Atatürk takıntısı biter mi?

Atatürk takıntısı biter mi? Süper başlık attım kendimle gurur duyuyorum. Yazdıklarımı okumadan beni topa tutacak birçok insan olacak, sadece başlığa bakarak yorum yapan birçok kişi. Hakaret olmadığı sürece her yorumu olabildiğince onaylayacağım. Bu konu ne zamandır aklımdaydı ama kısmet bugüneymiş.

Konumuz Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, nedense kendisinden bahsederken böyle söylemek hep hoşuma gider. Bugün modern çağın bilmem kaçıncı yılında zamana eşlik etmekteyiz. Atatürk’ün yaptıklarından gurur duyanın ağzından Atatürk eksilmez, Atatürk’ün yaptıklarından hoşlanmayanların ağzından Atatürk eksilmez.

Bu millette Atatürk takıntısı biter mi?

Soru çok basit ve bu sorudan bir tez bile çıkartılır. Her gün Atatürk aşağı, Atatürk yukarı konuşup duran bir millete sahibiz. Bir rahat bırakın şu adamı yahu! Artık vazgeçin, eleştirmekten ve yüceltmekten geri durun. Sakin kafayla geldiğiniz noktaya odaklanın. Şu an neredesin? Atatürk nerede olmanı isterdi? Bunu bir düşün!

Atatürk = Vatanseverlik

Benim için Atatürk demek vatanın kendisi demektir. Atatürk’e bağlılık demek aynı zamanda vatanseverlik anlamına gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti bugüne onun sayesinde gelebilmiştir çünkü o aynı zamanda devletin kurucusudur. Hiç mırın kırın etmeden geçmişe, tarihsel olaylara bir bakmanı öneririm. Bu insanın adı sadece Mustafa Kemal iken, fikir birliğiyle “Türklerin Babası” anlamına gelen “Atatürk” adını almış bir isimden söz ettiğimizi hatırlamanı isterim.

Türkiye’nin modern bir devlet olmasında en büyük pay ona aittir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkını dünya üzerinde ilk kez veren devletlerden birisi olduğumuzu hatırlamanı isterim. Atatürk, Türk kimliğinin merkezindeki isimdir. Her nasıl bir vatansever içi “bayrak” kutsal bir unsur ise, her vatansever için Atatürk yine “kutsal” bir unsur durumundadır.

Buraya kadar Atatürk’ü seven bir insanın ne düşündüğünü anlamış olmalısın. Peki ya Atatürk’ü sevmeyen insanı “vatansever” olmamakla suçlamak doğru mudur? Basit mantıkla evet olabilir ama olayların arkasında “inanç” gibi güçlü bir gelenek bulunduğundan bunu hemen ifade etmek kolay değildir. Atatürk’ü sevmeyen insanların büyük bir çoğunluğu onu inançlarını özgürce yaşamaktan men ettiğini düşünmektedir.

Doğruyu Bulma Çabası

Beni burada kıyas yapmakla suçlayabilirsin ama örnekle yaşananları anlatmanın daha doğru olduğunu düşünmekteyim. Atatürk, ülkesinin modernleşmesi ve daha hızlı gelişmesi için bazı konularda insanların hoşuna gitmeyecek kararlar almıştır. Herhangi bir şekilde bunu inkar etmek mümkün değildir ama bu kararların hepsinin birer gereklilik olduğunu anlamak lazımdır.

Övünülen tarihimize bir bakalım. Aynı inancın getirmiş olduğu olağanüstü motivasyon ile Bizans surlarına dayanan, karadan kadırgalar yürütüp denize inen ve İstanbul’u fetheden ulu komutan Fatih Sultan Mehmet devletin sürekliliği için çok tartışılan bir karar almıştır. “Kardeş katli vaciptir” olarak bilinen bu karar o dönem bir gerekliliktir. “Fatih Kanunnamesi” içerisinde yer alan bu ifadeyle yaşanabilecek taht mücadelesi hanedanlık içerisinde tutulmuş ve halk zeminine inmesine engel olunarak daha büyük problemlerin önüne geçilmiştir.

Övünülen tarihimize tekrardan bakalım. Aynı inancın mihenk taşlarından birisi olan, ha dağıldı ha dağılacak denilen ordusuyla gidip halifeliği alıp devletine kazandıran Yavuz Sultan Selim aslında babasına itaatsizlik etmiş bir oğuldur. Devletin çıkmaza girdiğini gördükten sonra kendi askerleriyle babasının üzerine yürüyen ve tabiri caizse onunla savaşmayı göze alan bir isimdir. Devletin devamlılığı için ne gerekiyorsa yapan şehzade sonunda diğer kardeşlerinin önüne geçerek padişah olmayı başarmıştır.

Övünülen tarihimize tekrar tekrar bakalım. Büyük devletimizin en büyük komutanlarından ve padişahlarından birisi olan I. Murad, Rumeli seferlerini düzenlerken vekaleten tahtı oğullarından birisine bırakmıştır. Şehzade Savcı Bey, babasının vekaleten sunduğu tahta kalıcı olarak sahip olabilmek için babası seferdeyken kendi adına hutbe okutmuştur. Bu haberi alır almaz seferini yarıda bırakıp geriye doğru dönen I. Murad ordusunu Savcı Bey’in ordusunun üzerine sürmüş ve yenmiştir. Önce onun gözlerini kör ettirmiş ama daha sonra idam kararı aldırarak oğlunu boğdurtmuştur.

Burada bahsettiğim kişilerin her birisi birer devlet adamıdır. Birisi kardeşlerini, diğeri babasını, bir diğeri ise oğlunu hiçe saymıştır. İnanmakta olduğun inancın içerisinde bunları doğal karşılayacak herhangi bir ibarenin olacağını sanmıyorum. Devletin devamlılığı için devlet adamları bunların ve hatta bunlardan çok daha ciddi işlerin altına imza atabilirler.

N’aber George?

Atatürk’ü sevip sevmeme konusunda sana müdahale etmek gibi bir gayem yok. Benim işim doğru olduğuna inandığım fikirleri paylaşmaktır. Mesela, acaba Amerikalılar her gün George Washington aşağı George Washington yukarı diye konuşuyorlar mıdır? Acaba Amerikalılar “Amerikanın Babası” unvanını alan bu adamı yaptıklarından dolayı her gün linç etme gereği duyuyorlar mıdır? Daha uygun sorayım soruyu, acaba Amerikalılarda George Washington takıntısı var mıdır?

Amerikan Dolarının üzerinde George Washington’ın resmi vardır. George Washington’ın adını taşıyan yer ülkenin başkentidir. George Washington’ın adını taşıyan bir eyalet bulunmaktadır. George Washington’ın doğum günü ulusal bayramdır. Kısacası kurucu lider George Washington, Amerika’nın her yerindedir. Yerinde bir örnek öyle değil mi?

Arapların Gıpta Ettiği Ülke

Vatanseverlerde Atatürk takıntısı yoktur. Onlar saygı göstermeyi bilirler ve kurucu liderin kurucu ilkelerini taşımaktan gurur duyarlar. Atatürk onlara bunu öğretmiştir, bir bayraktır bu ve vatanseverler bu bayrağı taşımaktan asla yorulmazlar.

Atatürk sıradan bir askerken başarılarıyla rütbe alıp en üst mevkiye kadar gelmeyi başarmış bir isimdir. Atatürk aynı zamanda bir devlet adamıdır. Bitmek ve tükenmekte olan bir milleti şaha kaldırmış bir isimdir. Teokratik bir devletten kalan mirası modern bir devlet olma anlayışıyla sırtlamıştır. Öğretisi ise aslında oldukça basit ve anlaşılır bir öğretidir.

Atatürk, herhangi bir mezhebin ve radikal dini öğretilerin etkisinde kalmadan ilerleme ilkesine sadık bir isimdir. Milletine bunu öğretmek istemiştir ama ondan sonra gelenler kendisine defalarca ihanet etmekle kalmamış, her şeyin sorumlusu oymuş gibi hep onu öne sürmüşlerdir.

Bugün savaşların olduğu, binlerce hatta milyonlarca insanın kanının aktığı topraklara dönüp bir bakın. Radikal dini öğretilerin ve mezhepçiliğin hiçbir fayda getirmediğini görmek için at gözlüğü takmak gerekmez mi? Bunların çıkış noktası ise o topraklarda sürekli olarak yayılmakta olan radikal tabanlı öğretilerdir. Dönüp savaş yaşanan topraklarda yapılanlara bir bakın… Radikal öğretilerle yola çıkanların her şeyi yakıp yıkmaya çalıştıklarını görmek, Atatürk gibi bir lidere saygı göstermenin büyük bir gereklilik olduğunun ispatıdır.

Her Millette Garanti Takıntı

Atatürk takıntısı bize özgü gibi görülebilir ama sanki soruları çoğaltabilmek mümkündür. Mesela aşağıdaki liderler ve ülkelere bir bakmak gerekir. Bu ülkelerde söz konusu isimler politik arena dahil olmak üzere acaba her gün konuşuluyor mudur?

  • Amerikalılarda George Washington takıntısı var mıdır?
  • Fransızlarda Napoleon Bonaparte takıntısı var mıdır?
  • Ruslarda Joseph Stalin takıntısı var mıdır?
  • Hindularda Mahatma Ghandi takıntısı var mıdır?
  • İranlılarda Büyük Kiros takıntısı var mıdır?
  • Moğollarda Cengiz Han takıntısı var mıdır?
  • İsraillilerde Theodore Herzl takıntısı var mıdır?
  • İngilizlerde Winston Churchill takıntısı var mıdır?
  • Çinlilerde Mao Zedong takıntısı var mıdır?
  • Almanlarda Otto von Bismarck takıntısı var mıdır?
  • İtalyanlarda Guiseppe Mazzini takıntısı var mıdır?
  • Hollandalılarda Willem von Oranje takıntısı var mıdır?

Daha sayayım mı? Bu isimlerin her birisi bulundukları milletler veya ülkeler için son derece önemli isimlerdir. Hepsi kağıt üzerinde Atatürk ile eşdeğer isimlerdir. Onlar her gün siyasetlerinin bir parçası olarak “o iyi” veya “o kötü” deme gereği duymazlar. Fikirlerini yaşatırlar çünkü ülkenin dinamikleri kurucularının fikirleri üzerine inşa edilmiştir. Bizde seven ve sevmeyen dahil birçok kişinin her haltı Atatürk’e bağlama takıntısı sanırım hiç bitmeyecek.

Kaan Karadeniz

26 yaşındayım. Yüksek lisans öğrenimini "Bilgi ve Belge Yönetimi" bölümünde sürdürmekteyim. İki farklı oyun sitesinde içerik yöneticiliği, bir sitede içerik danışmanlığı yapmaktayım. Başarının çaba ile doğru orantılı olduğuna inanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir