Harf İnkılabı, eğitim hayatımız boyunca Tarih tabanlı tüm derslerde karşımıza çıkan Cumhuriyet Dönemi yeniliklerinden bir tanesi. Tarih 1 Kasım 1928, Harf İnkilabı uygulanarak dilimiz hem yazı hem de okunuş biçimi olarak aynı tabana oturtulmuştur. O güne kadar halk kendi öz dilini ” Türkçe ” konuşabilsede anlatmak istediklerini Arapça yazarak anlatabiliyordu. Osmanlı döneminde böyleydi, hatta daha da derine inecek olursak imparatorluk içerisinde yer alan her bir bölümün kendine ait yazı stili vardı.

1 Kasım 1928 tarihinde Harf İnkilabı, Latin harflerinin Türkçe’ye uyarlanması ile hayata geçirildi. Sonrasında basım ve yayın kuruluşları belirli ikilemler yaşadılar. Gazetede yer alacak haberler hem eski usule hem de yeni çıkarılan harflere göre yazılıyordu. Elbette bu köklü değişim beraberinde bazı sorunları getirmişti.

Latin Harfleri ve Türkçe

Harf İnkılabı gerçekleştirildikten sonra 21 sessiz, 8 sesli olmak üzere Latin harflerinden oluşturulmuş olan Türk Alfabesi ön plana çıkarılmıştı. Bu alfabedeki tüm harfler tamamı ile Latince’den alınmamışlardı. ”ç,ö,ü” gibi harfler Türk kültürüne uygun görüldükleri için yeni oluşturulan bu alfabede yer aldılar. Bundan sonra halk bu dile ve bu alfabeye alışmak zorundaydı. Yeni alfabe ile Arapça,Farsça ve Türkçe karışımı olan Osmanlı Türkçesinin ortaya çıkardığı okuma – yazma öğrenim zorluğu kısa dönem içerisinde kırılmıştı. Harf İnkılabı öncesinde okuma yazma oranı %5 civarındayken, Harf İnkılabı sonrasında bu oran %15 düzeyine çıktı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde görülen birbirinden farklı alanlarda yer alan çeşitli yazı stilleri de ortadan kaldırıldı. Bunun anlamı devletin ve toplumun her alanında aynı yazı dilinin kullanılacak olmasıydı. Zamanla taşların yerine oturacağı düşünüldü. Zamanla o taşlar yerine oturdu. Yazı dili kolaylıkla benimsendi ve öğrenildi.

Bunlar işin bilgi yönü. Tamamen eğitim veya öğretim odaklı bilgiler ama gelin görün o dönemde ortaya öyle bir sorun çıkıyor ki günümüz gençlerine ibretlik cinsten. Çünkü onlar bu sorunu elektronik ortamda tekrar ettiriyorlar, kendilerine stil ve şekil yapıyorlar. Deyim yerindeyse Türkçeyi 1928 – 1929 yıllarına  yani 80-81 yıl geriye götürüyorlar. Hemde bilinçli oldukları, bilgili oldukları ve Türkçeyi Türkçe olarak kullanabildikleri halde!

Elektronik Ortamda Türkçe

1928-1929 yılları arasında bir dönem. Halkın okuma – yazma oranı hızla artış göstermiştir. O günlerde bilinçsiz olarak yani istemeyerek bir sorun ortaya çıkmıştır. Halkın bir bölümü kendi alfabesini (Türk Alfabesi) Latince ile karıştırarak kelimeleri düzgün bir biçimde yazmakta zorlanmıştır. Eğer internet üzerinde bir foruma üyeyseniz, MSN Messenger gibi bir anlık mesajlaşma servisi kullanıyorsanız, bununla birlikte gösteriş meraklısı iki veya üç arkadaşınız varsa o dönemde yapılan bazı hatalarını yakından tanıyorsunuz demektir… Çünkü o gün yapılan hatalar, bugün yeni yetişen gençlerin bir numaraları yazı stili veya şekli. İşte o gün yapılan hatalardan en basitini sizlere sunuyorum şimdi…

Mekhtep; Kelimenin aslı Mektep, yani okul. Ancak Latince’de ”k” ünsüzünden sonra sık sık ”h” harfinin kullanılmasından olsa gerek ki halk Mektep kelimesini Mekhtep olarak yazıyormuş.

Şimdi sizi o hararetli günlerden alıp bugüne getiriyorum. Eğer bir anne babaysanız ve çocuğunuz internet kullanmayı biliyorsa lütfen bir gününüzü ayırın ve kiminle ne şekilde konuştuğuna dikkat edin. Muhtemelen bir veya iki kişinin yazı şeklinde ki değişiklikler gözünüze çarpacaktır:

G,g yerine Q,q harflerinin kullanılması, K,k yerine Q,q harflerinin kullanılması, K,k harfinden sonra H,h harfinin kullanılması, Y,y harfinden sonra H,h harfinin kullanılması,  C,c harfi yerine J,j harfinin kullanılması ve dahası…

Uzun lafın kısası, günümüz gençlerinin 1928 – 1929 yılları arasında yeni Türk Alfabesini öğrenmeye çalışan halktan hiç bir farkı yok. Hadi onların ki önlerine konulmuş yeni bir tat. Alışmak zordur, bilemezsiniz neyin ne olacağını ne şekilde yazılıp ne şekilde okunacağını. Ama aradan 80 yıl geçmiş, üzerine yığınla eğitim görmüşseniz, bunun üzerine siz hala aynı yerde kalmışsanız ve siz o gün Türk Alfabesini öğrenmeye çalışan halk kadar istekli veya bilinçli olamıyorsanız en yakın zamanda aynanın karşısında yeriniz hazır demektir. Hani düşünüyorsunuzdur şimdi ”Ben tek bir bireyim, bu benim dilime nasıl bir zarar verir.” diye. Bende hatırlatırım size;

”Yağmur damlası da yere değene kadar tektir ama yağmur fazla yağınca sel götürür ortalığı…”
- Gri Sayfalar