Yüzme Bilmeyen Çocuklar…
Bizim denize olan sevdamızı anlatmaya kelimeler yetmez. Yıllar geçse de yüzme bilmiyoruz biz. Belki öğrenmişizdir yüzmeyi ama hiç bir zaman boyumuzdan ötesine gidemedik. Tabiri caiz ise korktuk, cesaret edemedik. Ama bir an olsun denizin bize anlattıklarından nefret etmedik. Hem korktuk, hem de sevdik onu. Tıpkı imkansız bir aşkın getirisi gibi…
Yüzme bilmeyen çocuklar… Hikayenin adı bu. Her şey var içerisinde; ailenin getirdikleri ve götürdükleri, bir kadının hayatı nasıl zehir edeceği ve bir kadının bataklıktan sizi nasıl kurtarabileceği; tecrübeler var ötesinde, pişmanlıklar var, tekne ile denize yolculuklar var, okyanus ortasında yalnız başına kalmak var… Sonra yanınıza yaklaşan iki dost var… Kıyıya çıktığınızda kendinizi bulduğunuz kent var, İstanbul var içerisinde… Cepte tek kuruş yokken İstanbul’u İstanbul olarak yaşamak var… Bu hikayenin kahramanı yok sadece adı var… O da Yüzme Bilmeyen Çocuklar…
Yüzme Bilmeyen Çocuklar… Yeni bölümümüzün hangi içeriklere sahip olacağını niteleyen giriş yazımızdı. Yazıdan anlaşılacağı gibi bundan sonra sadece objektif yazılar yazmayacağız. Acılarımızı, hüzünlerimizi, mutluluklarımızı, kısacası kendi içimizde yaşattıklarımızı burada yazıya dökeceğiz. Bu yazılar (hikaye olur, şiir olur vb.) herhangi bir kaynaktan veya kişiden esinlenerek yazılmayacak, tamamen kendimize ait olacaktır…
Saygılarımızla,
Gri Sayfalar
