Distopya: Karamsarlıkla kaplanmış kurgusal dünyalar

Distopya, ütopya olarak bilinen yoksulluğun, suçların ve şiddetin minimum düzeyde olduğu kurgusal dünyanın tam tersi anlamına gelmektedir. Bu türde oluşturulan kurgular genelde yazıldığı tarihten daha sonraki yılları konu edinmekte, insanlığın istemediği ve korktuğu bir dünyada geçmektedir. Distopik hikayelerin hemen hemen hepsinde inanılmaz derecede karamsarlık hakimdir.

Daha önce Siberpunk ve buhar çılgınlığı türlerinde bilgiler vererek bu türleri daha yakından anlamanı sağlamak istemiştim. Verdiğim en ufak bilgi dahi bu türde yazılan eserleri daha iyi anlamak için önemlidir. Bu yazıda distopya türünün tarihçesiyle ilgili verdikten sonra bu türde yazılmış en bilinen eserler hakkında biraz bilgi vermeye çalışacağım. Belki ilerleyen günlerde bu kitapların yer aldığı iyi bir liste oluşturmayı düşünebilirim.

Distopya: Kurgusal Edebiyatta Karamsar Dünyalar

Distopya birçok farklı kurgusal türde kendini gösterebilir çünkü karakteristik olarak dokunduğu noktalar hemen hemen her kurgunun içerisinde yer alabilmektedir. Distopya türüne ait eserler genel olarak yazıldıkları tarihten yıllar sonrasını konu edinirler. Bu türdeki eserlerde insanı ötekileştirme, totaliter devletler, çevre felaketleri ve toplumun inanılmaz derecede gerilemesi gibi nitelikler yer almaktadır. Bu nedenden ötürü bu türe ait eserler genellikle ekonomik, politik, çevresel ve toplumsal konulara dikkat çekmek için kullanılmaktadır.

Politik Distopya Teması

Distopya türünün önemli temsilcilerinden birisi olan H. G. Wells, kaleme almış olduğu Efendi Uyanıyor isimli eserde devletin yönetim kademesini hazcı bir şekilde betimleme yoluna gitmiştir. Fakat bu türün bir diğer önemli temsilcisi George Orwell ise kendi distopik eserlerinde yönetim kademesini acımasız tutumlara sahip bir biçimde betimlemeyi tercih etmiştir. Distopik eserlerde genelde en sık ele alınan biçim ise baskıcı, acımasız ve şiddetten kaçınmayan türde bir yönetim kademedir.

Distopik eserlerde devletlerin yönetim kademesinin demir bir yumruğa sahip olması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Nitekim, devletin yönetim kademeleri toplumun sorunlarına aldırış etme konusunda kayıtsızdır. Bu nedenden ötürü distopik eserlerde politik temalar ağırlıklı olarak karamsar yapılardadır ve genellikle bu karamsarlığa karşı çıkmaya çalışan bir ana karakterin varlığı büyük bir gereksinimdir.

Politik distopya kitaplarına verilebilecek en ideal örnekler George Orwell tarafından yazılan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, Suzanne Collins tarafından yazılan Açlık Oyunları serisi, Aldous Huxley tarafından yazılan Cesur Yeni Dünya bu temaya verilebilecek en iyi örnekleri teşkil etmektedir.

Ekonomik Distopya Teması

Ekonomik distopya teması genelde okuyucunun karşısında baskı dolu bir toplumun yer aldığı ve ekonomik anlamda zor şartların yer aldığı bir yaşam alanı şeklinde çıkar. Ekonomik distopya temasının birbirinden farklı çeşitli yönleri bulunmaktadır. Ekonomik distopyalarda genellikle devlet tarafından planlanan ekonomiyle serbest pazar ekonomisi karşı karşıya getirilmektedir. Fakat bazı eserlerde çok daha karmaşık ve özellikle karaborsanın ön plana çıktığı durumlar bulunabilmektedir.

Distopyalarda genellikle ekonomi odaklanılması gereken ana problem değildir çünkü pek çok eserde devlet ekonomiyi kontrol eden taraftır. Eserlerin kahramanları devlet tarafından oluşturulan ekonomik sisteme ihanet edecek davranışlardan olabildiğince kaçınırlar. Diğer taraftan bazı eserlerde devletlerin yerini büyük sermayelere ve ekonomik güce sahip şirketlerin aldığı görülmektedir ve bu eserlerde manipülasyon, kontrol ve rüşvet gibi durumlar sıkça işlenmektedir.

Aldous Huxley tarafından yazılan Cesur Yeni Dünya isimli distopik roman ekonomik distopya temasının ideal örneklerinden birisi arasında yer almaktadır.

Distopyada Diğer Kavramlar

Distopik romanların büyük bir kısmında aile kavramı ortadan kaldırılmıştır. Amaç ise bu kavramın önemli bir sosyal gereksinim olarak tekrardan doğması ve topluma yön verebilecek yegane yapı taşlarından birisi olduğunu göstermektir. Distopyada aile kavramı genelde yaşanan olay örgüsünün arka planında kalsa bile hikayenin tümüne etki edebilen faktörlerden arasında yer alabilmektedir.

Distopik romanlarda din ve inanç kavramı ezilen ve ezen tarafın her ikisinde de bulunur. Bazı romanlarda dini sembollerin değiştirildiği, bazılarında yönetilen ülkenin teokratik rejime geçtiği ve masonların dünyaya hakim olarak sadece tek bir dini inanışın hakim olmasını sağladıkları görülmektedir. Din ve inanç yine romanların ana kurgusunun arka planında tutulmuştur ama karakterlerin üzerinde yer alan baskıda pay sahibi olduğu ön plana çıkartılmıştır.

Distopik romanlarda şiddet yaygındır. Şiddet sık sık savaş olarak okuyucunun karşısına çıkmaktadır ve ona genelde planlanmış suikastlar eşlik etmektedir. Şiddet distopik romanların kurgularında önemli bir yere sahiptir çünkü karamsarlığın okuyucuya hissettirilmesi konusunda şiddet fazlasıyla iyi kullanılan bir araçtır.

Distopik romanlarda teknoloji insanlığın yararına bir işmiş gibi işlenmez. Genelde yeni teknoloji insanın başına bela olacak türden ele alınır ve yeni teknolojilerle insanlığın ileriye değil geriye doğru götürüldüğü ortaya konur. Her yeni teknoloji insanın üzerindeki baskıyı yükseltmekte ve onun adeta özgür olduğu halde dört duvar arasında yaşamasına neden olmaktadır. Distopik romanlarda teknoloji olumlu olmaktan daha çok olumsuzluğa yönelik kendini göstermektedir.

Edebiyatta Distopya

Aslına bakarsan şimdiye kadar sözünü ettiğim eserler distopya denildiğinde akla gelen ilk eserlerdir. Fakat edebiyat dünyasında bunlardan çok daha fazlası bulunmaktadır. Jonathan Swift tarafından 1726 yılında yazılan Güliver’in Gezileri isimli roman distopik özellikler taşıyan ilk romanlardan birisidir.

Jules Verne tarafından 1863 yılında yazılan 20. Yüzyılda Paris isimli eser distopik özelliklere sahiptir. H. G. Wells tarafından yazılan Zaman Makinesi ve Efendi Uyanıyor isimli eserler, Jack London tarafından yazılan Demir Ökçe, Franz Kafka tarafından yazılan Dava, Yevgeny Zamyatin tarafından yazılan Biz, Aldous Huxley tarafından yazılan Cesur Yeni Dünya, George Orwell tarafından yazılan Hayvan Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört isimli romanlar distopya türünün en ideal örnekleri arasında yer almaktadır.

Filmlerde Distopya

Filmlerden söz ederken eskilere çok fazla gitmek istemiyorum çünkü insanlar çekim kalitesi ve görüntüleri çok daha kaliteli filmlere daha fazla ilgi göstermektedir. Distopik filmlerin en yenilerinden birisi 2015 yapımı Mad Max: Fury Road isimli filmdir. Vizyona girdikten sonra özellikle Jennifer Lawrence‘ın olağanüstü güzelliğiyle dikkat çeken bir film olan Açlık Oyunları distopik filmlerin başında gelmektedir. 2014 yapımı Evrim filmi ise distopik filmlere verilebilecek en ideal örnekler arasında yer almaktadır.

Oyunlarda Distopya

Oyun dünyasında pek çok oyun distopya özelliklerini bünyesinde barındırır çünkü oyunlarda kontrol edilen kahraman veya kahramanların mevcut sıkıntıdan kurtularak dünyanı veya yaşadığı gezegeni kurtarması gerekir. Fakat bazı oyuncular distopya türünün özelliklerini tamamen bünyesinde barındıran bir yapıya sahiptirler. Bu oyunların arasında büyük yapımcıların elinden çıkan yapımlar bulunmaktadır.

Ubisoft tarafından yayınlanan Beyond Good & Evil, 2K Games imzalı BioShock ve BioShock 2, Telltale Games imzalı Borderlands serisi, Square Enix imzalı Deus Ex serisi ve Valve imzalı Half-Life 2 serisi distopya türünün özelliklerini bünyesinde barındıran en önemli oyunlardan birkaçıdır. Bu oyunları oynayarak distopya türünü anlamayı ve daha yakından tanımayı başarabilirsiniz. Ayrıca oyunları oynarken hikayeye önem vermenizi tavsiye ederim.

Karamsarlığın kurgudaki karşılıklarından birisi olan distopya ile ilgili paylaşılabilecek şimdilik bu kadar. Tarihsel gelişiminin yazarlar ve toplumsal sıkıntılar arasındaki bağlantıya bağlı olması bu türe ait eserleri her zaman ilgi çekici kılmaktadır. Kurguları iyi olan ve bir bakıma gelecek ile ilgili öngörülere sahip olan bu eserler insanların geleceğe olan meraklarından yararlanarak değerlerini korumaya devam etmektedirler.

Görsel Kaynağı: liveoncelivewild



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir