Açlık Oyunları (Suzanne Collins)

Açlık Oyunları, ölümle mücadele manasına gelen yarışmada yer alan genç bir kızın başından geçenleri anlatan Suzanne Collins imzalı bir distopya romanıdır. Suzanne Collins, Amerikalı bir yazar ve aynı zamanda bir senaristtir. Senaristlik ile başarıya ulaşan kariyerini yazarlık ile taçlandırmayı başarmıştır. The Underland Chronicles serisi ile New York Times En Çok Satanlar listesinde yer almayı başarmıştır. The Hunger Games (Açlık Oyunları) ise başarısını devam ettirdiği bir kitap serisi olmuştur.

The Hunger Games, üç kitaptan oluşan ve aynı adı taşıyan serinin ilk kitabıdır. Kitap, hayatta kalma mücadelesi vermek için yarışacak olan 12-18 yaşlarında bir erkek ve bir kız çocuğunun başından geçenleri anlatmaktadır. Dilimize Açlık Oyunları olarak çevrilen kitabın çevirisi Sevinç Tezcan Yanar tarafından gerçekleştirilirken, yayını Pegasus Yayınları tarafından yapılmıştır.

Açlık Oyunları (Suzan Collins)

Açlık Oyunları, Kuzey Amerika’da yer alan Panem adında bir milletin yaşadığı alanda geçmektedir. Etrafında yaklaşık 12 adet irili ufaklı bölge yer alan gözde başkent ise bu bölgeleri kontrol altında tutmaktadır. Başkent, acımasız ve gaddar bir tutuma sahiptir. Her yıl düzenlenen Açlık Oyunları etkinliğine katılmaları için her bölgeden 12-18 yaşlarında bir kız ve bir erkek gönderilmesini talep etmektedir. Açlık Oyunları, hayatta kalma ve ölüm arasındaki ince çizgidir. Dahası, televizyondan canlı yayınlanan bir şovdur.

16 yaşındaki Katniss Everdeen, annesi ve kız kardeşiyle yaşamaktadır. Kendi bölgesini temsil etmek adına Açlık Oyunları’na seçildiğinde ise bunu bir ölüm cezası olarak nitelendirir. Katniss doğası gereği ölüme ve hayatta kalma mücadelesine oldukça alışkın birisidir. Her ne kadar istemiyor olsa bile yarışmaya katılır. Yarışmayı kazanmaya yaklaşsa bile sonunda insanlık, hayatta kalma, yaşam ve aşk arasında seçimler yapmak zorunda kalır.

Açlık Oyunları: Acımasız, Vahşi ve Sürükleyici

Romanı okumaya başladığınız zaman bırakmanız çok kolay olmuyor. Ölüm ve yaşam arasına sıkışıp kalmış bir hikayeyi okurken hem eğleniyorsunuz hem de rahatsız oluyorsunuz. Duyduğunuz bu rahatsızlık sizi çok fazla etkilemiyor. Romanın sonuna geldiğinizde kolay kolay tecrübe edinemeyeceğiniz bir deneyimi yaşadığınızı fark ediyorsunuz. Bunu yazarın başarısı olarak görmemiz gerekiyor. Çünkü yazarın etkileyici anlatımı olmasa bunun yaşanması pek mümkün olmayabilir.

Romanın hikayesi acımasızca detaylar içeriyor. Her ne kadar gençler için yazılmış bir roman olsa bile bu acımasızlık ve vahşet bu yaş için biraz fazla diye düşünüyorsunuz. Hikayenin genelinde çok az miktarda bulunan romantizm ile bu vahşet temasından bir nebze çıkış olsa bile yeterli gelmiyor. Bu denli korkutucu ve ürkütücü bir romanı korku ve gizem temalı romanlarda dahi bulamayabilirsiniz.

Hepinize keyifli okumalar.

Yorum yapıp katkı sağla...

Reklamlar engelli...

Bu blog yayın hayatını rahatsız edici konumlarda olmayan reklamlar sayesinde sürdürmektedir. Lütfen destek olmak adına bu blog için reklamlara izin vermeyi düşünün.

Refresh