A’mak-ı Hayal (Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi)

A’mak-ı Hayal, insanın kendisini bilmesini sağlayan, Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi’nin edebiyat klasiklerimiz arasına kazandırmış olduğu bir romandır. Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi, asıl adı Ahmed Hilmi olan 1865-1914 yılları arasında yaşamış Türk mutasavvıftır. Ahmed Hilmi, bugün Bulgaristan sınırları içerisinde yer alan Filibe doğumlu olduğu için Filibeli Ahmed Hilmi olarak anılmıştır ama babasının görevi nedeniyle Şehbenderzade adını almıştır. Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi bazen yazar veya düşünür olarak anılan bir isimdir. Tasavvuf ile yakından ilgilenmesi ve kaleme aldığı eserlerinde bunu yansıtması en bilinen özelliğidir.

A’mak-ı Hayal veya sadeleştirilmiş adıyla Hayal Alemi veya Hayalin Derinlikleri, Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi’nin en bilinen romanlarından birisidir. Romanın kahramanları Raci ve Aynalı Baba‘dır. Raci, hayata dair sorularını cevaplamaya çalışan birisidir ve bu roman onun başından geçenleri konu almaktadır. Roman bugüne kadar birçok farklı yayınevi tarafından basılmıştır.

Bu yazıda neler var?

A’mak-ı Hayal (Hayal Alemi)

A’mak-ı Hayal, Vahdet-i Vücud inancına bağlı kalınarak kaleme alınmış bir eserdir. Yazar Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi, Vahdet-i Vücud inancına sımsıkı bağlı olan bir isimdir. Vahdet-i Vücud kavramanı açıklamaya çalışmak kendi adıma hata yapmama neden olabilir. Dilimin döndüğü kadarıyla belirtmek gerekirse bu inanca göre insanlar yaratıcının yani Allah’ın bir yansımasıdır. Aslında var olan şey tektir ve bu Allah’tır. Evrende bulunan her şeyi kapsayan tek şey yaratıcıdır. Onun yarattığı ve aslında yansıması olan şeyler ise evrenin bir parçasıdır.

Karışık olmuş olabilir ama inanın bu tasavvuf düşüncesini anlamak için çok daha fazla kafa yormanız gerekebilir. En basit şekilde anlatmaya çalıştım ancak okuduğum zaman bile basit olmadığını kendim fark edebiliyorum. Esere geri dönecek olursak, A’mak-ı Hayal bu tasavvufi düşünceye bağlı olarak yazılmıştır. Romanın baş kahramanı Raci, hayatı sürekli olarak sorgular ve sorularına cevap bulmak için sürekli bir arayış içerisine girer. Bu arayışlarının sonucunda cevaplar bulsa bile ikna olmaz. Tekrar arayışa koyulur, tekrar düşünür ve tekrar hayal kurar.

Raci aslında aradığı cevapları bulmuştur. Hiçbir zaman cevaplardan memnun olmamıştır. Bu memnuniyetsizlik durumu onu sürekli olarak yeni arayışlara itmiştir. Günün birinde aklındaki sorularla mezarlıkta dolaşmaya başlar ve burada Aynalı Baba ile karşılaşır. Aynı Baba, Raci’yi çok etkiler. Hem Raci hem de Aynalı Baba birbirini tanımaktan çok memnundurlar. Bu memnuniyetlerinin bir getirisi olarak sık sık görüşmeye başlarlar.

Raci ve Aynalı Baba her görüşmelerinde kahve içerler. Kahvelerini yudumladıktan sonra Aynalı Baba, Raci için büyük bir düş sahnesine kapı aralayacak olan neyini üflemeye başlar. Aynalı Baba her ne zaman neyini üflese Raci hayal dünyasına dalar. Raci’nin her hayali farklı bir yerde olur ve her hayalde kendini başka durumların içerisinde bulur.

Raci’nin her hayali bir hikayedir. Her hikaye Vahdet-i Vücud inancının bir parçasıdır. Hikayeler farklı biçimlerde, farklı kurgularda ve farklı durumlarda karşımıza çıkarlar. Her birisi Raci’nin aradığı cevabı bulmasında yol göstericidir. Hayallerin sonuna gelindiğinde ise Raci aradığı cevabı bulur.

A’mak-ı Hayal, Raci’nin yolculuğundan sizin yolculuğunuz olacaktır. Her hayalde, her hikayede biraz daha huzur bulacaksınız. Kendinizi sorgulamaya başlayacak, hakikatin ne olduğunu ve aslında neye ulaşmaya çalıştığınızı daha net anlayacaksınız. Romanın sonunda Raci’nin bulduğu cevabı sizlerle paylaşmadım. Bu cevabı bulduğunuz zaman hepiniz çok şaşıracaksınız ama gerçekte, en azından romanın merkezinde yer alan tasavvuf düşüncesini fazlasıyla iyi bir biçimde idrak etmiş olacaksınız.

Üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken husus Raci’nin durumudur. Raci, tahsilli ve iyi eğitim görmüş bir isimdir. İnancı kuvvetlidir. Buna rağmen sorgulamaya devam etmiştir. Hakikati bulmak için arayışlarını sürdürmüştür. Çok şey öğrenmiş olması onu ikna etmeye yetmemiştir. Her öğrendiği yeni bilgi inancında ikilemlerin oluşmasına neden olmuştur. Günün birinde bu ikilemleri ortadan kaldırmak ve inancını kuvvetlendirmek için daha fazla arayış içerisinde girişmiştir. Sonucunda hayal dünyasındaki yolculuğuna başlamış ve aradığı cevabı bulmuştur.

İnsanlar olarak bizler bazen sorgulamaktan çekiniriz. Sorguladığımız zaman inancımızın zayıflayacağını veya onu inkar edeceğimizi düşünürüz. Aslında böyle bir şey yoktur. Esasında olan durum ise sorgulamaya başladığımızda inancımızı pekiştirmek istiyor oluşumuzdur. Bunu idrak ettiğimizde ve inkardan uzak durduğumuzda inancımızı çok daha güçlü ve kuvvetli hale getirebiliriz. Bu romanı okuduktan sonra benzer düşüncelere sahip olabilirsiniz.

Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi belki çok sık duymadığınız bir isimdir. Ancak, onun bu romanı, tasavvuf düşüncesi etrafında kaleme aldığı bu eseri hayatınız boyunca mutlaka okumanız gereken eserlerden birisidir. Kitaplığınızda veya kütüphanenizde hangi eserlere yer vermeniz gerektiği konusunda bir arayış içerisindeyseniz bu eser aradığınız eserlerden birisidir.

Hepinize keyifli okumalar.

 

Yorum yapıp katkı sağla...

Reklamlar engelli...

Bu blog yayın hayatını rahatsız edici konumlarda olmayan reklamlar sayesinde sürdürmektedir. Lütfen destek olmak adına bu blog için reklamlara izin vermeyi düşünün.

Refresh