Hayat “Değişmez”,”Yenilenmez” ve Hayatın “Yenisi Elde Edilemez” …
Başlığa yazınca sanki duygusal bir konuya değinecekmiş gibi hissettim kendimi. Nitekim öyle de olabilir aslında ama bu konu aşk, sevgi, duygu gibi konulardan uzak bir şey sadece bireyselliğinizi düşündürecek bir konu. Amacım bir kişiye akıl vermek veya onu yönlendirmek değil. Amacım sadece düşüncelere etki etmek. Bunu da var olduğum tabiata kendimi borçlu hissettiğimden yapıyorum. Kendimi bildiğimden ve kendimizi bilmemiz gerektiğinden. Umarım bu yazı bazı düşüncülerinize etki eder ve bir kez daha kendinizi gözden geçirirsiniz…
Amacınız Eğlence Olmalı, Hiç Bir Cihazı Kendiniz Olarak Görmemelisiniz…
Bu konu altında yazdıklarıma katılıp, katılmamak sizin elinizde. Belki yazdıklarım mensup olduğum dini inancın bir getirisi belki de sadece zırvalıyorum burada. İnsanoğlu olarak insan olduğumuzu hatırlamamız gerekli. Bu yüzden de düşünceler bu yöne doğru çekilmeli veya hareketlendirilmelidir. Teknolojik gelişmeler birbirini izleyebilir ama doğrudan doğruya insana etki edenler, insanı insan olmaktan çıkartan gelişmelerdir.
Bugün elimiz altında yer alan bilgisayarlar, cebimizden eksik olmayan cep telefonları ve daha nicesi… Bu tip icatları yapan kişilere ve bu tip icatların geliştirilmesine yardımcı olan kişilere saygım sonsuz. Bu icatları ilk ortaya atan kişiler işin bu noktaya geleceğini düşünmemişlerdir belki de ama artık durdurulamaz bir kasırganın içerisinde kökünden koparılmış ağaçlarız bizler…
Mistik Bir Bakış Açısı Bazen Gereklidir…
Bir çoğumuzun evinde masaüstü, dizüstü veya tablet biçiminde yer alan teknolojik alet olan bilgisayarlar vardır. Bunları iletişim için kullanıyoruz, eğlence için kullanıyoruz, işlerimizi halletmek için kullanıyoruz ve vakit öldürmek için kullanıyoruz. Yeniden inkar etmeyeceğim değerli bir icattır bilgisayar, ama gelişme gösterdikçe malesef ki insanı değersizleştirmeye başlamıştır…
Araştırma yapılsın bugün bir çok kişinin paranoyak olduğu görülecektir. Bir çok kişinin de psikolojik dengesi bozulmuştur. Bilgisayarları hayat felsefesi olarak görmeye başlayan çok kişi vardır. İşte bu düşünce insanı insanlıktan çıkartan en önemli niteliktir. Bilgisayarlar hayat felsefesi olmamalıdır, insanlar bilgisayarları eğlence için kullanmalıdır. Bazen de işlerini kolaylaştırmak için…
Gelecek nesillere göz atıyorumda hepsinin bu noktaya gelebileceğini düşünüyorum. Eğer bilgisayarı yaşam felsefeleri haline getirirlerse, bilgisayarda alacakları en ufak bir zarar onların zihinlerinde veya psikolojik durumlarında bir zedelenmeye yol açacaktır. Örneğin; bilgisayarın bir parçası yanlış çalışsa veya bozulmuş olsa bu kişi için hayat tamamı ile son noktaya doğru kaymıştır. Acabalar ile boğuşmaya başlar, bir sürü neden oluşturmaya çalışır kendinde ve bir sürüde çözüm. Bir çoğunu dener ama başarısız olur… Son noktaya geldiğini düşünür. Elinin altında bulunan bu teknolojik alet üzerinde hayatını yaşayan bu kişilik o olmadığı zaman kendini çıplak hisseder. İşte böyle kişiler için bir çok şey anlamını yitirmiştir… Duygular, hisler, gelecek olgusu ve düşünce yapısı… Hepsi zarar görmüştür ve malesef onarılması çok güçtür…
Örneği değiştirecek olursak; bugün bilgisayar kullanıcılarının büyük bir bölümünün korktuğu ve çekindiği bir konuya denk geliriz. Bir site veya oyunda ki üyeliğin kaybedilmesi veya çalınması. Elbette kötü bir duygudur bu, elbette kimse yaşamak istemez. Ama unutulan, her zaman zihinde son sıraya atılan bir şey vardır. O da çalınan veya kaybedilen üyeliklerin yeniden alınabilmesidir. Kullanıcı bunu düşünemez, neden düşünemez diye soracak olursanız söyleyeyim çünkü bu kullanıcılar için bilgisayar ve internet yaşam kaynağı haline gelmiştir. Yani aslında onlar ölü noktada yer alırlar. Ne kendilerini farkederler ne de başkalarını…
Bugün dünya üzerinde yer alan insanların büyük bölümünün ahiret ya da daha açık bir ismiyle öteki dünya, öbür dünya inancı vardır. Yani biz hayata gözlerimizi yumduğumuzda aslında gerçek olan hayata doğru yöneleceğiz. Yaşamış olduğumuz bu fani dünya da bir çok şeyi geride bırakarak bahsettiğim gerçek hayatı yaşamaya başlayacağız. Peki biz bu hayatı sonlandırdığımızda sahip olduğumuz tüm fani şeyler son bulacaksa bir materyalde yer alan veya bir elektronik devre içerisinde yer alan bir şeylerin kaybedilmesi, çalınması veya söz konusu materyallerin bozulması gibi bir durumlar bize ne şekilde zarar verebilecektir? Biz ne kaybedeceğiz bunun sonucunda? Bizler neler kazanacağız? Geri getirebilir bir olgunun niteliği bu kadar önemli mi olmalıdır? Yoksa neticesinde gerçek hayata kayıplar içerisinde başlamanın getireceği o hazin sonu beklemek mi daha kıymetlidir? Bunun kararını sizlere bırakıyorum…
Kendinize Gelmelisiniz…
Bu konuyu bu kadar uzattım ama toparlayarak sonucu size belirtmek istiyorum. Bugün kullandığımız bilgisayar ve internet sizin için yaşam felsefesi olmamalıdır. Bilgisayar ortamında bir üyeliğiniz çalınabilir, ama yenisini elde edebilirsiniz. Bilgisayar ortamında bilgileriniz çalınabilir, ama yenisini elde edebilirsiniz veya o bilgileri yeniden toparlayabilirsiniz. Bilgisayarınızın bir parçası bozulabilir, ama zaten en fazla 4-5 sene sizi götürecek olan bu cihaz günü geldiğinde değiştirilecektir. Ama hayatınızı “yenilemek”, “toparlamak”, “yenisi elde edebilmek” veya “değiştirebilmek” mümkün olmayacaktır. Bu yüzden bilgisayar ve internet sizin için bir eğlence kaynağı olsun… Kendinizi bilin, imkanlarınızı bilin ve farkında olun ona göre hareket edin. Oturupta bilgisayar başında günün 15 – 20 saatini harcamak gibi bir saplantınız olmasın. O zaman dünya üzerinizdeki hayatınızı öldürürsünüz ve öteki dünya (öbür dünya, ahiret) hayatınıza da zarar vermiş olursunuz…
