ise kütüphanelerde kendilerine yer bulabilirler. Eğer amacınız güvenilir bilgiye erişmek ise eski kitapları, denenecek bilgiye erişmek ise yeni kitapları okumalısınız.

2. Bilginin Çıkışı

Eski kitapların en önemli özellikleri bilginin çıkış noktası olmalarıdır. Yeni kitaplarda tartışılan fikir ve düşüncelerin büyük bir kısmı eski kitaplarda dile getirilen bilgilerle ilgilidir. Dolayısıyla yeniyi anlamak için eskiyi de bilmeniz gerekir. Yeni ile eski arasında bir seçim yaparken bunun farkında olmak gerekir.

Yeni kitaplarda sözü edilen bilgilere yabancı kalmak istemiyorsanız mutlaka eski kitaplarda söz edilmiş düşünceler ve fikirler konusunda bilgi sahibi olmalısınız. Tartışmaların arasında havada kalmaktan hoşlanmazsınız öyle değil mi? O halde en sondan değil en baştan okumaya başlamalısınız.

3. Sorgulatıcı Bilgi

Yeni kitapların bir bölümü keskin fikirler içerirler. Yani ortada olan bir konuyla ilgili kesin böyledir ibaresini yeni kitaplarda görmek çok şaşırtıcı bir durum değildir. Eğer sadece yeni kitapları okursanız zaman içerisinde bu keskinlikte düşünen ve diğer ihtimalleri her zaman göz ardı eden bir insan haline dönüşebilirsiniz.

Eski kitaplarda durum farklı değildir. Fakat eskiyle yeni arasında kurulacak bir koalisyon sayesinde bir fikre körü körüne bağlanmaktan kurtulabilirsiniz. Elde ettiğiniz bilgileri sorgulamaya alışırsınız. Daha sakin bir okuyucu olursunuz. Düşünen, düşündüğünü yeniden kontrol eden ve elde ettiği bilgileri sınayarak kabul eden bir okuyucu haline dönüşürsünüz.

Okuyucu olmakla övünmek güzel bir şeydir. Okuduğunuz her kitap bilgi hazinenizi genişletir ama bu hazinenin içerisinde sadece yeninin yer alması size hiçbir şey kazandırmaz. Bu nedenle mutlaka bir denge kurmalısınız. Teoriler, fikirler veya düşüncelerle dolu kitaplar okurken altın kuralınız bu olmalıdır.



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir