Baykuş uğursuzluk getirir mi?

Baykuşların uğursuzluk getirmesi veya baykuşların uğursuz sayılması gibi inanışlara sahip olabilirsin. Bunun yanlış bir şey olduğunu düşünmeni istemem çünkü bu tamamen kültürel bir etkidir. Belirli kültürlerde ortaya çıkan inanışlar zaman içerisinde etkileşimde bulunulan farklı kültürlere geçerek yayılmıştır.

Baykuşların “uğursuzluk getirmesi” gibi bir düşünce kültürden kültüre geçen inanışlara verilebilecek en doğru örneklerden birisidir. İlgi duyup biraz araştırınca çok ilginç bilgilerle karşılaştığımı ifade edebilirim. Baykuşların birçok kültürde uğursuzluğun sembolü olması, mitolojide farklı anlamlar taşıması ve bazı kültürlerde ise bilgeliğin simgesi olması gibi çok farklı manaları bulunur.

Baykuşların Uğursuzluk Getirmesi

Biraz geçmişe doğru gittiğimiz zaman -biraz dediğime bakmayın en kötü ihtimalle Babil’i ziyaret edeceğiz- insanların baykuşlar ile ilgili iki farklı düşünceye sahip olduğunu görürüz. İnsanların bir kısmı baykuşlara hayranlık duyarken, bir kısmı ise baykuşlardan korkmayı tercih etmiştir. Doğru okudun, geçmişte insanlar bugün olduğu gibi baykuşlardan korkarlarmış.

Baykuşlara hayran olan insanlar ona saygı göstermekte, onun bilge bir canlı olduğunu düşünmekte ve aynı zamanda onu doğumun simgesi olarak görmektedir. Baykuşlardan korkan insanlar ise onu hor görmekte, onun ahmak bir canlı olduğunu düşünmekte ve onu ölümün simgesi olarak görmektedir. Fark edebileceğin gibi baykuşlara hayran olan insanlar ile onlardan korkan insanlar birbirine tamamen zıt inanışlara sahiptirler.

Hint Kültüründe Baykuşların Yeri

Baykuşlar hakkında geçmişten elde edilen bilgilerin en eskilerinden bir kısmı Hint kültürüne dayanmaktadır. Hint kültüründe baykuşlar bilgeliğin, yardımseverliğin ve kehanetin simgesi olarak görülmektedir. Zamanla farklı toplumlarla etkileşim halinde olan Hint kültürü bu inanışını diğer toplumlara aktarmıştır. Örneğin, Yunan mitolojisinde insanların baykuşlara yaklaşımı Hint kültürüyle neredeyse birebir aynı gibidir.

Yunan Kültüründe Baykuşların Yeri

Yunan kültüründe baykuşların yeri diğer tüm kültürlere nazaran çok daha özeldir. Bilgelik Tanrıçası Athena yanında daima kutsal olarak nitelendirilen bir baykuş taşımaktadır. Bilgelik Tanrıçası Athena sayesinde baykuş bu kültürde en değerli uçan yaratıklar arasında yer almayı başarmıştır.

Bilgelik Tanrıçası Athena’dan aldığı güçle baykuşlar Yunan kültüründe yerlerini sağlama alsalar bile etkileri bununla sınırlı kalmamıştır. Yunan ordularının en büyük moral kaynaklarından birisi baykuşlar olmuştur. Eğer savaşa hazırlanan bir ordunun üzerinde baykuş veya baykuşlar uçarsa o ordunun savaşta galip geleceğine inanılmıştır. Tüm kültürler göz önünde bulundurulduğunda baykuşların en fazla saygınlık gördüğü kültür Yunan kültürü olmuştur.

Roma Kültüründe Baykuşların Yeri

Roma kültürünün bir şekilde Yunan kültüründen etkilenmiş olabileceği düşünülse bile tarih bize farklı veriler sunmaktadır. Roma İmparatorluğu’nun ilk dönemlerinde evlerin kapısına ölü baykuşlar asılarak kötülüklerin haneden uzak tutulacağı düşünülürken, ilerleyen yıllarda baykuşlar çok daha acımasız bir tutumla karşılaşmışlardır. Romalıların en değerli gördükleri kişilerin her birisi baykuş ötüşünün ardından öldüğünden Romalılar baykuşları şeytani bilmeye başlamışlardır.

MÖ 44 tarihinde vefat eden, sadece Roma tarihinin değil dünya tarihinin en önemli figürlerinden birisi olan Jül Sezar’ın vefatından hemen önce bir baykuşun ötmesi, baykuşların Romalıların hışmına uğraması yeterli olmuştur. Roma’da önemli bir siyaset adamı olan Marcus Vipsanius Agrippa MÖ 12 yılında vefat ederken ona baykuşların ötüşü eşlik etmiştir.

Kaderin cilvesi asla Romalıların yakasını bırakmamıştır. Roma İmparatoru Caesar Divi Filius Augustus diğer önemli şahsiyetlerle aynı kaderi paylaşmıştır. MS 14 tarihine denk gelen Augustus’un ölümünden önce de baykuş ötüşleri duyulmuştur. Son olarak Roma İmparatoru Marcus Aurelius, MS 192 tarihinde hayata veda etmeden hemen önce yine baykuşların ötüşü duyulmuştur.

Tüm bu yaşananlar baykuşların Roma toplumunda karizmasını yerle bir etmiştir. Bir diğer büyük olay ise Romalıların Doğu topraklarındaki ilerleyişine resmen balta vuran Carrhae -Harran- Yenilgisi öncesi yaşanmıştır. Yunanlılarda ordunun zafere koşacağının habercisi olan baykuşlar, Roma ordusu için aynı iyiliği düşünmemişlerdir. Ordunun üzerinde uçan baykuşların Romalılara verdiği sinyal çok daha acımasızca olmuş ve Roma ordusu büyük bir yenilgiyle karşılaşmıştır.

İngiliz Kültüründe Baykuşların Yeri

İngiliz kültüründe baykuşların yeri Roma kültürüyle benzerlik gösterir. İngiliz kültüründe insanlar baykuşları ölümün habercisi veya kötülüğün sembolü olarak benimsemişlerdir. Özellikle hasta bir kişinin evinin yakınında öten bir baykuş o kişinin hayata veda edeceğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. Ancak İngiliz kültürünün etkisi altında kalan yerlerin aksine kuzey bölgelerinde bir kişinin baykuş görmesi onun şanslı olacağı anlamına gelmektedir.

Türk Kültüründe Baykuşların Yeri

Türk kültürü denildiğinde elbette bunu belirli evrelere ayırmak gerekir. Orta Asya Türklerinde baykuş önemli bir hayvan olmasına rağmen Anadolu Türklerinde baykuş ölümün habercisi olarak bilinmektedir. Anadolu’da şekillenen bu inanışın çevre kültürlerin etkisinde kalınarak ortaya çıktığını tahmin etmek çok güç değildir.

MS 522 yılında hayata veda eden ve Göktürklerin kurucusu olan Bumin Kağan’ın adı baykuş anlamına gelmektedir. Türk hükümdarın en bilinen özelliği ise bilge bir kişiliğe sahip olmasıdır. Baykuş, birleştirici bir hükümdar olan Bumin Kağan’ın ve yoğun olarak Şamanizm etkisi altında kalan Orta Asya Türklerinde bilge anlamını taşımaktadır.

Anadolu Türklerinde ise baykuşlara yönelik inanç Roma kültürüyle hemen hemen benzerdir. Gece gezen bir hayvan olması, görüldüğü zaman insanı korkutacak bir görünüme sahip olması ve sesinin gizemliliği nedeniyle baykuş Anadolu Türklerinde çok sevilen bir hayvan olmayı başaramamıştır. Anadolu’daki yaygın inanışa göre baykuş ölümün habercisidir.

Mezopotamya Kültüründe Baykuşların Yeri

Babil ve Mısır gibi medeniyetleri tek bir çatı altında açıklamanın doğru olduğunu ifade edebilirim. Babil halkı için baykuş tek başına bir anlama sahip değildir fakat baykuşun sesi son derece ürpertici bir anlam taşır. Babil halkı baykuşun sesini, baykuşun ötüşünü veya baykuşun çığlığını bir yakını ölmüş insanın feryadına benzetirler. Bu çağrışım Babil toplumunda baykuşun sevilmeyen bir hayvan olmasına neden olmuştur. Diğer taraftan Mezopotamya kültürünün oluşmasında çok önemli bir yere sahip olan Mısırlılar için ise baykuş ölümün ve karanlığın simgesi anlamına gelmektedir.

Baykuşların Bilgeliği Üzerine Bir Hikaye

Baykuşlar çocuklara anlatılan hikayelerde genellikle akıl veren veya akıl danışılan bilge olarak tasvir edilmişlerdir. Herhangi bir kültürde uğursuzluk anlamına geliyor olsa bile baykuşlar akıllı canlı olma özelliklerini yitirmezler. Bunu bir hikayeyle pekiştirerek öğrenmek çok daha kolaydır.

Hz. Süleyman tüm canlıların dilinden anlayan bir peygamber olarak bilinir. Hz. Süleyman’ın Yemen’in Saba bölgesinin kraliçesi olan Belkıs‘a olan sevdası adeta dillere destandır. Günün birinde Belkıs’ın Hz. Süleyman’dan garip bir isteği olur, hasta olduğunu ve yatağında rahat uyuyamadığını ifade ederek sözüne başlar…

“Her canlının dilinden anladığını söylersin. O zaman kuşlara söyle de her birisi kendi tüyünden bir tane yatağıma bıraksın. Ben de yatağımda rahatça uyuyabileyim.”

Hz. Süleyman çok geçmeden emirlerini yerine getiren kuşlardan birisine Kraliçe Belkıs’ın talebini iletir. Emri alan kuş dört bir yana haber salarak emrin tüm kuşlara ulaşmasını sağlar. Haberi alan her kuş hemen tüylerinden bir parçayı Kraliçe Belkıs’ın yatağına bırakır. Sadece bir tanesi bu emre uymaz, emre uymayan kuş, baykuştur. Baykuş hemen huzura çağrılır.

Hz. Süleyman biraz sinirli olsa bile bunu belli etmek istemeden, “Söyle bakalım, neden emri yerine getirmedin?” der. Baykuş usulca karşılık vermesini bilir, “Efendim, dünyada erkek mi çoktur kadın mı?” diye sorar. Hz. Süleyman biraz duraksar ve cevaplar, “Erkek çoktur.” diye cevaplar. Baykuş, Hz. Süleyman’ı kızdıracak sözlerini dile getirmeye başlar, “Kadının sözüne uyup da başkasının hakkına göz dikenleri de kadından saydınız mı?” diye cevap verir.

Hz. Süleyman son derece şaşkındır. Gelen cevap karşısında biraz daha sinirlenir ama sabrın sonu selamettir dercesine baykuşu dinlemeye devam eder. “Ne demek istedin baykuş, anlamadım?” diye karşılık verir. Baykuş çok geçmeden akıl dolu cevabını verir…

“Efendim, biz kuşlar tüylerimiz vasıtasıyla soğuktan ve sıcaktan korunmayı başarırız. Tüylerimizle uçarak rızkımızın peşinden gideriz. Sizin her şeyiniz varken kalkıp bir kadının, eşinizin sözüne uyup bizden her şeyimiz olan tüylerimizi istiyorsunuz.”

Hz. Süleyman duraksar, baykuşun sözlerinden etkilenir ve adaletini ondan esirgemez. Baykuş bu olaydan sonra kuşların en akıllısı olarak bilinir. Bu hikaye dilden dile dolaşarak İslam kültüründe baykuşun yerini oluşturur. Baykuş, tüm hayvanlar arasında en akıllılardan birisi olarak anılır.

Baykuş uğursuz mudur? Baykuş uğursuzluk getirir mi? Baykuşun ötüşü uğursuzluk mudur? şeklinde belki onlarca hatta yüzlerce soru aklına gelebilir. Bu inancın ilk defa nereden çıktığı bilinmese bile Mezopotamya kültüründen filizlenerek diğer kültürlere geçtiği yaygın olarak bilinen bir kanıdır. Uzun lafın kısası baykuşu uğursuz bir canlı olarak görmek batıl inançtan başka bir şey değildir. Ayrıca eğer baykuşlar hakkında daha fazla bilgi edinmek ve baykuşların tüm türlerine göz atmak istiyorsanız, benim de bu yazıyı yazarken faydalandığım Owl Pages sayfasını ziyaret edebilirsiniz.



Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini “Bilgi ve Belge Yönetimi” bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir