Dumankara: Hayat Bir Yangındı (Levent Cantek)

Dumankara: Hayat Bir Yangındı, Ankara Üçlemesi‘nin ilk kitabıdır. Bu kitabı ilk yerli grafik roman olarak nitelendirmek mümkün. Okuyucu Ankara’yı anlatan kimisi dolu dolu, kimisi yarım kalmışlık hissiyatı veren hikayelerle karşı karşıya bırakılmış. Ancak ne olursa olsun bu başarılı çalışmanın hakkını teslim etmek gerekir. Çizgi roman veya grafik roman ile tanışmak isteyen kitapseverlerin göz atması gerekir.

Dumankara: Hayat Bir Yangındı, Levent Cantek ve sayısız çizer tarafın emekleriyle hayat bulmuş bir grafik romandır. Kitap bütünüyle Ankara’yı konu alır. Her hikaye Ankara’ya özgüdür ve her hikayede birbiriyle bağımsız gibi görünen konular işlenir. Kitap ilk kez 2013 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanmıştır.

Dumankara: Kitabın Konusu

Kitabı anlatmaya nereden başlamalı bilemiyorum ama en iyisi içeriğinden ve yapısından ilerlemek sanırım. Kitabın editörlüğünü Levent Cantek, çizerliğini ise birbirinden farklı kişiler üstlenmiştir. Hikayeler Ankara’yı, Ankara’nın havasını, insanlarını ve kültürünü anlatır. Kitapta toplam 21 hikaye yer alır ve bu hikayelerin temel konusu birbirinden farklıdır. Kısaca belirtmek gerekirse, aşağıdaki hikayeler ve çizerler kitabı oluşturmaktadır.

Ankara 1916 (Berat Pekmezci), Hacıbey (Mert Yavaşça), Pantolonlu Kadın (Murat Başol), Macar (Gökhan Güneş), Çinli Recai (Ayhan Hayrula), Tatlıcı Nazmi (Emre Yüce), Nam (Utku Yavaşça), Boksörün Ömrü (Taner Duran), Güzel Cemile (Zeynep Özatalay), Mazhar ile Galip (Sefa Sofuoğlu), Aşıklar Unutmaz (Murat Gürdal Akkoç), Bu Dünya Yalan Polis Efendi (Uğur B. Sertçelik), Nohut (Taner Duran), Neşet Coşar (Sümeyye Kesgin), Ferdi (Berat Pekmezci), Ömer Ayna (Emre Yüce), Efkar (Ömürden Bakaçhan), Orhan Kemal (Emre Yüce), Bilmiyorum Fatma (Ender Özkahraman), Koltuk (Utku Yavaşça) ve Skor (Çağrı Coşkun).

Kitabın hikayeleri ve kitaba katkıda bulunan çizer takımıdır. Bu çizerler konusunda isimlerine değinmem gerekliydi. Kitabın oluşmasında emekleri çok fazladır. Birazdan sözünü edeceğim gibi kitabın kalitesini yükselten işlerin altında kendilerinin imzası bulunmaktadır.

Kitapta yer alan 21 hikaye Ankara’yı ve burada yaşanmış olayları anlatır. En azından Levent Cantek’in kitabın girişinde belirttiği durum budur. Her hikayenin kahramanı veya kahramanları farklıdır ama bazı hikayelerin ortak paydaları bulunmaktadır. Kitabı okumaya başladığınız zaman editör bunu en yalın haliyle size açıklamaktadır.

Dumankara: Ankaralı Anlar, Ankaralı Olmayan Bakar

Levent Cantek ile tanışmam TRT 1’de yayınlanan Mor Menekşeler isimli dizinin senaristliğini üstlenmesine denk gelir. Eskitepe’de bir mahallede yaşananların anlatıldığı bürokrasinin, mafya ve kabadayı tiplemelerinin, politikanın, aşkın, arkadaşlığın ve sayısız çıkar ilişkilerinin yer aldığı bir diziydi. Ancak benim ilgimi çeken yanı dizideki doğallıktı.

Bugünlerde ise Dumankara ile tanıştım. Giriş kısmında Mor Menekşeler’e yapılan atıf yabancısı olmayacağım hikayeleri okuyacağımın habercisi gibiydi. Yanılmadım, dizi senaryosu ile hikayelerde örtüşen kısımlar vardı. Ankaralı olmamama veya orada yaşamamış olmama rağmen kitaba çok yabancı kalmadım. Fakat, eğer Ankara’ya ucundan bile dokunamıyorsanız kitap size yabancı gelebilecektir.

Kitaptaki hikayelerin önemli bir kısmı benzer sona sahiptir. Bunun için editörün açıklamalarını okumanızı öneririm. Bu bir bakıma iyi bir şey, en azından verilmek istenen mesajın netliğini kavrama şansınız bulunuyor. İçerikle ilgili söyleyebileceğim tek sıkıntı “pavyon” ve “cinsellik” yönünün biraz fazla ön plana çıkarılmış olması. Belki o hikayenin geçtiği dönemler göz önüne alındığında bu normal gibi görünebilir bilemiyorum ama bazı hikayelerde gereksiz detay olarak yer aldıklarını düşünüyorum.

Kitapta yer alan 21 hikayeden beni en çok etkileyenler Ankara 1916, Nam, Mazhar ile Galip ve Orhan Kemal hikayeleriydi. İçlerinden birisini seçmem gerekirse sanırım Ankara 1916 hikayesini seçerdim. Hikayelerin geneli için söyleyebileceğim en önemli şey ise sanki yarım hissiyatı vermeleridir. Bazı kısımların çok hızlı geçildiğini fark edebilirsiniz. Bu eksikliği kapatan şey ise çizer kadrosunun çok iyi bir iş çıkarmış olmasıdır.

Kitabı tavsiyelerim arasına yerleştirip yerleştirmeme konusunda kararsız kaldım. Hikayelerin bana verdiği hissiyat ve Ankaralı olmayışım bunda önemli bir etken. Düşünsenize bir… Ankaralı değilim ama “Ankara, Ankara!” diye bağıran bir kitabı en değerli raflardan birine yerleştiriyorum… Doğru olur muydu? Cevabını biliyorsunuz. Keyifli okumalar…



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir